Kadiri Yolu

 

Üsve-i Hasene

Tasavvuf yolunda "Üsve-i Hasene" (En Güzel Örnek) olan Hz. Peygamber (s.a.v.), sadece bir rehber değil, sâlikin ulaşmak istediği kemâlatın canlı bir aynasıdır. Büyüklerin ifadesiyle, "Sünnet’e tam ittiba, vuslatın (Allah'a kavuşmanın) tek kapısıdır."

Sufilerin hayat modelinin merkezindeki Peygamber ahlakının, insanın iç dünyasına (psikolojisine) ve sosyal ilişkilerine olan etkisini büyüklerin hikmetli sözleriyle şöyle derinleştirebiliriz:


Nebevî Model: Ruhun Şifası ve Ahlakın Kemâli

Tasavvuf büyükleri, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hayat modelini yaşamayı "canlı Kur'an" olmak olarak tarif ederler. Bu modelin sâlik üzerindeki etkileri şöyledir:

1. Psikolojik Arınma ve İç Huzur (İtmi'nan)

Modern tabirle "psikolojik düzgünlük", tasavvufta "Kalb-i Selîm" ve "Nefs-i Mutmainne" olarak adlandırılır. Sünnet’e uyan bir sufinin kalbi; korku, kaygı (stres) ve dünya hırsından kurtulur.

İmam Gazâlî (r.h.) buyurur: "Kalp bir aynadır; günahlar ve kötü huylar o aynayı karartır. Hz. Peygamber’in ahlakı ise o aynayı parlatan bir ciladır. Sünnet’e her uyuşta, kalpteki bir zulmet dağılır ve yerine ilahî bir huzur (sekine) gelir."

Çıkarım: Sufi, her işinde "Resulullah olsa nasıl yapardı?" diye sorduğunda, nefsinin vesveselerinden kurtulur. Bu da zihni bir dinginlik ve sarsılmaz bir "tevekkül psikolojisi" doğurur.

2. Sosyal İlişkilerin Tatlılaşması (Hüsn-ü Muâşeret)

Sufilerin kendi aralarındaki (ihvan) ve halkla olan ilişkilerinin esası "Muhammedî Muhabbet"tir. Hz. Peygamber’in "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" hadisi, sufinin toplumsal yasasıdır.

Abdülkadir Geylânî (k.s.) der ki: "Halkın eziyetlerine katlanmak ve onlara merhametle bakmak, Peygamber mirasıdır. Kim bu mirasa sahip çıkarsa, onun insanlarla olan geçimi baldan tatlı olur. Çünkü o, karşısındakine değil, o kişideki tecelliye bakar."

* İhvan ile İlişki: Sufiler arasında "fütüvvet" (kahramanlık/cömertlik) esastır. Kardeşini kendine tercih etmek (îsar), Peygamberî bir ahlaktır ve bu, cemaat içindeki bağı kopmaz bir sevgiye dönüştürür.

3. Yolun Şartı Olarak İttiba

Büyükler, Sünnet’ten kıl payı ayrılanın hakikate ulaşamayacağını kesin bir dille ifade etmişlerdir.

Cüneyd-i Bağdâdî (r.h.) buyurur: "Bütün yollar mahlukata kapalıdır; ancak Resulullah’ın (s.a.v.) izinden giden, O’nun Sünnet’ine uyan ve O’nun yolunu takip edenlere kapılar açılır."

Bâyezid-i Bistâmî (k.s.) bir gün havada uçan bir adam görür ama o adamın mescide girerken sünnete uymadığını (sol ayağıyla girdiğini) fark edince şöyle der: "Şeriatın bir edebini gözetmeyene ilahî sırlar emanet edilmez. Havada uçsa da ona itibar etmeyin!"


Bu Olgunlaşma Süreci Sâlike Ne Kazandırır?

1. Varlıkla Barışıklık: Peygamberi model alan kişi, bitkiden hayvana, mümininden kâfirine kadar tüm yaratılmışlara şefkat nazarıyla bakar. Bu, kişinin dünyadaki "yabancılaşma" duygusunu yok eder.

2. Öfke Yerine Hilm: Nefsinin peşinde giden çabuk öfkelenir. Peygamber modelini yaşayan sâlik ise "Hilm" (yumuşak huyluluk) sahibi olur. Bu da ilişkilerdeki gerginliği bitirir.

3. Gerçek Mutluluk: Tasavvuf ehli mutluluğu eşyada değil, Allah'ın rızasında arar. Peygamber’in fakr (ihtiyaçsızlık) ve şükür halini kuşanan kişi, en kısıtlı imkanlarda bile dünyanın en mutlu insanı olur.

Özetle: Sufi için Hz. Peygamber’e benzemek bir taklit değil, bir "tahkik" (gerçekliğe erme) meselesidir. O’nun gibi yaşadıkça ruh nefes alır, psikoloji düzelir ve insanlarla olan ilişkiler bir "gül bahçesine" döner.

Hz. Mevlânâ’nın dediği gibi: "Ben sağ olduğum müddetçe Kur'an'ın kölesiyim; Muhammed Muhtar'ın (s.a.v.) yolunun tozuyum..."



Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar