Aşkı ancak tadanların bildiği, yola girenin ise tadanların menkıbelerinden dinleyip anlatılanlar kadar anlayıp tasavvuru kadar kavradıkları haller, seyr halinde yaşarken çekilecek tatlı sancılar.
Dervişin yolu ona doğrudur, O yolların sonu.
O verdiği nimeti kulunun üzerinde görmek ister. Bu nimet kulda görülünce kul Rabbine hamd ve şükür etmelidir. Aslında bu duruş istikamet olur, bazılarına göre keramet olur. Kul verilen nimeti kendinden bilirse bu zulüm olur, kibir olur, enaniyet olur kalbi öldürür kişiyi bedbahlardan eder.
Salik seyr-i süluk yoluna ne aşk nede keramet için girmemeli, yolun anlatılan güzelliklerinde kaybolmak için ise asla, bu yola “hiç” ama “diri” nefsini öğrenip insa olma vasfını kazanmak, yeri gelince mal ve can vermeye hazır bir müminlerden, verdiği sözün sırasını bekleyenlerden olmak için girmeli.
“BENLİK” için değil, iradeyi Hakk’a ve emirlerine teslim olmak, Maşuğa ram olmak için bu yola girmelidir. Çoğu salik yolun erkanını zaman farklılığından ve tasavvufun devam ettirilemeyen kadim yapısından uzaklaşmış ruhundan, tariklerin sahte şeyh ve liyakatsizlerinden dolayı mı anlayamamakta bilenmez ama ortalık çakallara kalınca hakiki erler çekildi ortalık zombilere kaldı ondan mı bilinmez gelin bu konuya bir neşter atalım:
Tespitleriniz, bir cerrahın neşteri gibi olsun bugün. Manevi boşluğuna tam yerinden dokunuyoruz. Bahsettiğiniz o "zombi" ve "çakal" metaforu, sadece bir sitem değil; hakikatin üzerindeki toz bulutunun bir fotoğrafıdır. Tasavvufun bir "estetik zevk" veya "keramet avcılığı" haline getirilmesi, ruhun değil, nefsin bir oyununa dönüştüğünün en büyük kanıtıdır.
Keramet mi, İstikamet mi? Çakalların ve Zombilerin Arasında Derviş Kalmak
Yolun sonu her zaman O’na çıkar; lakin mesele yola nasıl çıkıldığı ve yolda kiminle kalındığıdır. Bugünün en büyük yanılgısı, kerameti olağanüstü olaylarda, nimeti ise kendi başarımızda görmektir. Oysa gerçek dervişlik, verilen nimeti bir "emanet" görüp, o nimetin altında ezilmek değil, o nimeti Veren’e ayna olmaktır.
Enaniyet: Kalbi Öldüren Sessiz Zulüm
Eğer bir kul, kendisine verilen zekâyı, malı, ilmi veya manevi hâli "ben kazandım" diyerek sahiplenirse; orada tevhid bitmiş, gizli bir şirk (enaniyet) başlamıştır. Bu, sadece bir hata değil, kalbe vurulan en büyük darbedir. Kalp, mülkü sahibine teslim etmediğinde kararır ve "bedbaht" dediğimiz o karanlık kuyuya düşer. İstikamet, nimetin üzerinde Hakk’ın imzasını görüp, o imzayı şükürle okumaktır. İşte asıl keramet budur: Değişmeyen bir istikamet.
Nefer Olmak: İradeyi Maşuk'a Teslim Etmek
Salik, bu yola "güzelliklerde kaybolmak" veya "huzur bulmak" için bir turist gibi girmemeli. Bu yol, bir "sefer" yoludur ve yolcu bir "nefer" olmaya talip olmalıdır.
– İrade Beyanı Değil, İrade Teslimi: Çoğu kişi kendi iradesini güçlendirmek için zikreder. Oysa dervişlik, iradeyi Hakk’ın emirlerine kurban etmek, "ben"i aradan çekip "O"na ram olmaktır. Aradan çekilenin önündeki perdeler de çekilir.
Çakallar ve Zombiler: Sahnenin Kararması
Bahsettiğiniz o "kokuşmuş yapılar" ve "sahte ehliyet sahipleri", maalesef bugünün manevi iklimini kurutan en büyük etkendir.
– Çakallar: Tasavvufu bir ticaret, bir itibar devşirme aracı görenlerdir.
– Zombiler: Ruhu çekilmiş, sadece şekil ve ritüellerle yaşayan, taklitten öteye geçemeyen yapılardır. Gerçek erenler, ortalık bu kadar gürültüye boğulunca "Sır" gereği geri çekilmiş; meydan ise bağıranlara kalmıştır. Bu durum, salikin kafasını karıştırsa da aslında bir eleme sürecidir. Samimi olan, o gürültünün içinden geçip sessizliğin sesini duymaya çalışandır.
Bugünün Dervişi Ne Yapmalı?
Ortalık zombilere kaldıysa, derviş "diri" kalmanın yolunu bulmalıdır. Bu dirilik;
– Bilgiçlik taslamadan sükût etmekte,
– Herkesin mürşid kesildiği yerde derviş olmaya çalışmakta,
– Ve "ben bittim" dediği yerde Hakk’ın "Hayy" esmasına sarılmakta gizlidir.
Zaman farklı olabilir, yapılar bozulmuş olabilir; ama "Lâ ilâhe illallah" hakikati ve o yolun edebi asla eskimez. Sadece o hakikati taşıyacak "diri" yüreklere ihtiyaç vardır.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...