Ey can, gönül heybene öyle derin, öyle sarsıcı bir hakikat bırakıyorum ki... Bu okuyacağın menkıbe, genellikle bir "salih zat" veya bazı rivayetlerde Hz. Osman (r.a.) ile ilişkilendirilen, ölüm anında perde kalktığında amellerin karşılığını gören bir insanın o muazzam hayıflanmasını anlatır.
İşte o an, "Gözlerin keskinleştiği" (Kaf, 22) ve her zerre iyiliğin dağ gibi göründüğü o demin hikayesi:
Ölüm Döşeğindeki "Dört Keşke" ve Büyük Pişmanlık
Bir zat, sekerat halindeyken (ölüm döşeğinde), yanındakilerin hayret dolu bakışları arasında peş peşe dört defa "Keşke!" diye feryat eder:
"Keşke uzak olsaydı!"
"Keşke yeni olsaydı!"
"Keşke tam olsaydı!"
"Keşke ağır olsaydı!"
Ruhunu teslim ettikten sonra, bu halleri merak eden dostları rüyalarında veya manevi bir işaretle bu dört feryadın hikmetini şöyle öğrenirler:
1. "Keşke Uzak Olsaydı!" (Adımların Ecri)
O zat, hayatı boyunca camiye giderken attığı her adımın karşılığında kendisine ne büyük köşkler ve makamlar hazırlandığını o an görür. Eviyle cami arası o kadar da uzak değildir. O muazzam mükafatı görünce der ki: "Keşke evim camiye daha uzak olsaydı da, daha fazla adım atsaydım ve bu makamlar daha da artsaydı!"
2. "Keşke Yeni Olsaydı!" (Eskimiş Hırkanın Nuru)
Bir kış günü, yolda titreyen bir garibe üzerindeki eski hırkasını çıkarıp vermiştir. Ölüm anında, o eski hırka sebebiyle kendisine giydirilen nurdan elbiseleri ve cennet kaftanlarını görür. O anın heyecanıyla iç çeker: "Keşke o verdiğim hırka eski değil de yeni olsaydı, o zaman bana neler giydirilirdi!"
3. "Keşke Tam Olsaydı!" (Yarım Ekmeğin Bereketi)
Zamanında kapısına gelen bir açla, elindeki yarım ekmeği paylaşmıştır. O yarım ekmeğin, ahirette önüne nasıl bir ziyafet sofrası olarak kurulduğunu müşahede edince pişmanlıkla inler: "Keşke o gün ekmeğin yarısını değil de tamamını verseydim!"
4. "Keşke Ağır Olsaydı!" (Taşınan Yükün Şerefi)
Bir gün yolda giderken, yükü ağır olan birinin yüküne omuz vermiş, kısa bir mesafe ona yardım etmiştir. Bu küçücük yardımın, mizanında ne kadar ağır bir sevap kefesi oluşturduğunu görünce der ki: "Keşke o gün taşıdığım yük daha ağır olsaydı ve daha uzun süre taşısaydım!"
Bugünün Yolcusuna Hikmetli Aynalamalar
Bu menkıbe, senin o "pervane" misalinle birleşince bize şu dersleri fısıldıyor:
- Küçük Amel Yoktur: Bizim "küçücük bir iş" dediğimiz şey, o büyük mahkemede dağlar kadar yer kaplıyor. Bir adım, bir lokma, bir eski hırka...- İhlasın Gücü: O zatı kurtaran amellerin büyüklüğü değil, tam da senin dediğin gibi; "Allah der yaşarız" diyerek yaptığı işlerdeki o samimiyetidir.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...