KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Allah Korkusu

Allah Korkusu (Havfullah-Haşyetullah): Hikmetin Başı ve Gönüllerin İlacı
İslam ahlak ve tasavvuf düşüncesinde Allah korkusu (havfullah-haşyetullah); bir çaresizlik, ürkeklik veya korkaklık değildir. Aksine kulun, Yüce Yaratıcı’nın azametini, celalini ve sevgisini kaybedebileceği endişesini derinden hissederek O’na sığınmasıdır. Dinde her kemalâtın ve manevi yükselişin ilk eşiği, Allah korkusudur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) bu hakikati, "Hikmetin başı Allah korkusudur" (İbn Hibbân) buyurarak tescillemiştir.

1. Asr-ı Saadet ve Seleften Haşyet Sahneleri
Kur’ân ayetlerinin taşıdığı ilahi ağırlık, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) rahlesinde yetişen ilk nesilde ve müteakip alimlerde derin fiziksel ve ruhsal tesirler bırakmıştır:
* Ayette Sükût Eden Genç Sahabi: Bir gün Hz. Peygamber kıraat halinde olan genç bir sahabinin yanından geçiyordu. Genç, "Gök yarılıp da yağ gibi eriyip kızaran bir gül rengine büründüğü zaman..." (Rahmân, 37) ayetine gelince, dehşetle tüyleri ürperdi ve "Kıyamet günü halim ne olacak?" diye hıçkırıklara boğuldu. Efendimiz bu ihlası, "Sen ağlarken melekler de ağlamaya başladı" müjdesiyle taçlandırdı.

* Melekleri Ağlatan Gece Namazı: Medineli bir sahabi, gece namazının ardından "Cehennem ateşinden Allah'a sığınırım!" diyerek gözyaşı döktü. Hz. Peygamber ona, "Sen bugün melekleri bile ağlattın" buyurdu.

* Sırat Endişesi: Abdullah b. Ravâha (r.a.) ağlarken, eşi de ona bakarak ağlamaya başladı. Nedenini sorduğunda eşi, "Seni ağlatan şey beni de ağlatıyor" dedi. İbn Ravâha içindeki haşyeti şöyle döktü: "Sırat köprüsünden geçebilecek miyim, yoksa cehenneme mi düşeceğim bilmiyorum. Bu belirsizlik yüzünden ağlarım."

* Ayet Karşısında Can Verenler: Tâbiîn neslinin büyüklerinden Zerâre b. Evfâ, mescidde namaz kıldırırken "Sûra üflendiği zaman..." (Müddessir, 8) ayetine geldiğinde kalbi bu heybete dayanamadı ve secdede ruhunu teslim etti. Huleyd Hazretleri ise "Her nefis ölümü tadacaktır" (Âl-i İmrân, 185) ayetini namazda o kadar çok tekrar etti ki, evinin köşesinden (muhtemelen cinden bir hatif) "Bu okuyuşundan dolayı cin taifesinden dört tanesi öldü, yeter!" diye ses geldi. Bir başka olayda da bir zat, "Hak olan Rablerine döndüklerinde..." (En'âm, 62) ayetini duyunca bir nara atıp çırpına çırpına can verdi.

* Güneş ve Ayın Ağlaması: Abdullah b. Ömer (r.a.), haşyetinden o kadar çok ağlardı ki gözleri zayıflamıştı. Onun bu halinden ürperen bir yabancıya şöyle demiştir: "Benim ağlamama neden şaşıyorsun? Gerçekte Allah korkusundan güneş ve ay bile ağlar."

2. Büyüklerin Dilinden Havfullahın Hakikati
İslam irfan geleneklerinin mimarları, bu korkunun insanı kötülükten koruyan manevi bir muhafız olduğunu belirtmişlerdir:
Fudayl b. Îyâz: "Allah korkusu, daima insanı hayra çekip götüren sarsılmaz bir rehberdir."
Şiblî Hazretleri: "Allah korkusu içime düştüğü an, kalbime öyle feyiz ve hikmet kapıları açılıyor ki tarif edemem. Diğer zamanlarda kendimde bu derinliği bulamıyorum."
Yahya b. Muâz: "Biçare insan! Eğer dünyalık yoksulluktan ve hayat sıkıntısından korktuğu kadar cehennemden korksaydı, doğrudan cennete giderdi."
Ebû Süleyman ed-Dârânî: "Bir kalpten Allah korkusu her geçen gün azalıp gidiyorsa, o kalp zamanla harap olur."

3. Gözyaşının Maddi ve Manevi Sırrı
Nebevî hitaplar, Allah korkusuyla akan gözyaşlarının ahirette cehennem ateşine karşı en büyük kalkan olduğunu müjdelemektedir:
* İki Korku Bir Araya Gelmez: Hadis-i kudsîde Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Ben kulumda iki korkuyu bir araya getirmem, iki emniyeti de bir anda vermem. Eğer dünyada benden gafil olup emin olmuşsa, ahirette ona korku veririm. Dünyada benden korkmuşsa, ahirette onu korkusuz ve emin kılarım." (İbn Hibbân).

* Her Şeyin Ondan Korkması: Hz. Peygamber buyuruyor: "Allah'tan korkandan her şey korkar. Allah'tan başkasından korkanı ise her şey korkutur."

* Sinek Başı Kadar Yaş: "Allah korkusundan dolayı bir gözden sinek başı kadar da olsa bir yaş çıkar da yüzü ıslatırsa, Allah o yüze cehennem ateşini haram eder." (İbn Mâce).

* Ağaçtan Dökülen Yapraklar Gibi: "Müslümanın kalbi Allah korkusuyla titrerse, günahları ağacın yaprakları gibi dökülür."

* Sütün Memeye Dönmesi Gibi: "Kim Allah korkusuyla gözyaşı dökerse, onun cehenneme girmesi sağılmış sütün tekrar memeye girmesi kadar imkansız hale gelir." (Tirmizî).

* En Sevimli İki Damla: "Allah katında en sevimli iki damla; O’nun yolunda akıtılan kan damlasıyla, O’nun korkusuyla akıtılan gözyaşı damlasıdır." (Tirmizî).

* Arşın Altındaki Yedi Kişi: Mahşer gününde Allah'ın kendi gölgesinde barındıracağı yedi sınıf insanın ilki, "Yalnız başına kaldığında Allah'ı zikredip gözlerinden yaş boşanan kimsedir." (Buhârî).

4. Gözyaşını Muhafaza Eden İncilikler
* Dil Emniyeti: Akabe b. Âmir (r.a.) Efendimize sordu: "Kurtuluş yolu nedir?" Hz. Peygamber: "Diline sahip ol, evini genişlet (fitneden uzak dur) ve günahların için ağla!" buyurdu.

* Hesapsız Cennetlikler: Hz. Âişe vâlidemiz, "Ümmetinin içinde hesapsız kitapsız cennete girecek olan var mıdır?" diye sorunca, Efendimiz: "Günahlarını hatırladıkça gözyaşı dökenlerdir" cevabını verdi.

* Ağlar Gibi Yapmak: Hz. Ebû Bekir, kalbin yumuşaması için şöyle tavsiye eder: "Ağlayabilen ağlasın, ağlayamayan da zorlayarak ağlar gibi yapsın (tebâkî etsin)." Muhammed b. Münkedir ise gözyaşlarını yüzüne sürer ve "Bu yaşın değdiği yeri cehennemin yakmayacağına dair hadis duydum" derdi. Sabit el-Benânî’ye göz doktoru "Ağlamayı bırakırsan gözünü tedavi ederim" deyince, Sabit: "Ağlamayan gözde hayır yoktur" diyerek reddetmiştir.

* Ateş Deryalarını Söndüren Damla: Yezid b. Meysere, ağlamanın sevinç, keder, korku, neşe, cinnet ve acı gibi yedi sebebi olduğunu saydıktan sonra şöyle der: "İşte bunların içinde saf Allah korkusundan akan tek bir damla gözyaşı, cehennemin ateş deryalarını söndürür." Ka’bül Ahbâr da şunu ekler: "Allah korkusundan akan gözyaşlarının yanaklarımı ıslatması, benim için dağlarca altını sadaka vermekten daha sevimlidir."

5. Beynel Havfi ve'r-Recâ: Korku ile Ümit Arasındaki Denge
Mümin, sadece korkunun pençesinde kıvranıp helak olmamalı; korku (havf) ile ümidi (recâ) kalbinde eşit bir terazi gibi taşımalıdır. Kişi günahlarına bakıp titremeli, fakat Allah'ın rahmetinin her şeyi kuşattığını (A'râf, 156) asla unutmamalıdır.
Bu muazzam dengeyi Hz. Ömer (r.a.) şu meşhur sözüyle ilan etmiştir:
"Kıyamet günü, 'Bir kişi hariç herkes cehenneme atılacak' diye nida edilse, Allah'ın rahmetinden dolayı 'Acaba o kurtulan bir kişi ben miyim?' diye umardım. Ve eğer 'Bir kişi hariç herkes cennete girecek' diye nida edilse, amellerimin kusurundan dolayı 'Acaba o cehenneme gidecek bir kişi ben miyim?' diye korkardım."
Ölüm Anında Ümide Sarılmak
Hayat boyu korku ile ümit dengede gitmelidir ancak ölüm döşeğinde kul, ümidini (recâ) en zirveye çıkarmalıdır. Kul, alemlerin Rabbine kavuşurken O’nun azabını değil, affını ve keremini düşünmelidir.
* Hüsn-i Zan Emri: Hz. Peygamber (s.a.s.) vefatına yakın şöyle buyurmuştur: "Sizden biri ölürken mutlaka Allah Teâlâ’ya karşı hüsn-i zan (güzel beklenti) beslemeli ve O’nun rahmetinden ümitli olarak ölmelidir." (Müslim). 

* İmam Ahmed'in Son Vasiyeti: Sünnetin muhafızı İmam Ahmed b. Hanbel vefat edeceği sırada oğlu Abdullah’ı yanına çağırmış ve "Oğlum, şimdi bana Allah Teâlâ’nın rahmetini, affını ve müjdesini anlatan, ümidimi çoğaltan hadisleri oku" demiştir. Bu, kulun Rabbine boyun bükmüş ama O'nun mağfiretinden emin bir şekilde kavuşma arzusunun en asil göstergesidir.
Özetle; Allah korkusu kulun rotasını koruyan direksiyon, Allah’ın rahmetine olan ümit ise onu menzile ulaştıran yakıttır. Mümin, korkuyla haddini bilen, ümitle genişleyen insandır.

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU