Heybenin derinliklerinden bugün, modern insanın "estetik" ve "vitrin" kaygısı arasında nefessiz kaldığı bir çağda, ruhu en çok ferahlatacak olan "Gönül Gözüyle Bakmak ve İnsana Değer Katmak" güzelliği çıkıyor.
Bu güzellik; dış görünüşün ardındaki saklı hazineyi bulup çıkarma ve bir insanı sadece var olduğu için "biricik" hissettirme sanatıdır.
"Pazar Yerindeki Saklı Mücevher: Zahir"
Bugün ne yazık ki insanların değerini üzerindeki kıyafetin markasıyla, kullandığı telefonun modeliyle veya sosyal medyadaki takipçi sayısıyla ölçer hale geldik. Dışarıdan "göze hitap etmeyen" veya maddi imkanları kısıtlı olanları görmezden geliyor, kalabalıklar içinde onları yalnızlığa mahkum ediyoruz. Güzelliği sadece simetride ve lükste ararken, en büyük güzelliği, yani "insan ruhunu" ıskalıyoruz. Peki, Gönüllerin Sultanı (sav), kimsenin dönüp bakmadığı birine nasıl bakardı?
Asr-ı Saadet’ten Kesit: "Paha Biçilemeyen Köle"
Zahir bin Haram, çölde yaşayan, kendi halinde, görünüş itibariyle pek gösterişli olmayan ama yüreği sevgiyle dolu bir sahabeydi. Medine’ye geldiğinde Efendimiz’e (sav) çölden hediyeler getirir, Efendimiz de ona şehir hediyeleri verirdi. O (sav), Zahir için şöyle buyururdu: "Zahir bizim çölümüz, biz de onun şehriyiz."
Bir gün Zahir, pazarda sattığı malların başında yorgun argın dururken, Efendimiz (sav) sessizce arkasından yaklaştı ve kollarını Zahir’in gözlerini kapatacak şekilde arkadan doladı. Zahir: "Kim bu? Bırak beni!" diye çabalarken, arkasındakinin Efendimiz (sav) olduğunu fark edince sırtını o mübarek göğse daha da yasladı.
Efendimiz (sav) şaka yollu çevredekilere seslendi:
"Bu köleyi kim satın almak ister?"
Zahir, hüzünlü ve boynu bükük bir şekilde: "Ya Resulullah, o zaman benim gibi değersiz bir malın elde kalacağını göreceksiniz" dedi. İşte o an, kıyamete kadar her kalbe şifa olacak o cevap geldi:
"Hayır ya Zahir! Sen Allah katında hiç de değersiz değilsin. Sen Allah katında çok pahalısın!"
Hissedilecek Hikmet: "Kalp, Allah'ın Nazargahıdır"
Bu tablodaki hikmet şudur: İnsanın kıymeti, başkalarının ona biçtiği fiyatta değil, Yaratan'ın ona verdiği değerdedir. Efendimiz (sav) bize öğretmiştir ki; bir insanı şaka yaparak kucaklamak, onunla pazar yerinde şakalaşmak ve ona "Sen değerlisin" demek, dünyadaki tüm hazinelerden daha kıymetlidir.
Edeple edeplenmek; kimsenin görmediği, dışladığı veya "sıradan" bulduğu bir insanın kalbindeki cevheri fark edip onu onore etmektir. Birini "pahalı" kılan şey, üzerindeki ipekler değil, ruhundaki samimiyettir. Bugün hayatımıza bu ahlakı; çevremizde sessiz sedasız duran, dikkat çekmeyen bir dostumuza özel bir ilgi göstererek ve ona bizim için ne kadar değerli olduğunu hissettirerek taşıyabiliriz.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...