Küresel Satranç: Güç Odakları, Vekil Güçler ve İllüzyonlar
Tarihin en büyük kart dağılımı sürecinden geçiyoruz ve küresel güç dengeleri yenileniyor ve kökten sarsılıyor. Emperyalist yapılar artık sadece kaba birer jandarma değiller; sömürgelerini finans, yapay zekâ, dijital algılar ve enerji koridorları üzerinden dizayn eden sofistike birer mühendis gibi çalışıyorlar.
Türkiye gibi merkez üs olmaya aday yeni bölgesel güçlerin dışarıda başını kaldırmaması için, küresel "gizli eller" ve üst akıllar iç siyaseti vekil güçler (proxy), fonlanan maşalar ve medya manipülasyonlarıyla kilitlemeye çalışıyor. Emperyalizmin en kadim kuralı tıkır tıkır işletiliyor: İçeriyi karıştır ki, dışarıya müdahil olamasın.
Ancak bu karanlık kurgunun içinde, insanlığın kaderini değiştiren ilahi bir kırılma yaşandı: Gazze.
Gazze: Yıkılan Algılar ve Uyanan Gönüller
Yıllardır sinema, medya ve akademi eliyle inşa edilen "dokunulmaz İsrail" ve "antisemitizm koruması" algısı Gazze’deki sarsılmaz iman karşısında tamamen çökmüştür.
— Dünyanın her meydanında vicdan sahibi insanlar, devletlerinin ikiyüzlü politikalarına rağmen İsrail’i ve küresel sermayeyi lanetlemektedir.
— Batı’da, her türlü konfora sahip modern insan; evladının parçalarını torbaya koyarken dahi "Hasbünallahu ve ni'mel vekil" (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) diyen Gazzeli annenin, babanın imanını hayretle izlemektedir.
— Bu sarsılmaz duruş, insanlığı Kur’an’ı ve İslam’ı yeniden araştırmaya iten muazzam bir hidayet dalgasına yol açmıştır. Küresel sistemin "terör" olarak kodlamaya çalıştığı din, bugün batı sokaklarında insanlığın tek umudu ve adalet sığınağı olarak yükselmektedir.
"Biz Bu Değiliz": Eleştirerek Değil, Külü Üfleyerek Başlamak
Sokaklarımızın Fatiha’yı dahi bilmeyen, bencil, maddeci ve küresel kültürün esiri olmuş kitlelerle dolduğu tespiti can yakıcı bir gerçektir. Ancak reçeteniz, nebevi metodun ta kendisidir: "Ona karşıyız, buna karşıyız" diyerek öfke diliyle değil, küllenmiş imanın üzerindeki külü üfleyerek başlayacağız.
Sürekli birilerini kınamak, nefret üretmek ve insanları dışlamak sadece o münafık kadroların ve karanlık yapıların ekmeğine yağ sürer.
— Müslümanların ilk görevi, yönünü şaşırmış bu topluma hırpalamadan, şefkatle doğru yönü pusulayla göstermektir.
— Biz insanlığa, sömürülen kitlelere, aç bırakılan Afrika'ya ve bombalanan Ortadoğu'ya şefkatle "Biz bu değiliz, hakiki insanlık bu değil" diyerek İslam'ın adaletini pratik hayatımızla göstermek zorundayız.
— Al-i İmran ve Bakara surelerinde buyrulan "Vasat (aracı/dengeleyici) ve hayırlı bir ümmet" olma vasfı, sadece namaz seccadesinde kazanılmaz; yeryüzünde zulme karşı adalet barikatı kurarak kazanılır.
Akbaba, Çocuk ve "Beşli" Dünya Tiyatrosu
1993 yılında Sudan’da o küçük kız çocuğunun arkasında bekleyen akbabanın fotoğrafını çekip ödül alan, sonra da vicdan azabından intihar eden Kevin Carter’ın o meşhur karesinden beri dünyada hiçbir şey değişmedi. Çünkü sistemi yöneten eller aynı.
Bugün dünyada kağıt üzerinde 197 devlet var. Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki 5 daimi üyeden biri (özellikle ABD) "hayır" dediği anda, milyonlarca insanın katledilmesini önleyecek hiçbir karar alınamıyor. Bu, insanlığın yüz karası bir tiyatrodur, adaletin katlidir. "Dünya 5'ten büyüktür" iradesi, tam da bu tevhidi adaletsizliğe başkaldırının siyasi dilidir.
Yeniden Diriliş: Tevhidin İkamesi
Cahiliye devri bitti sananlar, modern cahiliyenin insanlığı nasıl köleleştirdiğini görmeyenlerdir. Afrika’yı aç bırakan, Ortadoğu’yu kana bulayan küresel çetelere karşı insanlığın yegane kurtuluş reçetesi Tevhiddir.
Tevhid, sadece Allah'ın birliğine inanmak değil; Allah’tan başka hiçbir gücün önünde eğilmemek, rızkı da canı da O’ndan bilip zalimlerin ekonomik ve askeri gücüne meydan okuyabilmektir. Bu iman yeniden ayağa kalktığında, insanlık kölelikten kurtulacak, huzur ve adalet yeryüzüne hakim olacaktır.
Bu uyanış, bu muazzam diriliş ancak ve ancak Rabbimizin yardımı, inayeti ve hidayeti ile olacaktır. Kul olarak bize düşen, o şanlı mirasa sahip çıkıp, külün altındaki kor ateşi harlamaktır.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...