Mücahede Ve Rükünleri
NEFİS TERBİYESİNİN YOLU
Cenâb-ı Hak buyurur:
“Bizim uğrumuzda mücahede edenlere elbette yollarımızı gösteririz.” (Ankebût, 69)
Bu âyet açıkça göstermektedir ki Allah’a ulaştıran yolların kapısı mücahede ile açılır. Mücahede kulun kesbi, hidayet ise Allah’ın ihsanıdır. Ancak her ikisi de ilâhî tevfik ve yardım olmadan gerçekleşmez. Bunun içindir ki kul, her namazda: “Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden yardım dileriz” diyerek hem gayretini hem acziyetini birlikte ikrar eder.
Mücahede – Hidayet – Takva Zinciri
Mücahede → Hidayet → Takva şeklinde bir manevî silsile vardır.
Cenâb-ı Hak: “Hidayeti kabul edenlerin hidayetini artırmış ve onlara takvalarını vermiştir.” (Muhammed, 17) buyurur. Buna göre: Mücahede, seyr-i ilallahın sahih başlangıcıdır. Hidayet, bu gayretin ilâhî karşılığıdır. Takva, hidayetin kalpte kökleşmiş hâlidir. Rasûlullah (ﷺ): “Mücahid, Allah için nefsiyle cihad eden kimsedir.” buyurarak bu hakikati özetlemiştir.
MÜCAHEDENİN MERHALELERİ
1. İmanla Başlayan Mücahede
Mücahede, Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in (ﷺ)O’nun Rasûlü olduğuna imanla başlar. İman bazen çevreye rağmen yaşanır ve bu başlı başına büyük bir mücahededir.
2. Farzlarla Devam Eden Mücahede
Namaz, oruç, zekât, hac; helâl kazanç, evlilik, sıla-i rahim, anne-babaya iyilik gibi farzlar mücahedenin ana gövdesidir. Her kul, kendi şartlarına göre “vaktin farzı” ile mükelleftir.
3. Nafilelerle Derinleşen Mücahede
Zikir, Kur’an tilaveti, dua, itikâf, oruç ve nafile ibadetler mücahedenin kalbi boyutunu güçlendirir.
MÜCAHEDENİN DÖRT RÜKNÜ
Tasavvuf büyükleri mücahedenin dört temel rüknünden bahseder:
1. Uzlet (Az İhtilat)
Asıl olan salihlerle birlikte olmaktır. Ancak: Fitne zamanlarında, Kalbi korumak için, Nefsi terbiye etmek maksadıyla geçici ve ölçülü uzlet, mücahede için bir ilaçtır. İbn Atâullah el-İskenderî şöyle der: “Tefekküre ulaştıran uzlet kadar kalbe faydalı bir şey yoktur.” Uzlet gaye değil, tedavidir. Bir farzı terk ettiriyorsa caiz değildir.
2. Samt (Susmak)
Dil, nefsin en hızlı işleyen uzvudur. Rasûlullah(ﷺ) buyurur: “Allah’a ve âhiret gününe iman eden hayır söylesin ya da sussun.” Susmak: Günaha giden yolları kapatır, Kalbi saflaştırır, Hikmetin kapısını aralar. Ancak susmak da ölçülüdür. Emr-i bil ma‘ruf ve nehiy ani’l-münker gereken yerde susmak haramdır.
3. Açlık (Az Yemek – Oruç)
İslâm’da: İhtiyaç kadar yemek farz, Doyuncaya kadar mubah, İsraf haramdır. Rasûlullah (ﷺ) buyurur: “İnsana birkaç lokma yeter. Olmazsa midenin üçte biri yemek, üçte biri içmek, üçte biri nefes içindir.” Açlık: Şehveti kırar, Kalbi inceltir, Nefsi uysallaştırır. Bu sebeple oruç, mücahedenin en güçlü ilaçlarındandır.
4. Uykusuzluk (Seher Vakti)
Gece ibadeti Kur’an’da özel olarak övülür: “Gece kalkışı, nefse daha tesirli ve sözce daha sağlamdır.” (Müzzemmil, 6) Uykusuzluk amaç değil, ibadetin vesilesidir. Haramla veya boş işlerle geçirilen uykusuzluk değersizdir. Seher: Kalbi diriltir, Duayı makbul kılar, Gafleti dağıtır.
RÜKÜNLERİN BİRBİRİYLE İLİŞKİSİ
Çok yiyen çok uyur, Çok konuşan kalbi karartır, Uzletsiz seher zorlaşır. Bu dört rükün, bir bütün hâlinde nefsi terbiye eder.
RUHÎ DEVRELER VE 40 GÜN MESELESİ
Tasavvufta belli sürelerle (çoğu zaman 40 gün) yapılan ruhî devreler vardır. Bu süre: Az ihtilat, Az yemek, Az konuşmak, Ölçülü uykusuzluk, İbadet, ilim ve zikirle geçirilirse kalpte büyük dönüşümler meydana gelir. Rasûlullah (ﷺ) buyurur: “Allah’ın malı pahalıdır; Allah’ın malı Cennet’tir.” Bu yol emek ister, sabır ister, mücahede ister.
Mücahede: Nefsi yok etmek değil, Onu Allah’a itaat eder hâle getirmektir. Uzlet, susmak, açlık ve seher: Amaç değil, Kalbin ıslahı için ilaçtır. Bu ölçülerle yürüyen kimse: Takvaya ulaşır, Hidayet üzere sebat eder, Kalbi selâmete erer.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...