Hanefî mezhebinin zirve şahsiyetlerinden biri olan, ilmi kudreti kadar karakteri ve hür düşüncesiyle de hayranlık uyandıran İmam Serahsî’nin hayatı, eserleri
Şemsü’l-Eimme es-Serahsî: Zindandan Doğan Bir İlim Güneşi
Asıl adı Ebû Bekir Muhammed b. Ahmed b. Ebû Sehl es-Serahsî (v. 483/1090), İslâm hukuk tarihinin en büyük Hanefî fakihlerinden biridir. "İmamların Güneşi" lakabıyla anılan, Hanefî fıkhını sistematik bir yapıya kavuşturan dâhi bir hukukçudur. Aynı zamanda onun mezhep içindeki otoritesini ve ilmî derinliğini ifade eder. Onun hayatı, ilmin baskıya boyun eğmeyişinin en somut örneğidir.
1. Hayat Hikâyesi: Çukurda Geçen On Beş Yıl
Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Mâverâünnehir bölgesinde (bugünkü Orta Asya coğrafyasında), Serahsî, Türkistan’ın Serahs şehrinde doğduğu kabul edilir. Yaşadığı dönem, Hanefî fıkhının sistemleştiği ve usûl-fürû ayrımının olgunlaştığı bir ilim çağının zirvesidir. Serahsî, İmam Muhammed eş-Şeybânî’nin çizgisini takip eden Hanefî ekolünün güçlü bir temsilcisidir. Hocaları arasında dönemin büyük fakihleri yer alır. Özellikle İmam Halvânî’nin en seçkin talebeside oldu. Ancak onu dünya çapında meşhur kılan, hayatının en zorlu dönemidir.
Özellikle: Fıkıh, Fıkıh usûlü, Hilâf (mezhepler arası ihtilaf), Kıyasa dayalı içtihat alanlarında derinleşmiştir. Onu diğer fakihlerden ayıran en önemli özellik, nakil ile aklı, rivayet ile dirayeti son derece dengeli kullanmasıdır.
Serahsî’nin hayatındaki en çarpıcı hadise, Dönemin Karahanlı hükümdarını haksız bir uygulaması nedeniyle (halktan alınan vergiler konusunda) sert bir şekilde eleştirince, Özkent’te bir kuyuya (zindana) hapsedildi. On beş yıl süren bu mahkûmiyet, İslam hukuk tarihinin en büyük şaheserlerinden birinin doğumuna vesile oldu. Yanında hiçbir kitap kaynağı bulunmadan, hafızasındaki bilgileri yukarıdaki talebelerine dikte ettirerek devasa eserlerini yazdı.
2. Başlıca Eserleri
Serahsî denilince akla gelen ilk eser, İslam hukukunun "anası" kabul edilen el-Mebsût'tur.
* el-Mebsût (30 Cilt): Bir hapishane mucizesidir. İmam Muhammed'in eserlerinin şerhi mahiyetindedir. Hanefî fıkhının delillerini, diğer mezheplerle mukayeseli şekilde ele alan en derin eserlerinden biridir. Dirayeti kıyas ve illet tahlilleriyle öne çıkar.
* Usulü’s-Serahsî: Hanefî hukuk metodolojisini (usul-i fıkıh) sistemleştiren en temel eserdir. Delillerin hiyerarşisi, kıyas, istihsan ve örf gibi konuları sistemli biçimde ele alır. Günümüzde dahi usûl çalışmalarının ana kaynaklarındandır.
* Şerhu’s-Siyeri’l-Kebîr: İmam Muhammed’in devletler hukuku eserine yazdığı şerhtir; uluslararası hukuk alanında bir öncüdür. İslâm devletler hukuku ve savaş hukuku açısından klasik bir başvuru kaynağıdır.
İlmi Metodu
Serahsî’nin yöntemi şu esaslara dayanır: Nassı merkeze alma, Kıyası derinleştirme, İstihsanı adalet ve maslahat ekseninde kullanma Mezhepler arası görüşleri adil biçimde değerlendirme Onun fıkhı hayattan kopuk değil, bilakis hayatın içinden doğan bir fıkıhtır.
Vefatı
İmam Serahsî, 483/1090 yılında vefat etmiştir. Hayatını ilme, adalete ve hakkı söylemeye adamış bir âlim olarak geride asırlar boyu süren bir miras bırakmıştır.
Görüşleri ve "El Kaldırma" (Ref-i Yedeyn) Meselesi
Serahsî, mezhep içinde "as’habu’t-tahrîc" (mezhep imamlarının sözlerinden yeni hükümler çıkaran) seviyesinde bir müctehiddir. Onun en dikkat çekici yönü, mezhep usulüne bağlı kalırken "hadis" gerçeğini asla göz ardı etmemesidir.
Namaza Başlarken ve Rükûda El Kaldırma Konusundaki Tavrı: "Hanefî olmasına rağmen el kaldırarak namaz kılması" meselesi, onun metodolojisini anlamak için anahtardır:
1. Kitaplarındaki Teorik Görüş: Serahsî, el-Mebsût kitabında Hanefî mezhebinin resmi görüşünü savunur. İbn Mesud rivayetlerine dayanarak, namazda başlangıç tekbiri dışında el kaldırmanın neshedildiğini (hükmünün kalktığını) ilmi delillerle ispat etmeye çalışır.
2. Uygulamadaki Tavrı: Ancak tabakat kitaplarında ve talebelerinin nakillerinde geçtiği üzere; Serahsî, rükûda el kaldırmaya dair hadislerin sayıca çokluğu ve sıhhati karşısında derin bir saygı duymuştur. Kitabında mezhebin "el kaldırılmaz" kuralını hukukî bir sistem olarak savunsa da, şahsi namazında hadisin kuvvetine binaen el kaldırdığı rivayet edilir.
3. İçtihat Mantığı: Bu bir taassup değil, "delile teslimiyet"tir. Serahsî'ye göre, mezhep bir kalıp değil, bir yoldur. Eğer sahih bir sünnet apaçık ortadaysa, müctehid bir âlimin o sünnetle amel etmesi onu mezhepten çıkarmaz; aksine mezhebin kurucusu İmam Azam’ın "Hadis sahih ise benim mezhebim odur" vasiyetine sadakatini gösterir.
Serahsî’nin Bazı Önemli Sözleri
Onun düşünce dünyasını özetleyen meşhur ifadeleri şunlardır:
"Hükümdar dahi olsa, Allah'ın haram kıldığını helal kılmaya yetkisi yoktur." (Hapse girmesine neden olan hukukî duruşu.)
"İlim, ezberlenen değil, fayda veren şeydir."
"Müçtehid, delilin peşinden gidendir; naklin kuru taklitçisi değildir."
Özetle İmam Serahsî
İmam Serahsî; zindanda ışığı olmayan bir kuyuda, sadece hafızasındaki hadis ve fıkıh birikimiyle 30 ciltlik bir hukuk ansiklopedisi yazacak kadar deha, hükümdara boyun eğmeyecek kadar cesur, mezhep görüşü ile sahih hadis karşılaştığında hadise öncelik verecek kadar insaf sahibi bir âlimdir.
Onun namazda el kaldırması, mezhep değiştirdiği anlamına değil; mezhep imamının metodolojisini kullanarak en kuvvetli sünnete (ihtiyat gereği) tutunma çabasına işaret eder.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...