Laikliği Savunuyoruz bildirgesinde "Karanlık" yakıştırmasını yapanlara karşı bir savunma değil, asıl aydınlığın nerede olduğunu gösteren bir "şuur beyanı"dır. Makaleyi, Laikliği savunuyoruz listesine imzalayanların ve onları kendilerinin tercümanı gibi görenlerin ruh aynalarını gösteren bir yazıdır.
AYDINLIĞA ALIŞAMAYANLARIN KARANLIK AYNASI
Bir Bildirinin Ötesindeki Ruh Hali Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan, 168 ismin imzasını taşıyan "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bildiri, toplumsal bir kesimi "gerici bataklık" ve "karanlık" olarak niteleyen bir üslupla yayınlandı. Bu dil, sadece siyasi bir duruşun değil, aynı zamanda bu toprakların ezeli nuruna karşı gözlerini kapatmış, karanlığa o kadar alışmış ki aydınlıktan korkar hale gelmiş bir ruh halinin yansımasıdır.
Karanlıktan Bakıp Aydınlığa Alışamayanlar
Onlar bizlere "karanlık" diyorlar. Oysa asıl karanlık; bir medeniyetin ruh köküne yabancılaşmak, kendi halkının inancını "bataklık" sanmaktır. Karanlıkta yaşamaya alışmış bir göz, güneş doğduğunda acı çeker ve onu "tehdit" görür. Bizim aydınlığımız; seher vaktinde uykusuz gözlerle edilen dualarda, zekatını veren, hak üzere hareket eden, Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin "insan-ı kâmil" ufkundadır. Bizim aydınlığımıza alışamayanların, bize "karanlık" demesi aslında kendi iç dünyalarının bir itirafıdır. Onlar, ruhlarındaki boşluğu başkalarına sıfat yakıştırarak doldurmaya çalışmaktadırlar.
Kutuplaşma Değil, Bir Duruş Meselesi
Bildiride geçen "Talibanlaştırma" veya "Orta Doğu gericiliği" gibi ithamlar, korkuyla beslenen bir zihnin hezeyanlarıdır. Bizim tarafımız bellidir: Biz, insanı eşref-i mahlukat gören, komşusu açken tok yatmayı reddeden, siyatik ağrısı çekerken bile "Hakk için ne yapabilirim?" diyenlerin tarafıyız. Bu bir kutuplaşma değil, bir saf tutma meselesidir. Onlar nefretle imza atarken, biz merhametle gönüllere dokunmayı seçiyoruz. Onlar laikliği bir dayatma kalkanı yaparken, biz İslam’ın adaletiyle herkesin hakkını korumayı savunuyoruz.
Bizim Cevabımız: İyilikle Direnmek
Kur’an-ı Kerim’in "Kötülüğü en güzel olanla sav!" (Fussilet, 34) emri, bugün bizim en büyük stratejimizdir. Bize "karanlık" diyenlere karşı biz;
* Daha çok okuyarak,
* Daha çok bölüşerek,* Daha çok güzel ahlak kuşanarak cevap vereceğiz.
Karanlıktan bakıp aydınlığa alışamayanlar, fenerle adam arayan Diyojen gibi yoruladursunlar; biz, gönlünde kandili yanmış olanın uzağı da yakını da aynı nurla gördüğünü biliyoruz. Bizim çizgimiz, karanlığın ortasında sönmeyen o bir tek mumun tarafıdır.
Gelecek, Kalbi Aydınlık Olanlarındır
Asıl gericilik, 1400 yıl önce parlayan ve çağları aşan o ilahi nuru görmezden gelip, yüzyıllık sığ ideolojilere hapsolmaktır. Asıl karanlık, halkın değerlerine "suç" muamelesi yapmaktır. Bizler, bedenimiz yorgun, uykularımız bölünmüş olsa da; hayırda, hizmette ve ilimde sabit kalarak bu erozyona göğüs gereceğiz. Onlar "karanlığa teslim olmayacağız" derken kurguladıkları bir hayaletle savaşsınlar; bizler, hakiki hürriyetin Allah’a kul olmakta olduğunu haykırmaya devam eden, kalbi aydınlık tarafız.
Güneş doğunca, karanlığa alışmış yarasa gözler elbet kapanacaktır.
Kıymetli Kardeşlerim, Bu yazı, sizin "bizim de bir duruşumuz var" haykırışınızı, karşı tarafın o kof saldırganlığını nezaketle çürüten bir dille harmanlanmıştır. Kimseye düşmanlığımız yok cahillere ve küfredenlere karşı bir duruşumuz paylaşımıdır. Bu sadece bir makale değil, aynı zamanda bir "vakar beyannamesi" dir.

Okuyunca Beyat-ı Ridvan Aklımıza geldi inşallah
ردحذفOturduk bir ağacın altında
Şehadete yemin ettik..
إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...