KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Nefret Dolu Kalbe Dokunan El

Bugün "negatif enerjiye" karşı nasıl bir "pozitif kalkan" geliştirilebileceğini gösteren, öfkeyi sevgiyle eriten o muazzam sahneyi heybemizden çıkaralım.

Bugünün güzelliği: "Nefreti Merhametle Boğmak: Kalbe Dokunan El."


"Nefreti Merhametle Boğmak: Kalbe Dokunan El"

Günlük Sahne: "Savunma ve Karşı Saldırı Refleksi"

Bugün bize biri kötü baktığında, hakkımızda kötü konuştuğunda veya bize karşı bir düşmanlık beslediğinde hemen savunma pozisyonuna geçiyoruz. "O bana böyle yaptıysa, ben de ona şunu yaparım" diyerek nefreti körüklüyoruz. Karşımızdakini alt etmeyi, onu susturmayı bir zafer sanıyoruz. Oysa bir insanı "yok etmek" kolaydır; asıl zor ve asil olan, o insanın içindeki "düşmanlığı" yok edip onu kazanmaktır. Peki, canına kast etmeye gelen birine karşı Rahmet Peygamberi (sav) nasıl bir "silah" kullanırdı?

Asr-ı Saadet’ten Kesit: Fadale ve O Mübarek Tebessüm

Mekke’nin fethi günüydü. Şehir fethedilmişti ama herkesin kalbi henüz fethedilmemişti. Fadale b. Umeyr adında bir genç, Efendimiz’i (sav) Kabe’yi tavaf ederken öldürmeye ant içmişti. Koynuna bir hançer sakladı ve niyetini gizleyerek Efendimiz’e (sav) doğru yaklaşmaya başladı.

Efendimiz (sav) onun yaklaştığını fark etti. Fadale tam hamle yapacak kadar yaklaştığında, Efendimiz (sav) ona dönüp sordu: "Nefsinden neler geçiriyorsun ey Fadale?" Fadale kem küm ederek: "Hiç... Allah'ı zikrediyordum" dedi ve yalan söyledi.

İşte tam o an, Efendimiz (sav) ne onu tutuklattı ne de korumalarına emir verdi. Sadece gülümsedi ve: "Allah’tan bağışlanma dile" buyurdu. Ardından o meşhur "Dokunuş" geldi: Mübarek elini Fadale’nin göğsüne, tam kalbinin üzerine koydu. Fadale daha sonra o anı şöyle anlatacaktır:

"Vallahi, elini göğsümden kaldırdığında, yeryüzünde O'ndan daha sevimli bir varlık kalmamıştı benim için. Oysa daha birkaç saniye önce O'ndan daha çok nefret ettiğim kimse yoktu."

Hissedilecek Hikmet: "En Büyük Güç, Yumuşaklıktır"

Bu tablodaki hikmet şudur: İnsanları yargılayarak veya cezalandırarak susturabilirsiniz ama sadece severek ve değer vererek değiştirebilirsiniz. Efendimiz (sav) bize öğretmiştir ki; öfkeyle kalkanın elini tutmak değil, o eli kalbe götürmek asıl mucizedir.

Edeple edeplenmek; bize karşı kötü niyet besleyene karşı bile "onun iyiliğini" isteyebilecek kadar yüce bir gönle sahip olmaktır. Bazen bir gülümseme, bazen samimi bir soru, bazen de sadece bir "dokunuş" (manevi veya maddi bir destek), yılların nefretini bir anda eritebilir. Bugün hayatımıza bu ahlakı; bizden hoşlanmadığını bildiğimiz birine içtenlikle selam vererek veya bize hata yapana "seni anlıyorum" diyerek taşıyabiliriz.



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU