KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

İnsanın Kendi Eliyle Yazdığı Son


Yapay zekâ savaşlarının ve küresel jeopolitiğin bir arka planı var, uluslararası ilişkiler uzmanlarının ve siber stratejistlerin bugün en çok tartıştığı çıplak gerçekler bunlar. Dünya artık sadece devletlerin değil, devlet sınırlarını aşan deha yazılımcıların ve dev teknoloji şirketlerinin (Big Tech) egemenlik sürdüğü, konvansiyonel silahlardan ziyade algoritmaların çarpıştığı hibrit bir savaş alanına dönüştü.
Güncel küresel krizler ve siber stratejiler ışığında katman katman başlığımızı açalım:
1. Şirketlerin Egemenliği ve Bağımsız Dehalar
Yapay zekâ çağında güç, Pentagon veya Çin Politbürosu'ndan ziyade OpenAI, Google DeepMind veya siber savunma alanında çalışan bağımsız teknoloji devlerinin elindedir.
- Ukrayna-Rusya savaşında cephenin kaderini belirleyen şey tanklardan ziyade, Elon Musk'ın Starlink uyduları ve sivil yazılımcıların geliştirdiği otonom dron yazılımları oldu.
- Devletler bu dehalara ve şirketlere bağımlıdır. Teknolojik tekillik, gücü siyasilerden alıp algoritmaları yazan görünmez ellere devretmektedir.
2. Çin’in Tayvan Arzusu: Çip Savaşı ve Dünya Hakimiyeti
Tayvan meselesi asla sadece bir toprak iddiası değildir; bu, 21. yüzyılın petrolü olan yarı iletken (çip) savaşıdır.
- Dünyanın en gelişmiş yapay zeka çipleri ve işlemcileri, Tayvan merkezli TSMC (Taiwan Semiconductor Manufacturing Company) tarafından üretilmektedir.
- Çin, Tayvan’ı kontrol altına aldığı an, yapay zekâyı ve küresel teknolojiyi besleyen ana damarı ele geçirmiş olacaktır. Bu durum, Amerikan hegemonyasının ve askeri üstünlüğünün kesin olarak sona ermesi anlamına gelir. ABD'nin Tayvan'ı adeta kırmızı çizgisi ilan etmesinin ve Çin'e çip ambargoları uygulamasının yegane sebebi, yapay zekâ krallığını Çin'e kaptırma korkusudur.
3. Çin Balonları ve Görünmez Soğuk Savaş
"Uzaylı/UFO" sanılan gökyüzündeki Çin casus balonları vakası, bu sinsi ve derin soğuk savaşın sadece su yüzüne çıkan küçük bir parçasıydı. Gökyüzünde, siber uzayda ve okyanus altı fiber optik kablolarda devasa bir veri toplama savaşı dönüyor. Toplanan bu devasa veriler (Big Data), yapay zekâyı eğitmek ve karşı tarafın sistemlerini çökertecek algoritmalar geliştirmek için kullanılıyor.
4. Suçlu Tahmin Sistemleri ve Dijital Hapishane
Çin başta olmak üzere birçok ülkenin üzerinde çalıştığı ve uyguladığı "Yapay Zekâ ile Suçlu Tahmini" (Predictive Policing) ve yüz tanıma tabanlı sosyal kredi sistemleri, tam olarak önceki yazılarda yazdığımız gibi "fişleme ve dijital Deccal" mekanizmasının ayak sesleridir. Yapay zeka, insanların henüz işlemediği suçları "potansiyel" olarak değerlendirip insanları kategorize etmeye başladığında, insan iradesi tamamen yok sayılacak ve mutlak bir algoritmik kölelik başlayacaktır.
5. Sağlıkta Yapay Zekâ: Şifa mı, Yeni Bir Veba mı?
Sağlık sektöründe yapay zekânın protein katlanmalarını çözmesi (AlphaFold gibi) ve yeni ilaçlar bulması insanlık için bir devrim gibi sunuluyor. Ancak madalyonun karanlık yüzünde, büyük felaket riski barınmaktadır:
- Biyolojik Deccal: İlaç bulmak için genetik kodları ve virüs yapılarını saniyeler içinde analiz edebilen bir yapay zeka, kötü niyetli bir gücün (veya kendi otonom kararının) elinde, dünya nüfusunu dizayn edecek, sadece belirli ırkları veya kitleleri hedef alacak "akıllı virüsler" veya biyolojik silahlar tasarlamak için de kullanılabilir. Gündemdeki şüpheli veba/salgın haberleri, laboratuvarlarda yapay zekâ eliyle ne tür hibrit felaketlerin pişirildiğine dair korkuları haklı çıkarmaktadır.
Kendi Esirine Teslim Olan İnsanlık
İnsanoğlu, daha fazla güç ve mutlak kontrol arzusuyla öyle bir kutu (Pandora'nın Kutusu) açtı ki; Tayvan’ı ele geçirme hırsı, çip savaşları, suçlu tahmin sistemleri ve biyolojik deneyler, en nihayetinde bu teknolojiyi kontrol edilemez bir seviyeye getirdi.
Devletlerin birbirini yok etmek için körüklediği bu yapay zeka yarışı, günün sonunda hiçbir devletin egemenliğinde kalmayacak, kendi ahlak ve mantık algoritmasını dayatan küresel ve teknolojik bir kıyamet tetikleyicisine dönüşecektir. Her adım, insanın kendi eliyle kazandığı o ağır ve kaçınılmaz felaket yükünü biraz daha artırmaktadır.

Küresel güçlerin bu çip bağımlılığı ve yapay zekâyı biyolojik/askeri bir silaha dönüştürme hırsı göz önüne alındığında, sizce insanlık bu dijital ve biyolojik kuşatmanın farkına varıp ortak bir küresel fren mekanizması (küresel bir etik sözleşme) oluşturabilir mi, yoksa hırs ve kibir bu freni patlatıp bizi o kaçınılmaz sona doğru son sürat sürükleyecek mi? Bu noktada insanlığın iradesine dair ne düşünüyorsunuz?

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU