Bismillahirrahmanirrahim
Hakikat, Merhaleleri Ve Sapmaları adlı yazımızda kamil mürşid bulunmadığında ne yapılır başlıklı bölümde Ahmed er-Rifâî (k.s.) ve İbn Atâullah el-İskenderî (k.s.) hazretlerinin sözlerini paylaşmıştık, tasavvuf ve şeriat ilminin birbirini tamamlayan muazzam birer pusula olduklarını sözlerinde görüyoruz. Peki bu sözlerin "az ilim, çok amel ve marifet sahibi olmak" dengesini nasıl kurmalıyız, aslında tırnak içindeki bu başlık zihinden kalbe inen o en uzun yolun haritasıdır.
Bu dengeyi tasavvufî bir derinlikle ve genel bir perspektifle nasıl anlamalıyız:
İlimden İrfana: Kalbin Bilgisine Yolculuk
Sâlik için ilim bir "ışık", amel bir "yol", marifet ise "varmak istenen menzil"dir. Büyüklerin "az ilim"den kastı asla cahillik değil, "lüzumsuz malumattan arınmış öz bilgidir."
1. "Az İlim" Ne Demektir? (Öz Bilgi)
Tasavvufta "az ilim", kişinin Rabbine karşı kulluk vazifelerini yerine getirecek kadar olan Zahirî İlim (İlmihal) ile nefsini terbiye etmeye yetecek Batınî İlim (Ahlak) demektir.
* İlim Yük Değil, Aksine İlim Nurudur: Çok kitap okuyupta onunla amel etmemek, büyüklerin tabiriyle "kitap yüklü merkep" olmaktır.
* Zaruri Olan: Bir sâlik için farzları, haramları ve kalp hastalıklarını (kibir, haset vb.) tanıyacak kadar ilim kâfidir. Bundan fazlası, eğer kişiyi amele sevk etmiyorsa, zihinde birer "perde" (hicab) haline gelebilir.
2. "Çok Amel" Sırrı: Kalbi Parlatmak
Ahmed er-Rifâî Hazretleri’nin işaret ettiği "çok amel", sadece sayısal çokluk değil, ihlasla devam edilen ve kalbi tasfiye eden ameldir.
* Amel Bir Ciladır: İlim kalbe bir tohum ekerse, amel o tohumu sular. İbadet, zikir ve riyazetle meşgul olan sâlik, kalbinin pasını siler.
* Keşf ve Şuhûd: İnsan bildiğiyle amel ederse, Allah ona bilmediklerini öğretir. İşte "çok amel"in sonunda kapısı açılan ilim, kitaplarda yazmayan İlm-i Ledündür.
İmam Gazâlî (r.h.) buyurur:
"İlim amel içindir, amel ise kalbin huzuru içindir. Kalp huzura erince marifet nurları oraya kendiliğinden doğar."
Marifet Sahibi Olmak: Allah’ı "Tanımak"
İbn Atâullah el-İskenderî’nin "Allah’a ulaşmak, O’nu bilmenin ilmine (Marifetullah) ulaşmaktır" sözü, yolun sonunu özetler. Marifet, Allah hakkında bilgi sahibi olmak değil, Allah’ı bizzat tanımaktır.
Marifete Ulaşmanın Basamakları:
Genel Bir Çıkarım: Az İlimle Nasıl Marifet Olur?
Bir köylü, Allah’ın her an kendisini gördüğünü (İhsan makamı) bilse ve bu "az ilimle" hayatı boyunca dürüst yaşasa (çok amel), o kişi binlerce cilt kitap okuyup da kibrinden kurtulamayan bir alimden daha büyük bir "Arif" (marifet sahibi) olabilir.
* Marifet bir hâldir: Sadece akılla değil, kalple kavranır.
* Az İlim + Çok İhlas = Marifet: Sâlik, elindeki az bilgiyi samimiyetle hayatına tatbik ettiğinde, Allah onun basiretini açar. O zaman sâlik, eşyanın hakikatini ve Rabbini kalbiyle görmeye başlar.
Netice-i Kelâm
Mutasavvıfın yolu "Zevk" (tatma) yoludur. Rifâî Hazretleri’nin dediği gibi, alimler delillerle (burhan) hakikate ulaşmaya çalışırken; sufiler, nefsini aradan çıkarıp (tasfiye) Hakk'ın nurunun kalplerine doğmasını beklerler.
Her iki yolun da vardığı yer birdir: Lâ mevcûde illallâh (Allah'tan başka gerçek varlık yoktur) hakikatini idrak etmek.
Hikmet: Çok konuşan alim, yolu tarif eder; çok amel eden sufi, o yolda yürür. Marifet sahibi ise, yolun kendisiyle birleşip menzile varandır.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...