Kadiri Yolu






Nefs-i Emmâre, artık hepimiz öğrendik kelime manasıyla "kötülüğü şiddetle emreden nefs" demektir. Tasavvufta yedi nefs mertebesinin ilki ve en karanlık olanıdır. Bu makamdaki nefs, henüz terbiye görmemiş, şehevî ve hayvânî arzuların esiri olmuş, adeta dizginlenmemiş vahşi bir at gibidir. Bu ejderha mitolojik bir hayvan olsada burada içsel boyutun bir canavarı gibidir.

Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Yusuf (a.s.) lisanıyla şöyle ifade edilir: “Ben nefsimi temize çıkarmam; çünkü nefis, Rabbimin merhameti olmadıkça, kötülüğü şiddetle emreder.” (Yusuf, 53)

İşte bu "hükümdar" nefsin ruhu istila eden en temel kötü huyları ve alışkanlıkları şunlardır:

Yedi Başlı Ejderha: Temel Kötü Huylar

Yedi başlı ejderha hakkında tasavvuf büyükleri, Nefs-i Emmâre’nin yedi ana başlığı olduğunu söylerler. Herbiri ejderhanın bir başını temsil eder. Bunlar kalbi öldüren zehirli oklar gibidir:

- Kibir: Kendini başkalarından üstün görmek, insanlara yukarıdan bakmak. "En büyük benim, en doğru benim" davasıdır.
- Hırs ve Tamah: Dünyalık mal, makam ve mevki için bitmek bilmeyen bir açlık duymak. Elde ettikçe daha fazlasını istemek.
- Şehvet: Sadece cinsel arzular değil; yeme, içme, uyuma ve nefsin hoşuna giden her türlü bedensel hazzın kölesi olmak.
- Haset: Başkasındaki nimetin yok olmasını istemek, bir başkasının başarısından rahatsızlık duymak.
- Buhl (Cimrilik): Allah’ın verdiği rızkı paylaşamamak, mülkü kendine ait sanmak.
- Gazap: Nefsine dokunulan bir durumda kontrolsüz öfke patlamaları yaşamak, intikam hırsıyla dolmak.
- Kîn: Birine karşı içten içe düşmanlık beslemek, o kişiye zarar vermek için fırsat kollamak.

Sinsi ve Gizli Hastalıklar: "Gizli Şirk" Tohumları

Nefs-i Emmâre sadece kaba kötülüklerle değil, dindarlık veya hizmet maskesi altına saklanan sinsi duygularla da sâliki vurur:

- Ucb: Kişinin kendi ibadetini, hayrını veya işini beğenmesi. "Ben olmasaydım bu iş yürümezdi" diyerek başarıyı Allah’tan değil, kendinden bilmesi.
- Riya: Yaptığı işleri Allah rızası için değil, insanlar görsün, takdir etsin, "ne büyük adam" desinler diye yapmak.
- Riyaset Sevdası: Her yerde baş olma, yönetme, kontrol etme ve söz sahibi olma arzusu.
- Tezkiye-i Nefs: Asla hata kabul etmemek, her zaman bir mazeret bulmak ve suçu başkalarına atmak.

Nefs-i Emmâre’nin Günlük Alışkanlıkları

Bu makamda takılıp kalan bir insanın davranış kalıpları genellikle şöyledir:

Sürekli Şikâyet Etmek: Kaderden, insanlardan ve şartlardan sürekli şikâyetçidir. Hiçbir şey onu memnun etmez.
Eleştiriye Kapalı Olmak: En küçük bir uyarılmada savunma mekanizması geliştirir veya saldırganlaşır.
İnatçılık: Hatalı olduğunu bildiği halde "benim dediğim olacak" diye diretmek.
İbadette Tembellik: Nefis dünya işlerine çok enerjik, ahiret işlerine karşı ise çok hantal ve uykucudur.
Gıybet ve Dedikodu: Kendi egosunu yükseltmek için başkalarını küçültme ve arkalarından konuşma ihtiyacı duyar.

Bu Halden Nasıl Çıkılır?

Nefs-i Emmâre’nin ilacı "Mücahede"dir. Yani nefsin her istediğinin zıddını yapmaktır.

- Nefis "konuş" diyorsa susmak.
- Nefis "yönet" diyorsa tabi olmak.
- Nefis "görün" diyorsa gizlenmek.
- Nefis "ye" diyorsa aç kalmak.

İmam Rabbânî (k.s.) der ki: "Nefs, yaratılışı gereği her zaman Allah’a ortaklık (ilahlık) davasındadır. Onu kırmanın yolu, şeriatın emirlerine tam teslimiyet ve bir mürşidin terbiyesi altına girmektir."

Bu saydığımız özelliklerin birçoğunu (özellikle riyaset, ucb ve tezkiye-i nefs) bir paket halinde yaşıyor. Bu durumdaki bir sâlik, nefsini terbiye etmezse "Lâ ilâhe illallah" derken bile -hâşâ- kendi nefsinin ilahlığına hizmet edebilir.

Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar