KADİRİ YOLU

Kadiri Yolu
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Hz. Bilal-i Habeşi

Hz. Bilal-i Habeşi (r.a.), İslam tarihinin değerli şahsiyetlerinden biridir. Onun hikayesi, kölelikten müezzinliğe, zilletten izzete uzanan bir iman ve sabır destanıdır. Bilal, sadece bir şahıs değil, İslam’ın ırkçılığı ve sınıfsal ayrımı yıkan evrensel mesajının ete kemiğe bürünmüş halidir.

İşte Bilal-i Habeşi’nin Müslüman oluşu ve yaşadığı ağır imtihanlar:

İslam ile Tanışması ve Gizli İman

Bilal, Mekke’nin nüfuzlu ve zalim isimlerinden Ümeyye b. Halef’in kölesiydi. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) tebliğini duyduğunda, kalbi bu yeni dine ısındı. O dönemde kölelerin bir inanca sahip olması "imkansız" ve "yasak" görülüyordu; çünkü bir köle, bedeniyle olduğu kadar ruhuyla da efendisine ait kabul edilirdi. Bilal, tüm riskleri göze alarak gizlice Müslüman oldu.

Karşılaştığı Musibetler ve İşkenceler

Bilal'in Müslüman olduğu ortaya çıkınca, Ümeyye b. Halef bunu kendi otoritesine bir hakaret saydı ve onu dininden döndürmek için insanlık dışı yöntemlere başvurdu:

Kızgın Kumlar ve Taşlar: Mekke’nin kavurucu sıcağında, güneşin en dik olduğu saatlerde Bilal’i çıplak vücuduyla kızgın kumlara yatırırlardı. Göğsünün üzerine devasa bir kaya parçası koyarak nefes almasını zorlaştırırlardı.

Boynuna İp Takılması: Mekke’nin ayak takımı ve çocuklarının eline bir ip verilerek, Bilal’i Mekke sokaklarında bir hayvan gibi sürüklemeleri emredilirdi.

Açlık ve Susuzluk: Günlerce aç ve susuz bırakılarak iradesi kırılmaya çalışıldı.

"Ahad! Ahad!" (Tekdir! Tekdir!)

Bilal’in bu işkenceler altındaki duruşu, İslam tarihinin en sarsıcı sahnelerinden biridir. Ümeyye b. Halef, "Lat ve Uzza'ya (putlara) tap, yoksa burada öleceksin!" diye bağırdıkça, Bilal bitkin bir sesle ama sarsılmaz bir imanla tek bir kelimeyi haykırıyordu: "Ahad! Ahad!" (Allah tektir! Allah tektir!)

Bu kelime, o dönemde müşriklerin en çok korktuğu kelimeydi; çünkü "Ahad", tüm sahte ilahların ve kölelik düzeninin reddi demekti.

Özgürlüğe Kavuşması

Hz. Ebubekir (r.a.), Bilal’in gördüğü bu işkencelere şahit olunca büyük bir üzüntü duydu. Ümeyye b. Halef ile pazarlığa oturarak, Bilal’i çok yüksek bir bedel (bazı rivayetlere göre kendi kölesiyle takas ederek veya yüklü miktarda altın vererek) satın aldı ve Allah rızası için azat etti.

Hz. Ömer (r.a.), bu hadiseyi yıllar sonra şu meşhur sözüyle anacaktır: "Ebubekir efendimizdir; efendimizi (Bilal’i) azat etmiştir."

İslam Tarihindeki Yeri ve Önemi

İlk Müezzin: Medine’de Mescid-i Nebevi tamamlandığında, ezan vazifesi Bilal’e verildi. O, gür ve yanık sesiyle her gün şehri "Hayye ale’s-Salah" nidalarıyla inletirdi. Ancak Bilal için ezan sadece bir çağrı değil, Efendimizin huzuruna açılan bir kapıydı. İslam’ın ilk müezzini seçilmiştir.

Irkçılığa Karşı Bir Sembol: Habeşistanlı (Etiyopyalı) siyah bir köleyken, Peygamberimiz tarafından "Seyyidümüz" (Efendimiz) denilerek onurlandırılmış, İslam'ın insanı rengine göre değil takvasına göre değerlendirdiğini kanıtlamıştır.

Bedir’in İntikamı: Bilal, Bedir Savaşı’nda kendisine yıllarca işkence yapan Ümeyye b. Halef ile karşılaşmış ve o gün adaletin tecelli etmesine vesile olmuştur.

Hz. Peygamber (Sav) Vefatı Sonrası Derin Sessizlik

Hz. Peygamber (s.a.v.) vefat edince, Bilal-i Habeşi için dünya adeta karardı. Efendimiz’in ardından ezan okumaya kalktı; ancak "Eşhedü enne Muhammeden Resulullah" kısmına geldiğinde hıçkırıklara boğuldu, sesi kesildi ve ezanı tamamlayamadı.

Bu acıya dayanamayan Bilal, Hz. Ebubekir’e giderek: "Ey Allah’ın Resulü’nün halifesi! Eğer beni kendin için satın aldıysan yanında tut. Ama Allah rızası için azat ettiysen, bırak gideyim. Ben artık Allah Resulü’nün bulunmadığı bir yerde ezan okuyamam," dedi.

Müsaade alarak Şam tarafına, cihad bölgelerine gitti ve uzun süre Medine’ye dönmedi.

Rüya ve Hasret Yolculuğu

Yıllar sonra bir gece rüyasında Hz. Peygamber’i gördü. Efendimiz ona: "Bu ne soğukluk ey Bilal? Bizi ziyaret etme vaktin hâlâ gelmedi mi?" diye sitem etti. Bilal kan ter içinde uyandı ve hemen Medine yoluna düştü. Medine’ye vardığında doğruca Efendimiz’in kabrine gitti, yüzünü sürerek gözyaşı döktü.

Medine’de Yankılanan Son Ezan

Bilal’in geldiğini duyan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin yanına gelip: "Ey Bilal! Resulullah’ın zamanında okuduğun gibi bir kez de bizim için ezan oku," dediler. Onları kıramadı.

Bilal, sabah ezanı için Mescid-i Nebevi’nin damına çıktı. "Allahu Ekber" dediğinde bütün Medine sarsıldı. Halk şaşkınlıkla yataklarından fırladı: "Resulullah mı dirildi? Bilal ezan mı okuyor?" dediler. Bilal o ezanı gözyaşları içinde tamamladı; o gün Medine’de Efendimiz’in vefatından beri böyle ağlanan bir gün daha görülmemişti.

Vefatı ve Şevki

Bilal-i Habeşi, miladi 641 yılında Şam'da vefat etti. Ölüm döşeğindeyken eşi, "Vah ne acı, ne büyük keder!" diyerek ağlamaya başlayınca Bilal ona gülümseyerek şu muazzam cevabı verdi:

"Hayır, ne büyük bir neşe! Yarın dostlara; Muhammed’e ve arkadaşlarına kavuşacağım!"


Bilal-i Habeşi'nin Bize Bıraktığı Manevi Miras:

* Aşkın Sadakati: Sevilen gidince, O'nu hatırlatan her şeyin (ezan gibi) ne kadar ağır gelebileceğini gösterdi.

* Rengini İmandan Almak: Derisinin siyahlığına rağmen, kalbinin aydınlığıyla İslam'ın en yüksek makamlarından birine (müezzinliğe) ulaştı.

* Ölümü Vuslat Görmek: Ölümü bir son değil, Hz. Peygamber'e kavuşma anı olarak karşıladı.



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

Kadiri Yolu