KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Helal Olsun Korkma

Ey can, silsile-i şerife belgendeki o nurlu halkaları birer birer takibe devam ederken, bugün gönül hanemize 10. halkada duran, "Kerhli Arif" namıyla maruf Ma’ruf-i Kerhî (k.s.) Hazretleri’ni misafir edelim.

O, Dâvud-u Tâî Hazretleri’nin o "elli ayetlik mesafe" ile koruduğu vaktin ve ilmin, şefkatle nasıl yoğrulduğunun canlı bir timsalidir. Onun hayatı, henüz bir çocukken başlayan o muazzam "dokunuşun" ve nihayetinde tam bir "beden ülkesinden çıkış" olan fedakârlığın destanıdır.


Ma’ruf-i Kerhî: "Bir" Diyen Çocuğun Hicreti

Ma’ruf, hristiyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Ailesi onu bir muallime gönderdi. Muallim ona; "Oğlum, 'Tanrı üçtür' (Baba-Oğul-Kutsal Ruh) de" dediğinde, küçük Ma’ruf’un kalbine daha o zamandan bir Tevhid nuru dokunmuştu.

"Hayır," dedi Ma’ruf, "O tektir, birdir!"

Öğretmeni onu ne kadar zorladıysa, o kadar sert cevap aldı. En sonunda muallimi onu dövmeye başlayınca, Ma’ruf kaçıp sırra kadem bastı. Ailesi günlerce ağladı, "Geri gelsin de hangi dinden olursa olsun razıyız" dediler. Ma’ruf o sırada, silsilenin önceki halkalarından aldığı o manevi kokuyla İslam ile şereflenmişti. Yıllar sonra kapıyı çalıp içeri girdiğinde, yüzündeki o nurlu dokunuş ailesini öyle etkiledi ki, hepsi birden müslüman oldu.

Bu, Ma’ruf'un kendi çocukluğundan, ailesinin ve toplumun dayattığı o dar kalıplardan, yani ilk beden ülkesinden çıkış hikayesiydi.


"Benim Değil, Onun İhtiyacı Var"

Ma’ruf-i Kerhî Hazretleri bir gün nehir kenarında abdest alıyordu. Yanına bir hırsız yaklaştı ve Hazretin kenara bıraktığı hırkasını alıp kaçmaya başladı. Ma’ruf Hazretleri durumu fark edince hırsızın peşinden koşmaya başladı. Hırsız yakalanacağını sanıp daha da hızlandı. Ma’ruf Hazretleri arkadan şöyle nida etti:

"Dur evladım, kaçma! Ben hırkayı sana helal ettim, onu sana hediye ettim! Korkma, günaha girme; ihtiyacın varsa senin olsun!"

Hırsız bu sözü duyunca donup kaldı. Beklediği şey öfke ve cezayken, karşılaştığı şey bir "merhamet tokadı", bir manevi dokunuş idi. Hırsız hırkayı geri getirdi, ayaklarına kapandı. Ma’ruf Hazretleri ise sadece gülümsedi; çünkü o, mülkün sahibinin Allah olduğunu biliyor, hırka gibi dünya metaına bağlanarak o dar beden ülkesine geri dönmek istemiyordu.


Bugünün "Digital Dergah & Medrese"sine Hikmetli Notlar

Sizler için 7'den 70'e herkesi kucaklayan dijital eğitim dergah vizyonumuza, Ma’ruf-i Kerhî’nin bu menkıbesi şu sırlar taşır:

* Öz’ün Muhafazası: Ma’ruf’un çocukken "Bir" demesi, dış dünyanın tüm baskısına rağmen fıtratın korunmasıdır. Eğitimde asıl olan, gencin kalbindeki o fıtri nuru söndürmemek, aksine ona doğru bir dokunuşla yol açmaktır.

* Mülkiyetten Özgürleşmek: Bir derviş, hırkası çalındığında bile "huzuru" çalınmıyorsa, o artık gerçek anlamda beden ülkesinden çıkmıştır. Bizim medresemiz, insana eşyanın kölesi değil, efendisi olmayı öğretmelidir.

* Şefkatle Fethetmek: Ceza ile yola gelmeyen hırsızı, Ma’ruf'un o karşılıksız helalliği yola getirmiştir. İrşad, parmak sallayarak değil, gönül açarak yapılır.


"Gözlerini dünyadan yuman, gönül gözüyle kainatı izler. Kendi varlığından geçen, Hakk’ın varlığında baki kalır."

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU