Bugün gönül hanemize, nefsin en zorlandığı ama ruhun en çok hafiflediği o devasa sancağı dikelim: "Affetmek ve Yüce Gönüllülük."
Bu güzellik; intikam alabilecek güçteyken vazgeçmenin, bir insanı hatasıyla gömmek yerine onu merhametle yeniden kazanmanın destanıdır.
"İntikam Değil, İhsan: Affetmenin İhtişamı"
Günlük Sahne: "Hesaplaşma ve Rövanş Arzusu"
Bugün bize yapılan en küçük bir haksızlıkta bile içimizde bir "hesap sorma" isteği uyanıyor. "Bana bunu yaptı, o da gününü görecek" diyerek aklımızda tuttuklarımız, zihnimizi ve kalbimizi ağırlaştırıyor. Haklı olduğumuzda karşı tarafı ezmeyi, onu pişmanlıktan ağlatmayı bir "zafer" sanıyoruz. Peki, kendisine yapılabilecek her türlü zulmü görmüş bir lider, eline mutlak güç geçtiğinde ne yapardı?
Asr-ı Saadet’ten Kesit: Mekke’nin Fethi ve Genel Af
Efendimiz (sav), yıllarca işkence gördüğü, taşlandığı, boykot edildiği ve sonunda hicret etmek zorunda bırakıldığı şehre, Mekke’ye on binlerce kişilik bir ordunun başında fatih olarak girer. Artık güç bütünüyle O’nun (sav) elindedir. Kendisine ve ashabına o acıları çektirenler, şimdi korkuyla Kabe’nin avlusunda O’nun dudaklarından dökülecek kararı beklemektedirler.
Efendimiz (sav) onlara bakar ve sorar:
– "Ey Kureyş topluluğu! Şimdi benim size ne yapacağımı sanıyorsunuz?" Onlar, O’nun asaletini bildikleri için:
– "Sen kerem sahibi bir kardeşsin..." derler. İşte o an, tarihin en büyük af beyannamesi dökülür dillerden:
"Bugün size kınama yok! Gidiniz, hepiniz serbestsiniz."
O (sav), intikam alabilecekken "ihsanı" seçmiş; kendisine kılıç çekenleri, kalplerini fethederek kendisine kardeş kılmıştır.
Hissedilecek Hikmet: "Affetmek, Özgürleşmektir"
Bu tablodaki hikmet şudur: Gerçek zafer, rakibi yok etmek değil, ondaki düşmanlığı yok etmektir. Affetmek, karşı tarafın hatasını onaylamak değil; o hatanın sizi zehirlemesine izin vermemektir.
Edeple edeplenmek; güçlüyken yumuşak davranabilmek, haklıyken "hak" iddia etmek yerine "lütuf" sunabilmektir. Efendimiz (sav) bize şunu öğretmiştir: Kalpleri ısıtan güneş, nefreti eritir. Eğer biz en ağır yaralarımızı affın merhemiyle sarmazsak, geçmişin prangalarından asla kurtulamayız. Bugün hayatımıza bu ahlakı; "özrü kabul ederek" veya "eski defterleri bir daha açmamak üzere kapatarak" taşıyabiliriz.
Bu "Yüce Gönüllülük" başlığı altında işlenen mekke’de yaşananlar sizce etkileyici ve sarsıcı değil mi? İnsanların en çok zorlandığı bu erdemi işlemek, sizce kolay mı hz. Peygamberin bu duruşu ve yüce gönüllülüğü sizinde ruhunuza derin bir nefes aldırdı mı?

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...