KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

İnsanın Onurunu Koruma Edebi

Gönül hanemize huzur, dilimize nezaket, ömrümüze bereket katacak bugünkü güzelliğimiz; "Hata Onarma Sanatı" ve "İnsanın Onurunu Koruma Edebi" üzerine olsun.

Birinin eksiğini gördüğümüzde onu kırmadan, dökmeden, mahcup etmeden nasıl doğrulturuz? İşte o yüce ahlaktan bir incelik:


"Yüz Dökmeden Gönül Onarmak"

Günlük Sahne: "Hataların Teşhir Edildiği Çağ"

Bugün birinin yanlışını gördüğümüzde ilk refleksimiz çoğunlukla onu hemen orada uyarmak, hatasını yüzüne vurmak, hatta bazen başkalarının yanında "doğrusunu öğretmek" adına onu küçük düşürmek oluyor. "Ben doğruyu söylüyorum" diyerek kurduğumuz cümleler, karşı tarafın kalbinde onulmaz yaralar açabiliyor. Peki, insanların hatalarını onların haysiyetini koruyarak düzelten o eşsiz üslup nasıldı?

Asr-ı Saadet’ten Kesit: "Bazı Kimselere Ne Oluyor ki..."

Efendimiz (sav), birinin bir yanlışını gördüğünde veya kendisine bir hata ulaştığında, asla o kişiyi işaret ederek "Sen neden böyle yaptın?" demezdi. Kimseyi topluluk içinde teşhir etmez, kimsenin başını öne eğdirmezdi.

Onun (sav) meşhur bir üslubu vardı. Mescidde veya bir mecliste genel bir konuşma yapar ve o hatayı yapan kişiyi de içine alacak şekilde, ama ismini asla zikretmeden şöyle buyururdu:

"Bazı kimselere ne oluyor ki; şöyle şöyle yapıyorlar..."

Böylece hatayı yapan kişi, ismen deşifre olmadan kendi payına düşen dersi alır, hatasını sessizce düzeltirdi. Topluluk ise kimin hata yaptığını değil, hangi davranışın yanlış olduğunu öğrenirdi. Ne muhatabın onuru zedelenir ne de toplumda bir "ayıplama" kültürü oluşurdu.

Hissedilecek Hikmet: "Edep, Örtmektir"

Bu tavırdaki hikmet şudur: Hakikati söylemek kadar, hakikati söyleme usulü de haktır. Eğer niyetimiz birini eğitmek ve kazanmaksa, onun utanma duygusunu öldürmememiz gerekir. Çünkü utanma duygusu kaybolan bir kalbe, nasihat tesir etmez.

Edeple edeplenmek; birinin açığını gördüğümüzde onu bir ayna gibi sessizce yansıtmak ama bir hançer gibi yaralamamaktır. Gönül hanesine girmek istiyorsak, kapıyı çarparak değil, nezaketle tıklatarak girmeliyiz. "Sen hatalısın" demek yerine, "Doğrusu budur" diyerek yolu göstermek, o yolu beraber yürümeyi teklif etmektir.


Bugün bu edebi hayatımıza şöyle uygulayabiliriz: Bir arkadaşımızın, eşimizin veya bir kardeşimizin eksiğini fark ettiğimizde, onu doğrudan hedef almak yerine, doğru davranışı güzel bir örnek üzerinden genel bir sohbetin içine yerleştirmeyi deneyebiliriz.

Sizce bu "zarif uyarı" metodu, özellikle bugünün iletişiminde neleri değiştirirdi?

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU