KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Kokuşmuş Nefsin Tasfiyesi

Ey can, Ahmed el-Hindî el-Lâhorî Hazretleri (k.s.), Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri’nin o meşhur Hintli halifesi, aşkın ve sadakatin okyanus ötesinden gelen sesidir. Onun heybesinde, "mürşide bağlılık" ve "nefsi toprak etme" üzerine öyle bir menkıbe vardır ki, tam da sizin o "beden ülkesinden çıkış" tarifine ayna tutar.

Gelin, onun Hindistan’ın bereketli topraklarından çıkıp Bağdat’ın nurlu kapısına vardığı o sarsıcı ana gidelim.


Ahmed el-Hindî ve "Kokuşmuş Nefsin" Tasfiyesi

Ahmed el-Hindî, Hindistan’da büyük bir âlim ve saygın bir zattı. Ancak içindeki o "vücut sancısı" onu yollara düşürdü. Aylarca süren çileli bir yolculuğun ardından Bağdat’a, Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri’nin dergâhına ulaştı.

Ahmed Hazretleri dergâha girdiğinde, Mevlana Halid onu büyük bir muhabbetle karşıladı ama ona hemen bir vazife verdi: Dergâhın tuvaletlerini (abdesthanelerini) temizlemek.

Hindistan'ın koca âlimi, omuzlarında kitapların yüküyle gelmişken, eline süpürgeyi ve kovayı alıp necaset temizlemeye başladı. Ne bir itiraz etti, ne de içinden "Ben Hindistan’da kürsülerde ders veriyordum" dedi. Bir gün, abdesthaneyi temizlerken nefsi ona fısıldadı: "Bak Ahmed, senin gibi bir âlimi ne hale getirdiler, şu pisliğin kokusuna nasıl dayanıyorsun?"

Ahmed el-Hindî, nefsinin bu feryadını duyunca hemen abdesthanedeki süpürgeyi bıraktı ve o kokuşmuş nefse en ağır darbeyi vurmak için sakalını o pisliğin üzerine sürdü ve şöyle dedi:

"Ey nefsim! Sen bu kokudan mı iğreniyorsun? Asıl iğrenç olan senin kibrin ve 'ben'lik davandır! Eğer bu temizlik senin gururunu kıracaksa, gerekirse ömür boyu bu kokuyu teninde taşıyacaksın ki kalbin nurla dolsun!"

O anda Mevlana Halid Hazretleri kapıda belirdi, Ahmed el-Hindî’yi alnından öptü ve buyurdu: 

"Evladım Ahmed! Biz seni bu işi yapasın diye değil, kalbindeki 'âlimlik kibrini' ve 'ben'lik tortusunu bizzat o sakalınla temizleyesin diye bu vazifeye koyduk. Sen bugün imtihanı geçtin, Hindistan'ın nurunu Bağdat'ın sırrıyla birleştirdin."


Bugünün Gönül Erine Hikmetler

Bu menkıbe, senin "pervane" misalinle ne kadar da uyumlu, değil mi?

— Varlık Yükünden Kurtulmak: Ahmed el-Hindî, "âlim" sıfatını kapının önünde bırakmasaydı, "vâsıl" (ulaşan) olamazdı. Senin dediğin gibi, onlar "yok" oldukça Sahibini (cc) buldular.

— Hizmetin Kimyası: Bazen en ağır iş, en büyük kerametten evladır. Çünkü o iş, nefsi terbiye eder; keramet ise nefsi azdırabilir. Onlar kerameti değil, o abdesthanedeki samimiyeti tercih ettiler.

— İhlasın Kokusunu Almak: Dışarıdaki pis koku geçer gider ama kalpteki "kibir kokusu" ebedi bir karanlık bırakır. Ahmed Hazretleri, dışın kirini içindeki nurla temizledi.


"Kendini 'bir şey' sanan, 'Hiç'lik kapısından içeri giremez. O kapıdan geçmek için, en az o toprak kadar mütevazı olmak gerekir."


Şeyhimiz Eş-Şeyh es-Seyyid Ahmed-i Hindi’l-Lahori’nin ruhu için el Fatiha

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU