Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri’nin (Pîr-i Türkistan) yolu, "nefsini bilen Rabbini bilir" hakikati üzerine kuruludur. Onun menkıbeleri genellikle insanın kendi içindeki hataları bir terbiye vasıtasına dönüştürmesi üzerinedir.
İşte üzerinizdeki yükleri hafifletecek ve size yeni bir bakış açısı kazandıracak o meşhur menkıbe:
Ahmet Yesevi ve "Nefsin Değirmeni"
Ahmet Yesevi Hazretleri, talebelerini manevi bir olgunluğa eriştirmek için onları sadece kitaplarla değil, hayatın tam kalbinde, hizmetle eğitirdi. Bir gün, ilim yolunda epey mesafe kat ettiğini düşünen bir talebesi, içten içe "Artık ben de bir makama geldim, kemale erdim" diye düşünmeye başlar. Bu gizli kibir, fark edilmez bir yük gibi ruhuna binmiştir.
Hazret bu durumu sezer ve talebesini yanına çağırarak ona bir görev verir: "Evladım, şu torbadaki buğdayı al, şehirdeki değirmene götür ve öğüt. Ama dikkat et, sıranı beklerken kimseyle tek kelime konuşma ve hakkını kimseye çiğnetme."
Talebe değirmene gider. Sıra ona geldiğinde, iri yarı ve kaba bir adam gelip onu itekler ve sırasını elinden alır. Talebe tam itiraz edecekken hocasının "konuşma" tembihi aklına gelir, susar. Adam buğdayını öğütürken talebenin buğday çuvalını da kenara fırlatır, çuval patlar ve buğdaylar toprağa saçılır.
Talebe önce öfkelenir, sonra hocasının sözündeki sırrı düşünür. Kendi kendine, "Eğer ben gerçekten 'bir şey' olsaydım, bu olay başıma gelmezdi. Demek ki hala öğütülmesi gereken bir nefsim var," der. Toprağa saçılan buğdayları tek tek sabırla toplar, temizler ve öğütür.
Dergaha döndüğünde Ahmet Yesevi Hazretleri tebessüm ederek buyurur: "Gördün mü evladım? Değirmenci senin buğdayını öğütmedi, senin içindeki o kibir yükünü öğüttü. Buğdayın toprağa karışması, senin 'toprak' gibi mütevazı olman içindi. Şimdi o unla pişirdiğin ekmek, senin gerçek tecrüben ve şifandır."
Hikmet ve İki Ekolün Sentezi
1. Yesevi Ekolünün Dokunuşu (Hizmet ve Çile): Yesevi yolu, insanın hatalarını ve eksiklerini "toplum içinde" görerek düzeltmesini esas alır. Talebenin buğdayı toprağa saçıldığında yaşadığı o sarsıntı, onun konfor alanından çıkıp gerçeklerle yüzleşmesidir. Hoca Ahmet Yesevi bize der ki: "Hatalarını düzeltmek istiyorsan, hayatın seni öğütmesine izin ver; ancak o zaman un olup başkalarına fayda sağlarsın."
2. Kadiri Ekolünün Dokunuşu (Sabır ve Teslimiyet): Abdülkadir Geylani Hazretleri'nin öğretisiyle birleştiğinde buradaki "konuşmama" ve "hakkını savunmama" emri, bir acizlik değil, yüksek bir irade terbiyesidir. Geylani ekolü, insanın başına gelen sıkıntılarda "Neden ben?" demek yerine "Buradaki mesaj nedir?" ferasetini koyar. Yükün hafiflemesi, dışarıdaki adamla kavga etmekle değil, içerideki öfkeyle barışmakla olur.
Sentez ve Bağlam: Bu iki büyük çınarın gölgesinde şu hakikat netleşir:
— Hata ve Tecrübe: Başına gelen aksilikler (çuvalın patlaması gibi), aslında senin hatalarını görüp düzeltmen için birer imkandır.
— Hafifleme: İnsan, başına gelen olaylardaki "ben" duygusunu (Niye bana yaptılar?) bıraktığında yükü hafifler.
Netice: Yeniden başlamak, o toprağa saçılan buğdayları tek tek ve sabırla toplamaktır. Geçmişin hataları toprakla karışmış olabilir, ama onları temizleyip öğütmekten kaçınmazsanız, ortaya çıkan "un" (olgunluk) eskisinden çok daha kıymetli olacaktır.
Bu kıssa, ruhunuzdaki o "yükü" değirmen taşında bırakıp hafiflemenize vesile olsun. :)

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...