KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Şikayet Etmeyen Dil

Ey can, sabrın ve rızanın ete kemiğe büründüğü o çileli ama nurlu kapıya, Şeyh Muhammed el-Hıri (k.s.) Hazretlerine gidelim. Bitlis’in Norşin toprağında, o muazzam silsilenin içinde öyle bir "dert" abidesidir ki o; hayatı boyunca hastalıklar, fakirlik ve türlü meşakkatler yakasını bırakmamıştır. Ama o, her bir sıkıntıyı sevgiliden gelen bir "hediye paketi" gibi başının üstünde taşımıştır.

Hadi, onun o meşhur "Şikayet Etmeyen Dil" menkıbesine kulak verelim.


Şeyh Muhammed el-Hıri ve "Sevgilinin Hediyesi"

Şeyh Muhammed el-Hıri Hazretleri, ömrünün büyük bir kısmını yatalak denecek kadar ağır hastalıklarla ve bir lokma ekmeğe muhtaç kalacak kadar büyük bir fakirlikle geçirmiştir. Bir kış günü, karın Norşin’i esir aldığı bir vakitte, kerpiçten yapılma, çatısı akan, buz gibi bir odada tek başına yatmaktadır. Vücudundaki ağrılar öyle şiddetlidir ki, nefes almak bile onun için bir yük haline gelmiştir.

O sırada yanına bir müridi girer. Hocasının bu perişan halini, titreyen vücudunu ve odanın o soğuk, mahzun havasını görünce dayanamaz, hıçkırıklara boğulur: — "Efendim! Bu ne haldir? Sizin gibi bir Allah dostu neden bu kadar sıkıntı çeker? Dua buyursanız da Allah (cc) size şifa verse, rızkınızı genişletse, bu dertler bitse olmaz mı?" der.

Şeyh Hıri Hazretleri, o nurlu ve zayıf yüzünü müridine döner; gözlerinde ne bir sitem ne de bir acı vardır. Sadece derin bir huzurla şöyle fısıldar:

"Evlat! Sen burada bir 'perişanlık' görüyorsun, ben ise 'özel bir ilgi' görüyorum. Eğer Sultan, sarayındaki binlerce hizmetçi arasından sadece birini yanına çağırıp ona bir tokat atsa veya ona bir yük yüklese; o hizmetçi 'Neden ben?' diye ağlamaz, 'Sultan beni fark etti, beni seçti' diye sevinir. Rabbim beni bu dertlerle zikrediyor, beni boş bırakmıyor. O’nun (cc) gönderdiği derdi, O’ndan gelen şifaya tercih ederim. Zira şifa nefsimin hoşuna gider, dert ise sadece O’nun (cc) hoşuna gittiği için bana gelir."

Mürid şaşkındır. Şeyh devam eder: "Sıkıntı, Allah dostlarının ziynetidir. Eğer hayatım dümdüz ve konforlu olsaydı, 'Acaba Rabbim beni unuttu mu?' diye asıl o zaman ağlardım!"


Bugünün "Konfor" Arayışına Bir İbret

Bu menkıbe, bizim o "küçücük bir aksilikte dünyası başına yıkılan" halimize ne kadar sert bir aynadır:

— Dert mi, İlgi mi?: Biz sıkıntıyı "ceza" sanıyoruz, Şeyh Hıri ise "seçilmişlik" olarak görüyor. Onlar "beden ülkesinde" değil, ruhun sonsuz ufkunda yaşıyorlar.

— Rızanın Zirvesi: "Allah der yaşarız" demenin en zor olduğu an, acının iliğe işlediği andır. Şeyh Hıri, o anda bile "Eyvallah" diyebilmenin şahikasıdır.

— İhlasın İmtihanı: İhlas, sadece iyi günde şükretmek değil; fırtınada gemi batarken bile "Kaptan ne güzel dümen kırıyor" diyebilmektir.


"Dert, Allah'ın kuluna sessizce 'Seni izliyorum' deme şeklidir."


5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU