KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Kur'an'da Hz. Zekeriyya ve Hz. Yahya

İmran Ailesi ve Mabedin Sadık Hizmetkarları: Peygamberlik ve Adanmışlık Zinciri

Kur’ân-ı Kerîm, tefekkür dünyamıza model aileler sunarken Âl-i İmrân’ı (İmran ailesini) alemlere üstün kılınmış seçkin bir soy olarak zikreder. Bu kutlu aile yapısı içinde adı geçen; mabedin vefakar emini Hz. Zekeriyyâ, onun mucizevi bir müjdeyle doğan oğlu Hz. Yahyâ ve iffetiyle insanlığa sembol olan Hz. Meryem, birbirine akrabalık bağlarının ötesinde, sarsılmaz bir iman ve adanmışlık bağıyla bağlıdır.

1. Mabedin Koruyucusu ve Meryem’in Kefili: Hz. Zekeriyyâ

Mabedin idaresinden sorumlu olan Hz. Zekeriyyâ, Hz. Meryem’in teyzesinin kocası olması hasebiyle, onun Beytü'l-Makdis'teki eğitimini ve hamiliğini üstlenmiştir: "Rabbi onu (Meryem'i) güzel bir şekilde kabul etti, onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyyâ’yı da onun bakımıyla görevlendirdi (ona kefil kıldı). Zekeriyyâ, onun yanına, mihraba her girişinde orada bir rızık bulurdu. 'Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?' derdi. O da: 'Bu, Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verir' derdi." (Âl-i İmrân, 3/37)

İlahi Duruş: Hz. Zekeriyyâ, iffetle mabede adanan Hz. Meryem’e sadece fiziki bir hami değil, aynı zamanda manevi bir rehber olmuştur. Mihraptaki o mucizevi rızıklara şahitlik etmesi, onun gönlünde Allah’ın sınırsız keremine ve kudretine karşı yepyeni bir umut kapısı aralamıştır.

2. İleri Yaşta Gelen İlahi Müjde: Hz. Yahyâ'nın Doğumu

Görünürde çocuk sahibi olması imkansız denecek bir yaşta olan Hz. Zekeriyyâ, Hz. Meryem'in saflığından ilham alarak Rabbine gizlice ve samimiyetle yakarmıştır: "Orada Zekeriyyâ Rabbine dua etti: 'Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin' dedi. O, mihrapta durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle seslendi: 'Allah sana, Allah’tan bir kelimeyi (Îsâ’yı) doğrulayıcı, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamber olarak Yahyâ’yı müjdeliyor.'" (Âl-i İmrân, 3/38-39; Ayrıca bkz. Meryem, 19/1-9)

İlahi Duruş: Kulun sebepler dairesinde çaresiz kaldığı an, Allah'ın kudretinin tecelli ettiği andır. Kemikleri erimiş, saçı akla tutuşmuş bir baba ile kısır bir anneden Hz. Yahyâ gibi tertemiz bir kulun dünyaya gelişi, bütünüyle ilahi iradenin "Ol!" emrinin bir sonucudur (Enbiyâ, 21/89-90).

3. Müjdenin Tasdiki ve İşaret Sırrı

Hz. Zekeriyyâ, aldığı bu muazzam müjdenin hayranlığı ve şükrü içinde kalbini mutmain kılacak bir nişane istemiştir: "(Zekeriyyâ): 'Rabbim! Bana bir alamet ver' dedi. Allah da: 'Senin alametin, insanlarla üç gün ancak işaretleşerek konuşman, konuşamamandır. Rabbini çokça an, sabah akşam O’nu tesbih et' buyurdu." (Âl-i İmrân, 3/41; Meryem, 19/10-11)

İlahi Duruş: Dilin insanlara karşı tutulup sadece Allah’ı zikretmeye serbest bırakılması, Hz. Zekeriyyâ için hem mucizenin bir işareti hem de derin bir şükür kampı olmuştur. Göklerin müjdesi kapıyı çaldığında, müminin yapacağı yegane eylem zikri artırmaktır.

4. Yahyâ’nın Karakteri: Kitaba Sarılan ve Esirgeyen Bir Yürek

Kur’ân, daha çocuk yaşta peygamberlik ve derin bir kavrayış verilen Hz. Yahyâ’nın ahlaki portresini harika vasıflarla çizer: "(Ona): 'Ey Yahyâ! Kitaba sımsıkı sarıl' dedik. Biz ona daha çocukken hikmet verdik. Katımızdan bir kalp yumuşaklığı (şefkat) ve ruh temizliği de verdik. O, Allah’a karşı gelmekten çok sakınan bir kuldu. Anne babasına çok iyi davranırdı; asla zorba ve asi bir kimse olmadı." (Meryem, 19/12-14)

İlahi Duruş: Hz. Yahyâ; hırçınlığın, zorbalığın ve şımarıklığın uzağında; anne-babasına hürmetkar, kalbi insanlığa karşı merhametle örülmüş bir takva abidesidir. O, amcasının kızı sayılan Hz. Meryem’in oğlu Hz. Îsâ’yı ilk tasdik edecek ve onunla omuz omuza tevhid mücadelesi verecek olan temiz neslin öncüsüdür.

5. Kutlu Soyun Üzerindeki İlahi Selam

Kur’ân, ömürlerini mabede, iffete ve vahye adayan bu seçkin ailenin fertlerini ilahi bir esenlikle ödüllendirir: "Doğduğu gün, öleceği gün ve yeniden diri olarak kaldırılacağı gün ona (Yahyâ’ya) selam olsun!" (Meryem, 19/15)

İlahi Duruş: İnsanın dünya ve ahiret serüvenindeki en kritik üç eşiği (doğum, ölüm ve haşir), İmran ailesinin bu aziz ferdi için Allah’ın bizzat garantisi ve selamı altındadır. Bu, hayatını rızayı ilahiye göre tanzim eden her muvahhidin imreneceği en büyük rütbedir.

İmran Ailesinin Hayatından Alınacak Kur’ânî Ölçüler

Bu nezih ailenin kıssasından kendi hayatlarımıza şu ilkeleri aktarmalıyız: — Sebeplere Değil, Müsebbib’e Dayanmak: Tıbbi ve maddi imkansızlıklar ne boyutta olursa olsun, Hz. Zekeriyyâ gibi umutsuzluğa düşmeden, duaları işiten Allah'a sığınmak (Enbiyâ, 21/90). — Gençliği ve Nesli Himaye Etmek: Akrabalık ve velayet hukukunu gözeterek, Hz. Meryem'lerin yetişmesi için onlara maddi-manevi güvenli limanlar (mihraplar) sunmak (Âl-i İmrân, 3/37). — Güç ve Otoriteyi Şefkatle Dengelemek: Hz. Yahyâ gibi ilim ve hikmet sahibiyken bile anne-babaya karşı yumuşak kalpli, itaatkar olmak; zorbalıktan uzak durmak (Meryem, 19/14).

Hisse: "Mihrabın ve İffetin Bereket Zinciri"

Mümin bilir ki, temiz bir nesil tesadüfen yetişmez. Hz. Meryem’in iffeti Hz. Zekeriyyâ’nın mihrabında filizlenmiş; Hz. Zekeriyyâ’nın hasretle beklediği Hz. Yahyâ müjdesi ise Hz. Meryem’in teslimiyetine şahitlik ettiği o kutlu iklimde yeşermiştir. Aile, bireylerinin birbirini hayra, ibadete ve iffete teşvik ettiği ilahi bir mekteptir.

Özetle; Adanmak Meryem’ce bir asalet, kefil olmak Zekeriyyâ’ca bir mesuliyet, sımsıkı sarılmak Yahyâ’ca bir ferasettir. İmran ailesi, baştan ayağa samimiyetle örülmüş bir hidayet hanesidir.

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU