Lafzen Rivâyet
Lafzen Rivâyetin Tanımı
Hadislerin, Hz. Peygamber’den işitildiği şekliyle, hiçbir kelimesi değiştirilmeden aynen nakledilmesine lafzen rivâyet denir. Başka bir ifadeyle râvî, Resûlullah’ın kullandığı kelimeleri koruyarak hadisi aktarır. Hadis ilminde rivâyetin en ideal şekli olarak kabul edilen yöntem budur.
Lafzen rivâyet iki şekilde gerçekleşir:
* Ezberden lafzen rivâyet
* Kitaptan lafzen rivâyetEzberden rivâyette râvînin hadisi eksiksiz ve doğru biçimde hafızasında muhafaza etmiş olması gerekir. Bu durum, onun rivâyetlerinin güvenilir râvîlerin rivâyetleriyle karşılaştırılması sonucunda anlaşılır. Eğer râvî sık sık güvenilir râvîlere aykırı rivâyetlerde bulunuyorsa bu, hadisleri sağlam şekilde ezberleyemediğini ve zabt yönünden eksik olduğunu gösterir.
Kitaptan rivâyette ise râvînin elindeki hadis nüshasını koruması, ona herhangi bir ilave veya eksiltme yapılmasına izin vermemesi gerekir. Böylece hadis, yazılı kaynaktan aynen nakledilmiş olur.
Hz. Peygamber’in Lafzen Rivâyete Verdiği Önem
Hz. Peygamber, kendisinden duyulan sözlerin başkalarına ulaştırılmasını teşvik etmiş ve hadislerini işittiği şekilde nakledenlere dua etmiştir. Bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:
“Allah, sözümü işitip ezberleyen, sonra da onu işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin yüzünü ak etsin.”
Bu hadis, Resûlullah’ın sözlerinin mümkün olduğu ölçüde değiştirilmeden aktarılmasını istediğini göstermektedir.
Sahâbenin Lafzen Rivâyet Konusundaki Hassasiyeti
Hadisleri ilk nakleden nesil olan sahâbeler, Resûlullah’a ait sözleri aktarmanın büyük bir sorumluluk olduğunun farkındaydılar. Bu sebeple hadisleri rivâyet ederken lafızları korumaya büyük özen göstermişlerdir.
Hz. Ömer’in Uyarısı
Hz. Ömer şöyle demiştir:
“Kim bir hadis duyar da onu duyduğu şekilde naklederse kurtulur.”
Bu söz, hadislerin mümkün olduğu kadar aslî şekliyle nakledilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Zeyd b. Erkam’ın Hassasiyeti
Zeyd b. Erkam da hadislerin lafızlarını tam olarak koruyamadığı durumlarda rivâyetin zor ve sorumluluk gerektiren bir iş olduğunu ifade etmiştir.
Abdullah b. Ömer’in Tavrı
Abdullah b. Ömer, bir hadisi anlamı değişmeyecek şekilde farklı kelimelerle rivâyet eden bir kişiyi sert biçimde uyarmış ve: “Resûlullah’a karşı yalan söyleme!” demiştir.
Yine İslâm’ın beş şartını sayan bir kişinin sıralamayı değiştirmesine itiraz etmiş ve hadisin işitildiği şekliyle nakledilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu örnekler, sahâbenin yalnızca hadisin anlamını değil, mümkün olduğunca lafızlarını da korumaya çalıştığını göstermektedir.
Rivâyette Sahâbenin Tedbiri
Bazı sahâbeler hata yapma endişesiyle hadis rivâyet etmekten zaman zaman kaçınmışlardır. Rivâyet ettikleri hadislerde ise tam emin olamadıkları durumlarda şu ifadeleri kullanmışlardır:
- Kezâ (Bu şekilde)
- Ev nahvehû (Yahut buna benzer şekilde)
- Ev karîben minhü (Yahut buna yakın lafızlarla)
Bu ifadeler, sahâbenin hadis rivâyetindeki titizliğini ve sorumluluk bilincini göstermektedir.
Tâbiîn ve Sonraki Dönemlerde Lafzen Rivâyet
Sahâbeden sonra gelen Tâbiîn ve Tebeu’t-Tâbiîn nesilleri de hadisleri mümkün olduğunca lafızlarıyla nakletmeye çalışmışlardır. Ancak zamanla şu soru gündeme gelmiştir:
“Hadisler mutlaka lafızlarıyla mı rivâyet edilmelidir, yoksa anlamı korunmak şartıyla farklı ifadelerle nakledilebilir mi?”
Bu mesele hadis usûlünün önemli tartışma konularından biri haline gelmiştir.
Lafzen Rivâyeti Savunan Âlimler
Bir grup muhaddis, hadislerin mutlaka işitildiği şekliyle nakledilmesi gerektiğini savunmuştur. Bunlar arasında:
* Kâsım b. Muhammed
* Muhammed b. Sîrîn* Süfyân b. Uyeyne
* İmam Mâlik
* Ebû İshâk el-İsferâyînî
* Ebû Bekir er-Râzî
* İbn Hazm gibi önemli âlimler bulunmaktadır.
Bu görüşü benimseyen âlimler, hadisleri lafızlarına bağlı kalarak rivâyet ettikleri için “Ashâbü’l-Hurûf” (lafızlara bağlı kalanlar) adıyla anılmışlardır.
Lafzen Rivâyeti Savunanların Delilleri
1. Peygamberimizin Tebliğ Duası
Resûlullah'ın: “Sözümü işitip ezberleyen ve onu işittiği gibi başkasına ulaştıranın Allah yüzünü ak etsin.” hadisi, sözlerin değişmeden aktarılması gerektiğine işaret etmektedir.
2. Hz. Peygamber’in Eşsiz İfade Gücü
Resûlullah insanların en fasih konuşanlarından biriydi. Onun sözlerinde: Hikmet, Belâgat, İncelik, Hüküm bulunmaktadır.
Lafızlar değiştirildiğinde bu inceliklerin kaybolması mümkündür. Bu sebeple hadislerin aslî şekliyle korunması gerektiği ifade edilmiştir.
3. Berâ b. Âzib Hadisi
Hz. Peygamber, Berâ b. Âzib’e öğrettiği bir duada geçen: “Nebiyyike” kelimesinin yerine “Resûlike” denilmesini kabul etmemiş ve kelimenin aynen korunmasını istemiştir.
Bu olay, Resûlullah’ın bazı durumlarda lafızların korunmasına özel önem verdiğini göstermektedir.
4. Lafızların İçerdiği İlmi Zenginlik
İslam âlimleri asırlar boyunca hadislerin her bir kelimesinden farklı hükümler ve incelikler çıkarmışlardır. Eğer hadisler farklı ifadelerle nakledilmiş olsaydı, bu ilmî zenginliğin önemli bir kısmı kaybolabilirdi.
5. Değişikliğin Zincirleme Tehlikesi
Bir râvînin hadisi değiştirmesi caiz görülürse, ondan rivâyet eden diğer râvîler de aynı yolu izleyebilir. Bu durumda birkaç nesil sonra ortaya çıkan metin ile Hz. Peygamber’in asıl sözü arasında ciddi farklılıklar oluşabilir.
Bu sebeple hadislerin lafızlarını korumak güvenilir rivâyetin temel şartlarından biri kabul edilmiştir.
Sonuç
Hadis ilminde esas olan, rivâyetin mümkün olduğu ölçüde lafzen yapılmasıdır. Sahâbe ve ilk dönem muhaddisleri bu konuda büyük hassasiyet göstermiş, Resûlullah’ın sözlerini olduğu gibi muhafaza etmeye çalışmışlardır.
Bununla birlikte zamanla hadislerin anlamını eksiksiz koruyabilen, Arap diline ve hadis ilmine vâkıf kimseler için mânâ ile rivâyetin câiz olup olmadığı tartışılmıştır. Böylece hadis usûlünde "lafzen rivâyet" ve "mânen rivâyet" şeklinde iki temel yaklaşım ortaya çıkmıştır.
Ancak bütün âlimlerin birleştiği nokta şudur: Asıl olan lafızların korunmasıdır; mânâ ile rivâyete ise ihtiyaç halinde ve belirli şartlarla izin verilmiştir.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...