KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Ya Hak! Ya Latîf!

“Ya Hak! Ya Latîf!”

Hak dostlarının büyüklerinden, gönlü ilahî muhabbetle dolu olan Şibli Hazretleri bir gün müritleriyle birlikte bir mescidin yanından geçiyordu.

Hava sakindi… Avluda birkaç kişi oturuyordu. Derken mescidin köşesinde duran bir dilencinin sesi yükseldi:

— “Ya Hak!.. Ya Latîf!.. Ya Kerîm!..”

Dilenci durmadan aynı sözleri tekrar ediyordu.

— “Ya Hak!.. Ya Latîf!.. Ya Kerîm!..”

Bu sözler insanların kulağına sıradan bir nida gibi gelebilirdi. Ama velilerin kulağı başka işitir ey can… Onlar sesleri değil, seslerin ardındaki hakikati duyarlar.


Şibli Hazretleri bu sözleri işitince birden durdu. Bedeni titremeye başladı. Sanki gönlüne görünmez bir ok saplanmıştı. Gözleri yaşlarla doldu. Başını semaya kaldırdı. Sonra ağlamaya başladı. Öyle bir ağlayış ki, yanındakiler onun neden bu kadar etkilendiğini anlayamadılar. Çünkü onlar bir dilencinin sesini duymuştu. Şibli Hazretleri ise Rabbinin sonsuz keremini görmüştü.


Bir müddet sonra ellerini açtı. Ve gönülden gelen şu münâcatı yaptı:

— “Ey Rahîm olan Rabbim!..”

— “Her şeyi yoktan var eden Sensin...”

— “Veren Sensin...”

— “Alan Sensin...”

— “Aratan Sensin...”

— “Bulduran Sensin...”

Sonra gözlerinden yaşlar süzülerek devam etti:

— “Seni isteyenleri rahmet kapına çeken Sensin...”

— “Sana yönelmeyenleri de kendi nefisleriyle baş başa bırakan Sensin...”

Müridler sessizce dinliyordu. Çünkü bu sözler ilimden değil, hâlden doğuyordu.


Şibli Hazretleri devam etti:

— “Ey Rabbim!..”

— “İnsanlar birbirlerine verirler ama verdikleri şeyler sınırlıdır...”

— “Bir gün biter...”

— “Bir gün tükenir...”

— “Bir gün kesilir...”

Sonra sesi daha da derinleşti:

— “Ama Senin hazinelerinde tükenme yoktur...”

— “Senin ikramında son yoktur...”

— “Senin rahmetinde sınır yoktur...”

İşte Kadirî yolunun özü burada saklıdır ey can: Kul sebeplere teşekkür eder. Ama nimetin sahibini unutmaz. İnsanların eline değil, Allah'ın hazinesine bakar. Çünkü veren el değişir. Fakat gerçek Veren değişmez.


Sonra Hazret buyurdu:

— “İnsanlar bir şey verdiklerinde ancak Senin verdiğin kadar verebilirler...”

— “Onlar ancak Senin ihsanınla ihsan ederler...”

— “Onlar ancak Senin lütfunla cömert olabilirler...”

Ve ardından gözyaşları arasında şöyle dedi:

— “Ey Kerîm olan Allah! Sen öyle bir sultansın ki, bütün kapılar kapanınca Senin kapın açık kalır...”


İşte Yesevî hikmeti burada gönüllere seslenir:

Ahmed Yesevi yolu der ki: “Kul kapıları çoktur; fakat hepsi kapanır. Allah'ın kapısı tektir; fakat hiç kapanmaz.” Bu yüzden veliler insanlardan istemeden önce Allah'a yönelmişlerdir. Çünkü bilirler ki: Dünyanın en zengin insanı bile bir gün fakirleşebilir. Ama Allah'ın hazinesi eksilmez.


Gönül Hanesine Hikmetli Notlar

— Hakiki Veren: İnsanlar sadece vesiledir; asıl veren Allah'tır.

— Latîf İsminin Tecellisi: Allah kuluna bazen fark ettirmeden, ummadığı yerden lütfeder.

— Kerem Kapısı: İnsan kapıları kapanabilir; fakat Allah'ın rahmet kapısı her zaman açıktır.

— Tevekkülün Sırrı: Sebeplere sarılmak gerekir; fakat kalbi sebeplere bağlamak doğru değildir.

“Kuldan gelen ihsan damla gibidir; Allah'tan gelen ihsan ise umman gibidir.”

Bu menkıbe bize şunu fısıldıyor ey can:

Belki de gerçek zenginlik, insanların elindekine değil; Allah'ın hiç tükenmeyen hazinesine güvenebilmektir...



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU