Gönülden Dökülenler
Bir Sâlikin Kendisiyle Konuşması
Ara ara durup yazışalım…
Belki bir kelime dokunur zülfiyâra; dilden gönüle, gönülden yâre bir şeyler dökülür.
Çünkü insan bazen anlatmak için değil, içinde birikenleri Rabbine arz etmek için yazar.
Gönül isterdi ki sevdiğimi kırmayayım… Onun arzusunda olan bir kul olayım.
Ömrümü, beni yaratana hoşnut olacak bir hâl üzere geçireyim. Yaşarken güzel kalpli, düzgün ahlâklı, merhametli bir insan olabileyim.
Resûlullah'ın ﷺ sünnetine, onun güzel ahlâkına, onun rahmet iklimine bulanayım.
Sözümde onun edebi, bakışımda onun merhameti, yürüyüşümde onun sünneti, kalbimde ümmetine olan sevgisi olsun.
Ama ne yazık ki…
Yaşadığım çağda suçlu ararken dönüp kendime baktığımda, yine suçlunun ben olduğumu görüyorum. Gözüm durulmadı. Gönlüm durulmadı. Kalbim her zaman olması gerektiği yerde durmadı. Hasret ettim ama vuslat ateşim yanmadı. Sevdim dedim ama sevgimin ateşi beni değiştirecek kadar yakmadı. Bazen birkaç küçük kıvılcımla kendimi avuttum.
Bir güzel söz söyledim, birkaç gözyaşı döktüm, birkaç gece gönlüm yumuşadı,
sonra yine nefsimin eski hâline döndüm. Belki de insanın en büyük imtihanlarından biri budur: Hakikati bilmek ama henüz hakikat olamamak.
Fakat yine de ümit kesilmez. Belki bir gün… O küçük kıvılcım ateşe dönüşür. Belki bir gün sahte teselliler biter. Belki bir gün insan kendi kurduğu putları fark eder.
Belki bir gün nefsin “ben” dediği yerde, tevhidin “O” dediği hakikat belirir.
Ve belki o gün: iki yüz teklenir, dağınık gönül birlenir, nefis susar, kalp uyanır, tevhid yalnız dilde değil, hâlde yaşamaya başlar.
O zaman insan: “Ben oldum.” demez.
Tam tersine: “Rabbim, nihayet kendimi ne kadar muhtaç bildiğimi bana gösterdin.” der. Çünkü yolun sonu kendini bulmak değil; kendini Allah'ın huzurunda bilmek, kulluğunu kabul etmek ve O'nun razı olduğu bir kul olmaya çalışmaktır.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...