Seyyid Abdülkādir-i Geylânî hazretlerinin tasavvuf eğitiminde istismarı önlemek ve sahte şeyhleri ayırt etmek için ortaya koyduğu en somut ölçü, mürşidlik makamındaki bir zatta bulunması gereken 12 temel vasıftır.
Geylânî hazretlerine göre, bu 12 vasfa sahip olmayan bir kimsenin insanları irşad etmeye, onlara "şeyhlik" yapmaya hakkı yoktur. Bu vasıflar, mürşidin İslam tarihindeki büyük şahsiyetlerin ve peygamberlerin ahlaki miraslarını kendi şahsında toplaması esasına dayanır.
İşte her çağda salikleri sahte yapılardan koruyacak o 12 temel vasıf ve ait oldukları makamlar:
I. ALLAHÜ TEÂLÂ'NIN SIFATLARINDAN ALDIĞI İKİ VASIF
1. Settiydir (Ayıpları Örtücü): Gerçek bir mürşid, müridinin veya insanların kusurlarını, günahlarını ve manevi eksikliklerini gördüğünde bunu ifşa etmez. Tıpkı Allah'ın es-Seddâr (ayıpları örten) ismi gibi, müridinin ayıplarını örter ve onu mahcup etmeden gizlice terbiye eder.
2. Gafûrdur (Bağışlayıcı/Affedici): Kendisine karşı yapılan haksızlıkları, müritlerinin eğitim sürecindeki cahilliklerini ve hatalarını şahsi kin gütmeden affeder. Muhataplarına karşı her zaman bağışlayıcıdır.
II. HZ. MUHAMMED (S.A.V.) EFENDİMİZDEN ALDIĞI İKİ VASIF
3. Müşfiktir (Şefkatli): Müridlerine karşı öz evladından daha şefkatlidir. Onların dünya ve ahiret saadetini ister, cehennem azabından kurtulmaları için adeta titrer.
4. Mülâyimdir (Yumuşak Huylu/Nazik): İnsanları dinden ve tasavvuftan soğutacak sert, kaba ve kırıcı üsluplardan uzaktır. Kur'an'ın ifadesiyle "kaba ve katı yürekli" değildir; insanlara nezaketle yaklaşır.
III. HZ. EBÛ BEKİR'DEN (R.A.) ALDIĞI İKİ VASIF
5. Sadıktır (Doğru ve Sadakatli): Özü de sözü de birdir. Allah'a, Peygamber'e ve dine olan bağlılığında hiçbir sarsıntı yoktur. Hayatı boyunca asla yalana ve riyaya tenezzül etmez.
6. Mütekaddımdır (Cömert/Öncü): Canını, malını ve vaktini Allah yolunda feda etmekte en öndedir. Tasavvufu bir geçim kapısı veya zenginleşme aracı olarak görmez; elindeki her şeyi infak eder.
IV. HZ. ÖMER'DEN (R.A.) ALDIĞI İKİ VASIF
7. Adil (Adalet Sahibi): Hakkı ve adaleti her şeyin üstünde tutar. Müridleri arasında zengin-fakir, makam sahibi-avam ayrımı yapmaz. Herkese hak ettiği şekilde ve adaletle muamele eder.
8. Faruk (Hak ile Batılı Ayıran): Kendi hayatında ve cemaatinde sünnet ile bidati, helal ile haramı, hak ile batılı bıçak gibi ayırır. Şeriatın sınırlarının çiğnenmesine asla göz yummaz.
V. HZ. OSMAN'DAN (R.A.) ALDIĞI İKİ VASIF
9. Halîm (Ağırbaşlı/Yumuşaklık): Öfkesine hakimdir. Kendisine hakaret edilse veya saygısızlık yapılsa dahi hemen parlamaz, ceza vermek yerine sabreder ve kötülüğe iyilikle mukabele eder.
10. Mı'tamdır (Cömertçe Yediren/İkram Eden): Dergahı ve sofrası herkese açıktır. Fakirleri, yolda kalmışları ve ihvanını doyurmaktan, onlara ikramda bulunmaktan derin bir huzur duyar.
VI. HZ. ALİ'DEN (R.A.) ALDIĞI İKİ VASIF
11. Alim (İlim Sahibi): Şeriatın emir ve yasaklarını, fıkıh, tefsir ve hadis ilmini (kendi ameline yetecek ve insanları irşad edecek düzeyde) bilir. Manevi hastalıkları teşhis ve tedavi edecek kalp ilmine (ledünnî ilme) sahiptir.
12. Şecaatli (Cesur/Yiğit): Nefsiyle ve şeytanla mücadelede tavizsizdir. Allah yolunda kınayanın kınamasından korkmaz. Dünyevi güçler karşısında eğilmez, hakkı söylemekten çekinmez.
Günümüz İçin Turnusol Kağıdı
Seyyid Abdülkādir-i Geylânî, bu 12 vasfı taşımayan, özellikle de ilim (şeriat bilgisi), adalet, şefkat ve ayıpları örtme vasıflarından mahrum olan kişilerin "mürşidlik" iddiasını kibir ve şeytani bir aldanma olarak görür.
Mürid (salik), tabi olacağı insanda keramet, uçma, kaçma veya rüyalar aramak yerine bu 12 ahlaki vasfın izlerini aramalıdır. Eğer bu vasıflar bir kimsede yerleşmişse, o zat ümmi bile olsa gerçek bir rehberdir.
Seyyid Abdülkādir-i Geylânî hazretleri, daha 12. yüzyılda tasavvufun bir ticaret, nüfuz ve makam kapısı haline getirileceğini öngörmüş ve eserlerinde sahte şeyhler, yol kesiciler (guttâ-i tarîk) ve sahtekarlar hakkında çok sert uyarılarda bulunmuştur.
Onun Fütûhu'l-Gayb, El-Fethu'r-Rabbânî ve Sırru'l-Esrâr gibi başucu eserlerinde zikrettiği sahte şeyh uyarıları ve bu kişilerin belirgin özellikleri şunlardır:
1. Şeriatı Hafife Alıp "Hakikat" Taslarlar
Geylânî hazretlerine göre en tehlikeli sahte şeyh tipi, ibadetleri terk eden veya esneten, buna kılıf olarak da "Biz hakikate ulaştık, şeriat kabuktur" diyenlerdir.
— Uyarısı: "Şeriatın yasakladığı bir şeyi helal kılan veya farzları önemsiz gören kimse mürşid değil, zındıktır. Uçtuğunu görseniz bile ona tabi olmayın."
— Ölçüsü: Şeriat terazisine uymayan hiçbir "hal", "keşif" veya "keramet" kabul edilemez.
2. Dini Dünyalığa ve Paraya Tahsil Ederler
Sahte şeyhlerin en büyük amacı müridlerin sırtından geçinmek, güç, servet ve makam elde etmektir.
— Uyarısı: "Sizden para toplayan, mülkünüze göz diken, dünyalık menfaat peşinde koşan hocalardan yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçın. Onlar Allah’ın değil, kendi nefislerinin davetçileridir."
— Ölçüsü: Gerçek mürşid Hz. Ebû Bekir ve Hz. Osman misali verendir, alan veya dervişi sömüren değil.
3. Kendilerini Kusursuz ve Kibirlere Müstağrak Gösterirler
Gerçek mürşidler her an kusurunu gören ve tevazu sahibi kimselerken, sahteler kendilerini hatasız ilan eder ve müridlerinden mutlak bir "şahıs perestlik" talep ederler.
— Uyarısı: "Kendini beğenen, büyüklük taslayan ve müritlerini kul köle gibi gören kimse şirke düşmüştür. O, insanları Allah’a değil, kendi nefsine tapınmaya çağırıyordur."
— Ölçüsü: Mürşid, müridi kendine değil, doğrudan Allah ve Resulü'ne bağlayan bir köprüdür. Köprüye takılıp kalan yolda kalır.
4. Keramet ve Rüya Avcılığı Yaparlar
Sahte yapılar, İslamın emirleri yerine sürekli rüyalar, gizemli hikayeler, uçma-kaçma menkıbeleri ve keramete dayalı bir algı yönetimi yaparlar.
— Uyarısı: "Şeytan da havada uçabilir, su üstünde yürüyebilir. Ölçü keramet göstermek değil, istikamet üzere (sünnete uygun) yaşamaktır."
— Ölçüsü: En büyük keramet, ahlakın güzelleşmesi ve her an sünnet üzere kalabilmektir.
5. Müjdeci ve Rehavet Vericidirler (Yalancı Şefaat vaatleri)
Müridlerini el üstünde tutmak ve bağlılıklarını sürdürmek için onlara durmadan sahte cennet müjdeleri verir, günah işleseler bile şeyhin onları kurtaracağı yalanını söylerler.
— Uyarısı: "Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kızı Fatıma’ya 'Babanın peygamber oluşuna güvenme, amel işle' demişken, hangi şeyh müridine hesapsız cennet vaat edebilir? Bu açıkça Allah ile aldatmaktır."
— Ölçüsü: Korku ve ümit (havf ve reca) dengesi korunmalıdır. Kul her an imanını kaybetme korkusuyla salih amel işlemeye devam etmelidir.
Salikler İçin Hayati Tavsiye
Seyyid Abdülkādir-i Geylânî’nin sahte şeyh tuzağına düşmek istemeyen bir salike tavsiyesi çok nettir:
"Bir kimseye bağlanmadan önce onun gizli ve açık hayatını Kur'an ve Sünnet süzgecinden geçirin. Eğer uyuşmuyorsa, o kişiyi hemen terk edin. Unutmayın ki, cahil ve fasık bir rehberin peşine düşen, uçuruma yuvarlanmaya mahkumdur."

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...