Gökyüzü Bir, Karar Farklı: Hilâl Ayrılığının Anatomisi
İhtilâf yeni değil
Hilâl meselesindeki farklılık bugünün problemi değildir. Daha sahabe döneminde bile farklı bölgelerde farklı günlerde oruca başlanmıştır.
En meşhur rivayet, İbn Abbas (r.a.) ile Şam halkı arasındaki uygulamadır. Şam’da hilâl bir gün önce görülmüş, Medine’de bir gün sonra görülmüştür. İbn Abbas, Şam’ın gördüğünü kabul etmemiştir. Bu rivayet: Sahih Muslim’de geçer.
Buradan iki temel yaklaşım doğmuştur: Matla‘ birliği gerekir (Her bölge kendi hilâline uyar). Matla‘ birliği gerekmez (Bir yerde görülmesi tüm ümmet için yeterlidir). Yani ayrılık modern değil, kökü klasik fıkha dayanır.
Rü’yet mi, Hesap mı?
A) Hadis Metni
Resûlullah ﷺ buyurur: “Hilâli görünce oruç tutun, hilâli görünce bayram edin…”
(Sahih al-Bukhari; Sahih Muslim) Burada “görmek” (rü’yet) ifadesi geçer.
İhtilaf şu noktada düğümleniyor: Bu görme çıplak gözle mi olmalı? Astronomik hesap yeterli mi? Teleskop geçerli mi? Bir ülkenin şehadeti diğerini bağlar mı?
Günümüzde Neden Birlik Sağlanamıyor?
Fıkhî Metod Farklılığı
Bazı ülkeler: Sadece çıplak gözle rü’yet kabul eder (örneğin Saudi Arabia geleneği bu yönde güçlüdür).
Bazıları: Astronomik hesabı esas alır (örneğin Turkey Diyanet yöntemi).
Bazıları: Hesabı destekleyici, rü’yeti teyit edici kabul eder. Yani mesele “görmedik inanmıyoruz” değil; usûl farklılığıdır.
Siyasî Egemenlik Meselesi
Her devlet: Dinî otoritesini kendi sınırları içinde işletmek ister. Başka bir ülkenin “biz gördük” açıklamasına bağlı kalmak istemez. Bu biraz: Egemenlik, Otorite, Dini meşruiyet, meselesine dönüşebiliyor. Özellikle Ramazan ve bayram gibi sembolik günler, devletler için dinî görünürlüğün zirvesidir.
Küresel İslâm Otoritesinin Olmayışı
İslam dünyasında: Papa benzeri merkezi bir otorite yok. Organisation of Islamic Cooperation (İslam İşbirliği Teşkilatı) siyasi bir kurumdur; bağlayıcı fıkhî merci değildir. “Dünya İslam Âlimleri” gibi yapılar tavsiye üretir, zorlayıcı değildir. Yani: Ümmet var ama merkezi karar mercii yok.
Güvensizlik Problemi
Bazı ülkeler: Diğerinin astronomik metoduna güvenmez. Şahitlik sistemini yeterli görmez. Siyasi rekabetten dolayı açıklamaları ihtiyatla karşılar. Bu bazen gerçekten ilmî, bazen siyasî zemine dayanır.
Bu Bir Güç Yarışı mı?
Kısmen evet, kısmen hayır. Fıkhî ihtilaf gerçek ve köklüdür. Ama modern dünyada bu mesele bazen: Prestij, Liderlik iddiası, Bölgesel nüfuz meselesine dönüşebiliyor. Ramazan’ı ilk ilan eden olmak sembolik bir güç göstergesi olabiliyor.
Teknoloji Varken Neden Çözülmüyor?
Aslında astronomi: Hilâlin doğuş anını, Görülebilirlik ihtimalini, Coğrafi hesapları milimetrik doğrulukla hesaplayabiliyor. Sorun teknik değil. Sorun şu soruda düğümleniyor: “Hadisteki ‘görmek’ ifadesi, hesapla bilmeye izin verir mi?” Bu noktada usûl ayrılığı devam ediyor.
Aslında Birlik Hiç Mi Yok?
Şunu da görmek gerekir: Aynı ülke içinde birlik var. Aynı metod içinde birlik var. Kaos görüntüsü küresel ölçekte. Yani fiilen her toplum kendi içinde düzenli.
Daha Derin Bir Sebep
Bu mesele aslında bize şunu gösteriyor: İslam ümmeti siyasî olarak parçalı. Fıkhî olarak çoğulcu. Merkezi otoriteden yoksun. Hilâl meselesi bunun görünen yüzü.
Çözüm Mümkün mü?
Teorik olarak evet. Çözüm için: Küresel ilmî konsey, Ortak astronomik kriter, Rü’yet + hesap sentezi, Siyasi egonun geri çekilmesi Ama bu, teknikten çok irade meselesi.
Kişisel Duruş Ne Olmalı?
Fıkıh kaidesi: “Sultanın kararı ihtilafı kaldırır.” Bulunduğun ülkede ilan edilen ramazan takvimine uygun hareket ederek amel etmek, fitneyi önlemek açısından daha uygundur.
Sonuç
Hilâl meselesi: Bilim eksikliğinden değil, Fıkhî metod farklılığından, Siyasi egemenlik hassasiyetinden, Merkezi otorite yokluğundan kaynaklanıyor. Bu bir iman zafiyeti değil; ümmet yapısının sonucu. Allah ayrılığa düştüğümüz konuları bize gösterecektir.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...