Bu sarsıcı kıssa, sadece bir tanışma hikâyesi değil; niyetin, edebin ve kalpte saklanan gizli kibirin bir insanın kaderini nasıl mühürlediğinin destanıdır. Üç Genç (İbnü’s-Saka, Abdullah bin Ebî Asrûn ve Abdülkadir Geylâni) Yusuf Hemedânî Hazretleri’nin huzuruna çıkışlarını anlatan o meşhur menkıbeyi sizin için kaleme alalım.
Niyetin Kaderi: Yusuf Hemedânî ve Üç Genç Arkadaş
Bağdat’ın ilim meclislerinin parladığı bir dönemde, üç genç arkadaş büyük veli Yusuf Hemedânî Hazretleri’nin Bağdat’a geldiğini duydular. Aralarında sözleşip onu ziyarete gitmeye karar verdiler. Ancak niyetleri birbirinden çok farklıydı:
1. İbnü’s-Saka: "Ona öyle bir soru soracağım ki, cevabını veremeyecek ve herkesin içinde onu susturacağım," dedi. Amacı bilgi yarıştırmak ve üstün gelmekti.
2. Abdullah bin Ebî Asrûn: "Ben de bir soru soracağım, bakalım ne cevap verecek? İlmini bir tartalım," dedi. Amacı denemek ve ölçmekti.
3. Abdülkadir Geylâni: Arkadaşlarını uyardı, onlara bu tavrın edebe aykırı olduğunu söyledi ama dinletemedi. Şöyle dedi: "Ben sadece onun bereketinden istifade etmek ve huzurunda bulunmak için gidiyorum. Allah’ın bir dostuna soru sorulmaz, ondan feyz alınır."
Huzura girdiklerinde daha onlar tek kelime etmeden, Yusuf Hemedânî Hazretleri bir aslan heybetiyle doğruldu ve önce İbnü’s-Saka’ya döndü:
— "Yazık sana! Kalbinde küfür ateşi parlıyor. Sen bana şu soruyu sorup beni rezil etmek istiyordun, al cevabı budur! Ama korkarım ki sen İslam üzere ölmeyeceksin."
Sonra Abdullah’a döndü:
— "Sen de beni denemek için geldin. Sen de dünyaya boğulacaksın, makam ve mevki hırsı her yanını saracak," buyurdu.
En son genç Abdülkadir’e şefkatle baktı ve o meşhur müjdeyi verdi:
— "Ey Abdülkadir! Sen Allah’ı ve Resulü’nü razı ettin. Senin bu edebin seni öyle bir yere çıkaracak ki, bir gün Bağdat’ta kürsüye çıkıp 'Benim bu ayağım bütün velilerin boynu üzerindedir' diyeceksin ve ben o günü şimdiden görüyorum."
Yıllar sonra ne mi oldu?
* İbnü’s-Saka, Bizans’a elçi olarak gitti, orada bir kadına aşık olup dinini terk etti ve perişan halde öldü.
* Abdullah, saraylarda kadılık ve dünya işleriyle ömrünü tüketti, maneviyattan uzaklaştı.
* Abdülkadir Geylâni ise "Gavsu'l-Azam" oldu ve Yusuf Hemedânî’nin yıllar önce müjdelediği o cümleyi gerçekten de bir gün kürsüde bizzat söyledi.
Bu Kıssanın "Bilinç Kapıları" ve Derin Mesajları
Tefekkür Notu
"Bir kapıya giderken yanına ne alıyorsun? İbnü’s-Saka gibi 'sorularını' mı, yoksa Abdülkadir Geylâni gibi 'edebini' mi? Unutma; bilgi seni tartışmaya götürebilir ama sadece edep seni hakikate ulaştırır. Bugün birinin huzuruna (veya bir işe) hangi niyetle giriyorsun?"

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...