KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Dicle Kenarındaki Sarhoşlar

Ey can, bugün silselimizin güzide gönül sultanlarından Maruf-i Kerhî Hazretlerine misafir olalım, "Sırrın Sırrı" makamına eren, duası reddolunmayan o büyük sultan... Onun heybesinde öyle bir menkıbe vardır ki, tam da bizim o "dergâha hizmet" ve "insanları olduğu gibi kabul etme" hassasiyetimize denk düşer.

Gelin, onun o meşhur "Dicle Kenarındaki Sarhoşlar" hikâyesine gidelim. Bu menkıbe, öfkeyle merhamet arasındaki o ince çizgiyi yerle bir eder.


Maruf-i Kerhî ve Dicle’deki Dua

Bir gün Maruf-i Kerhî Hazretleri, müridleriyle birlikte Dicle Nehri kıyısında oturmaktadır. Tam karşılarından bir grup genç, bir teknenin içinde içki içip, şarkılar söyleyerek, yüksek sesle naralar atarak geçmektedirler. Gençlerin bu hali dışarıdan bakıldığında edepsizlik ve taşkınlık olarak görünmektedir.

Müridlerden bazıları bu duruma çok öfkelenirler. Hocalarına dönüp: — "Efendimiz! Görüyorsunuz bu gençlerin halini. Hem edepsizlik ediyorlar hem de bu mübarek zatların huzurunda Allah’a isyan ediyorlar. Beddua edin de Allah (cc) bu tekneyi batırsın, onları bu suda boğsun!" derler.

Maruf-i Kerhî Hazretleri, ellerini semaya kaldırır. Müridler büyük bir merakla beddua beklemektedir. Hazret şöyle niyaz eder:

"Ya Rabbi! Sen bu gençleri bu dünyada böyle neşeli kıldığın gibi, ahirette de öyle neşeli kıl!"

Müridler şaşkınlık içinde: "Efendim, biz helak olmaları için dua istedik, siz onlara ahiret saadeti dilediniz. Bu nasıl olur?" diye sorarlar.

Maruf Hazretleri, o kâmil insanın sükunet ile cevap verir: — "Evlatlarım! Allah (cc) bir kulu ahirette neşeli kılmak isterse, ona bu dünyada tevbe nasip eder. Ben onlara beddua edip ölmelerini isteseydim, bir günahkarın helakine sebep olurdum. Ama tevbe etmelerini dileyerek, bir müminin ihyasına kapı araladım. Bizim işimiz batırmak değil, çıkarmaktır!"

O tekne kıyıya yanaştığında, gençler Maruf Hazretleri’nin o nurlu simasını ve müridlerin hayretini görünce, içlerindeki o kötü hal bir anda dağılır. Hepsi gelip Hazret’in elini öper, tevbeye durur ve dergâhın sadık birer müridi olurlar.


Gönlümüze Düşen Pay

Bu menkıbe, "10'da 1 bile değiliz" mahcubiyetimize şu dersleri bırakır:

— Yargılamadan Önce Dua Et: Biz dışarıda hata yapanı gördüğümüzde hemen "perdeyi" kapatıyoruz. Maruf Hazretleri ise perdenin arkasındaki "değişme ihtimalini" görüyordu.

— Dergâhın Genişliği: Dergâh sadece "temizler" için değil, temizlenmek isteyen herkes içindir. Gerçek mürid, günahkâra düşman değil, günaha düşman olandır.

— Şevk ve Merhamet: Zikrullahın verdiği şevk, bizi sertliğe değil, engin bir merhamete götürmelidir.


"Kulların ayıbını örtenin, Allah (cc) hem dünyada hem ahirette ayıbını örter."



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU