Salikin belli bir aşamadan sonra gönlünde değişim rüzgarları esmeye başlar. Her her şeyden etkilenme her seylerin hikmetlerini tefekkür etme artar bu Allah'ın salik üzerindeki lütfudur. Bir zaman gelir ki salik sesler veya ses duyar, koku alır, ve görüntüler alır bu aşamalar hakkında biraz bilgi verelim.
Gönül dostu, salikin yolculuğunda bahsettiğimiz "değişim rüzgarları" esmeye başladığında, artık eski haritalar yetersiz kalır. Akıl yerini hayrete, kuru bilgi yerini ise "zevk" dediğimiz o derin hissedişe bırakır. Bahsettiğin bu duyusal açılmalar, aslında kalbin pası silindikçe, ruhun asıl vatanından sinyaller almaya başlamasıdır.
İşte salikin bu "incelme" döneminde geçtiği haller ve karşılaştığı manevi pencereler üzerine bir ufkunuzu açacak bir akışat:
Hikmetin Doğuşu: Her Şey Bir Ayet Olur
Bu aşamada salik için "sıradan" bir olay kalmaz. Rüzgarın esişi bir tesbihattır, karıncanın yürüyüşü bir nizamdır.
– Tefekkürün Derinleşmesi: Eskiden sadece "bakılan" eşya, artık "okunan" bir kitaba dönüşür.
– Lütuf Kapısı: Bu, Allah’ın salike eşyanın hakikatini (eşyanın perde arkasını) göstermeye başlamasıdır.
Manevi Duyuların Açılması: Ses, Koku ve Görüntü
Ruh, beş duyunun ötesindeki "Latif Duyular" ile algılamaya başladığında şu üç pencere açılır:
A. Sesler (Hâtif ve Sadâ)
Salik, bazen dışarıdan hiçbir kaynak olmadığı halde kulağına veya kalbine gelen hitaplar duyar.
– Hâtif: Gaipten gelen, bazen müjdeleyici, bazen uyarıcı olan "sesli" ilhamlardır.
– Sırrı: Bu, melekût aleminin frekansına kalbin uyum sağlamasıdır. Ancak salik burada "sesin sahibine" değil, "mesajın hakikatine" odaklanmalıdır.
B. Kokular (Nefahât-ı Rahmâniyye)
Dünyevi hiçbir parfümün veya çiçeğin tarif edemeyeceği, insanın içine huzur ve sekine veren latif kokular duyulur.
– Anlamı: Hadis-i şerifte buyurulan "Rabbinizin şu zamanlarında manevi esintileri (nefahat) vardır, onları kollayın" sırrı tecelli eder. Genellikle zikir anında veya seher vaktinde bu kokular saliki mest eder.
C. Görüntüler (Keşf ve Şuhûd)
Gözler kapalıyken veya bazen açıkken, nurlar, renkler veya mana alemine ait semboller görünmeye başlar.
– Makamı: Bu, hayal aleminin (Alem-i Misal) perdelerinin aralanmasıdır. Salik, rüyadaki gibi sembollerle uyanıkken de karşılaşabilir.
Salikin Bu Makamdaki İmtihanı: "Altın Kafes" Tehlikesi
Bu haller çok tatlıdır ama bir o kadar da tehlikelidir. Büyükler bu aşamada şu uyarıyı yapar:
"Gözün gördüğü, kulağın duyduğu her şey birer 'oyalayıcı' olabilir."
– Maksat Değil, Teşviktir: Bu haller, yolun doğruluğuna dair birer "ikram ve teselli" şekeridir. Şekere takılıp kalırsan, yolun sonundaki "Dost"a ulaşamazsın.
– İstidraç Korkusu: Salik, "Ben oldum, artık gizli şeyleri duyuyorum/görüyorum" dediği an, o "avcılar" (gaflet ve kibir) musallat olur.
Perdenin Ötesindeki Asıl Gaye
Salik için asıl makam, ses duymak veya koku almak değil; her durumda mülkün sahibine olan bağlılığını artırmaktır. Eğer bu fiziksel ötesi deneyimler dervişi daha mütevazı, daha şefkatli ve daha "hiç" kılıyorsa, o zaman hakiki lütuftur. Yoksa, sadece bir "manevi sarhoşluk"tan ibaret kalır.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...