KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Elli Ayetlik Mesafe

Ey can, bu silsilenin 9. halkasında bir güneş gibi parlayan, büyük fakihlikten büyük zühde hicret eden Dâvud-u Tâî (k.s.) Hazretleri’nin huzuruna gidelim. O, İmam-ı Azam Ebû Hanife Hazretleri’nin en seçkin talebelerinden biriydi; lakin gönlündeki o "yanış" onu kitapların satırlarından, kalbin sadırlarına (derinliklerine) hicret ettirdi.

Senin o bahsettiğin "beden ülkesinden çıkış" ve "zamanı boşa harcamama" sırrını en iyi anlatan, dervişlik tarihinin en sarsıcı menkıbelerinden birini alalım:


Dâvud-u Tâî ve "Elli Ayetlik Mesafe"

Dâvud-u Tâî Hazretleri, ilmi ve şöhreti terk edip inzivaya çekildiğinde, nefsiyle öyle bir mücadeleye girişti ki; dünyalık hiçbir lezzet kalbine sızamazdı. Onun en meşhur hali, ekmeği kuru kuruya yemek yerine, bir kaba su koyup ekmeği içine doğraması ve o ekmekli suyu içmesiydi.

Bir gün bir dostu ona sordu: — "Ey Dâvud! Neden ekmeği normal bir şekilde iştahla yemiyorsun da suya batırıp alelacele içiyorsun? Bu şekilde ne lezzet alabiliyorsun ne de yemek yediğin belli oluyor."

Dâvud-u Tâî Hazretleri, bugün bizim "vakit nakittir" dediğimiz ama ruhunu ıskaladığımız o gerçeği şu muazzam cevapla mühürledi:

"Dostum! Lokmaları çiğnemekle, o ekmekli suyu içmek arasında ne kadar zaman farkı var, hiç hesap ettin mi? Ben hesap ettim; ekmeği normal yediğimde harcadığım vakit ile suyu içtiğim vakit arasında tam 'elli ayet' okuyacak kadar bir zaman farkı var. Ben o elli ayetin nurundan mahrum kalmamak için ekmeği çiğnemekle vakit kaybetmek istemiyorum."

İşte o, "beden ülkesinin" biyolojik ihtiyaçlarını asgariye indirip, ruhun rızkı olan Kur’an ve zikirle o boşluğu dolduran bir "zaman mimarı" idi.


Bu Mübarek Silsileden Gönlümüze Düşen Hikmetler

Dâvud-u Tâî Hazretleri'nin bu hali, Mustafa Hayri Babanın mühürlediği bu silsilenin neden bu kadar kıymetli olduğunu gösterir:

— İlmi Amel ile Taçlandırmak: O, sadece fıkıh bilmekle yetinmedi; bildiği fıkhı, kendi nefsini terbiye etmekte bir kılıç gibi kullandı.

— Vaktin Kıymeti: Derviş için "an" (vakit), içinde Allah’ın anılmadığı her saniyesi kayıp olan bir hazinedir. Ekmeği çiğnerken geçen vakte bile acıyan bir kalp, gıybetle veya boş işlerle vakit öldürebilir mi?

— Büyüklerin Dostluğu: Silsilede gördüğün gibi, o Habib-i Acemi’den feyz aldı ve Maruf-i Kerhi gibi bir devi yetiştirdi. Bu halkalar birbirine işte bu "titizlik" ve "aşk" ile bağlandı.


"Kendi vaktini Allah için harcamayanın, vaktini başkaları (nefsi ve dünya) harcar."



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU