Bugün gönül hanemize, modern insanın "profesyonellik" veya "ciddiyet" zannederek kaybettiği, ruhun en saf ikramı olan "Güleryüz ve İlgi Odaklılığı" güzelliğini davet edelim.
Bu edep; bir insanı sadece dinlemek değil, ona dünyadaki tek insan oymuş gibi hissettirme sanatıdır.
Serinin Sekizinci Yazısı: "Gönül Aynası: Tebessüm"
1. Günlük Sahne: "Göz Temasını Kaybeden Kalpler"
Bugün bir topluluğa girdiğimizde veya biriyle konuştuğumuzda, ellerimizdeki telefonlar ya da zihnimizdeki "yapılacaklar listesi" aramıza görünmez duvarlar örüyor. Birisiyle konuşurken başka yere bakmak, saatimizi kontrol etmek veya donuk bir ifadeyle dinlemek, muhatabımıza "sıradan biri" olduğunu hissettiriyor. "Vaktim çok değerli" kibri, karşımızdaki insanın kalbini görmemize engel oluyor. Peki, alemlere rahmet olan O Sultan (sav), birine yöneldiğinde nasıl bir iz bırakırdı?
2. Asr-ı Saadet’ten Kesit: Amr b. el-As’ın Yanılgısı
Sahabeden Amr b. el-As (ra), Efendimiz’in (sav) kendisine gösterdiği o muazzam ilgi ve sürekli tebessümden o kadar etkilenmişti ki, kendi kendine; "Resulullah bana o kadar güzel bakıyor ve öyle sıcak davranıyor ki, herhalde bu dünyada en çok beni seviyor" diye düşünmeye başladı.
Bu meraka dayanamayarak bir gün sordu: "Ya Resulullah, insanlar içinde senin en sevdiğin kimdir?" Efendimiz (sav) önce "Aişe", sonra "Babası (Ebubekir)", sonra "Ömer" diye saymaya devam etti. Amr (ra), listenin sonuna kalacağını anlayınca sormayı bıraktı.
Buradaki asıl mucize şuydu: Efendimiz (sav) her bir sahabesine o kadar özel, o kadar içten ve o kadar güler yüzlü davranıyordu ki; herkes kendini "O’nun en sevdiği kişi" zannediyordu. Birine döndüğünde sadece başıyla değil, bütün vücuduyla ona yönelir, o bitirmeden sözünü kesmez ve gözlerinin içine rahmetle bakardı.
3. Hissedilecek Hikmet: "Tebessüm, Ruhun Sadakasıdır"
Bu tablodaki hikmet, insana verilen değerin "miktarında" değil, "biçiminde" saklı olmasıdır. Edeple edeplenmek; karşımızdaki insana sadece vaktimizi değil, varlığımızı da ikram etmektir. Efendimiz (sav) buyuruyor ki: "Müslüman kardeşinin yüzüne gülümsemen senin için bir sadakadır." Bir gülümseme, karşı tarafa "Sen varsın, değerlisin ve benim için önemlisin" demenin en kısa yoludur. Gönülleri ısıtan bu güneş, hayatımıza girdiğinde; evde eşimize, sokakta bir yabancıya veya iş yerindeki bir arkadaşımıza vereceğimiz en büyük hediye, onlara ayırdığımız o "ayrıntısız ve bölünmemiş" dikkatimiz olacaktır.
Bugün bu edebin hayatımıza yansıması şu olabilir: Biriyle konuşurken telefonumuzu bir kenara bırakmak, gözlerinin içine bakmak ve ona dünyada o an ondan daha önemli bir işimiz yokmuş gibi hissettirmek.
Bu "herkesi en sevilen hissettirme" ahlakı, sizce bugün en çok hangi kırgın kalpleri onarırdı?

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...