KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 Adaletin Tarafı Olmaz


"Zırhın Altındaki Hakikat: Adaletin Gözü Kördür" 

Bugün durağımızda, "bizden olanı koruma" refleksiyle "hakikati savunma" arasındaki o devasa imtihanı işleyelim. Bugünün güzelliği; adaletin renginin, ırkının ve tarafının olmadığını gösteren "Kusursuz Adalet" duruşudur.


"Adaletin Tarafı Olmaz:
Hakikatin Safında Durmak"

Günlük Sahne: "Haksız Da Olsa Benimkini Korurum"

Bugün en büyük yaralarımızdan biri "tarafgirlik." Bir hata yapıldığında, hatanın kendisine değil, hatayı yapanın "kim olduğuna" bakıyoruz. Eğer bizim aileden, bizim ekipten veya bizim mahalleden biriyse; hatayı örtmek, bahaneler bulmak veya karşı tarafı suçlamak "sadakat" sanılıyor. "Haksız ama olsun, o bizden" dediğimiz her an, adaletin terazisinden bir ağırlık çalıyoruz. Peki, haksızlığa uğrayan bir "başkası", haksızlık yapan ise "bizden" biri olduğunda Hz. Peygamber (sav) nasıl bir duruş sergilerdi?

Asr-ı Saadet’ten Kesit: Çalınan Zırh ve Yahudi’nin Hakkı

Medine’de bir Müslüman (Ta’ma b. Ubeyrik), komşusunun zırhını çalar ve suçun kendi üzerine kalmaması için zırhı bir Yahudinin evine gizlice bırakır. Olay soruşturulur iken suç Yahudinin üzerine kalacak gibi olur. Ta’ma’nın akrabaları ve kabilesi, Efendimiz’e (sav) gelerek; "Ya Resulullah, kendi adamımızı bir Yahudiye karşı mahcup etmeyelim, onu savun" diye baskı yaparlar.

Efendimiz (sav), henüz olayın iç yüzünü tam bilmezken tarafgirlik baskısı altındayken, vahiyle uyarılır (Nisa Suresi, 105-113). Ayetler, Yahudinin masum olduğunu, suçu işleyenin ise o "Müslüman" olduğunu açıkça ilan eder. Efendimiz (sav), toplumun "bizden olanı koru" baskısına zerre miktar boyun eğmez. Hemen Yahudiyi serbest bırakır, onun hakkını iade eder ve asıl suçluyu açıklar.

Hissedilecek Hikmet: "Hak, Kiminse Ona Verilir"

Bu tablodaki hikmet şudur: İman, adaletle test edilir; özellikle de sevmediğimiz birine karşı adil olup olamadığımızla. Efendimiz (sav) bize öğretmiştir ki; adalet, bir "takım oyunu" değildir. Kim haklıysa onun yanında durmak, kim haksızsa (babamız bile olsa) karşısında durmaktır.

Edeple edeplenmek; "Bizim mahallenin yanlışı, elin doğrusundan iyidir" yanılgısına düşmemektir. Gerçek asalet, kendi hatasını ve kendi yakınlarının hatasını da "hakkaniyet" terazisine koyabilmektir. Bugün hayatımıza bu ahlakı; bir tartışmada haksız olan arkadaşımıza "Hatalısın" diyebilerek ve karşı tarafın hakkını korkusuzca teslim ederek taşıyabiliriz.


Bu "Evrensel Adalet" teması, özellikle toplumsal güven ve dürüstlüğün bu günlerde sarsıldığı için sarsıcı bir hatırlatıcı olacaktır. Bu ahlaki duruş, günümüz dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu "dürüstlük aynası" olabilir. 



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU