Bugün, insanı insan kılan değerlerin aşındığı, nezaketin yerini soğuk mesafelere, sabrın yerini ise fevri tepkilere bıraktığı bir dünyada; insanlık ağacının en köklü ve en canlı meyvesi olan "Güzel Ahlak" üzerine Bugünün güzelliği: "İnancı Görünen Kılmak." tefekkür edelim.
"Sözün Ötesinde, Hâlin Dili"
Günlük Sahne: "Kendin Gibi Olmayanı Dışlama" Refleksi Modern hayat, bizi sürekli "kendi" çevremizle sınırlı kalmaya, farklı fikirde olanı, farklı hayat tarzını veya farklı bir mizacı "sorunlu" görmeye itiyor. Bugün sosyal medyada, iş yerinde veya komşuluk ilişkilerimizde en ufak bir fikir ayrılığında "haklılık" zırhına bürünüp, karşımızdakini anlamaya çalışmadan yargılamak, adeta bir savunma mekanizmasına dönüştü. "Ben böyleyim, işine gelirse" diyerek nezaketi bir lüks gibi görmeye başladık. Oysa güzel ahlak, bizim gibi olmayana karşı da o zarif duruşu sergileyebilmektir. Peki, her türlü insana karşı en derin nezaketi kuşanmış olan Efendimiz (sav) bu konuda ne buyururdu?
Asr-ı Saadet’ten Kesit: "Onu İncitmeyin" Bir gün Hz. Peygamber (sav), ashabıyla birlikte otururken bir grup insan gelir. Efendimiz (sav) onlara çok nazik davranır, ikramda bulunur ve güler yüzle karşılar. Sahabeden biri hayretle sorar: "Ya Resûlallah, bunlar sizin düşmanınız değil miydi? Sizi üzenler değil miydi?"
Efendimiz (sav) mübarek tebessümüyle şu cevabı verir: "Güzel ahlak, sana gelmeyene gitmen, seni mahrum edene vermen, sana zulmedeni bağışlamandır." (İbn Hanbel)
Hz. Peygamber (sav), ahlakı bir "alışveriş" (iyiliğe iyilik) olarak değil, bir "karakter" (iyiliğe her halükârda iyilik) olarak tanımlıyordu. Onun güzel ahlakı, bir insana "senin ne yaptığın değil, benim kim olduğum önemlidir" diyebilme gücüydü.
Hissedilecek Hikmet:
"Kalıcı Olan, Bıraktığın İzdir" Bu tablodaki hikmet şudur: Güzel ahlak, sadece "iyi insan" olmanın bir yöntemi değil, inancın yaşanmış ve görünür kılınmış hâlidir. Bir insana karşı adil, nazik ve müsamahalı olmak, sadece o kişiye bir iyilik değil, aslında kendi ruhunuzu o kaba dünyanın kirinden arındırma sanatıdır. Efendimiz (sav) buyurur: "Sizin en hayırlınız, ahlakı en güzel olanınızdır." (Buhari)
Güzel ahlak; kaba bir söze gülümsemek, hakkını ararken dahi karşıdakinin onurunu gözetmek ve "Bana ne kazandıracak?" demeden sırf Allah'ın rızası için bir gönlü ferahlatmaktır. Bugün hayatımıza bu ahlakı; bir fikir tartışmasında "haklı çıkmak" yerine "anlaşılmaya çalışmak" ile, trafikte veya sırada karşılaştığımız bir gerginlikte sessizliği bir erdem olarak korumakla veya hoşumuza gitmeyen bir durumda dahi nezaketi elden bırakmayarak taşıyabiliriz.
Sizin hayatınızda, size karşı kaba davranan birine gösterdiğiniz o nezaket, karşı tarafın tavrını değiştirdi mi ya da o an kendi ruhunuzda bir genişleme hissettiniz mi?

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...