KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Madem Biliyorsun, Neden İsyan Ediyorsun?

“Madem Biliyorsun, Neden İsyan Ediyorsun?”

Hak dostlarının sultanlarından İbrahim bin Ethem Hazretleri’nin huzuruna bir gün perişan hâlli bir adam geldi. Yüzünde günahın ağırlığı, gözlerinde yılların yorgunluğu vardı. Kalbi daralmıştı… Ruhu boğulmuştu… Artık taşıdığı yük kendi omuzlarına ağır geliyordu. 

Titrek bir sesle dedi ki:

— “Ey İbrahim!.. Bu kadar günahın içinden kurtulmanın bir yolu var mıdır?”

İşte bazen insanın kurtuluşu, ilk kez gerçekten “dertlenmesiyle” başlar ey can… Çünkü nefsin en tehlikeli hâli: yarasını hissetmemesidir. 

İbrahim bin Ethem Hazretleri adama merhamet nazarıyla baktı. Sonra tane tane buyurdu:

— “Evet… Kurtuluşun yolu vardır.” Adam heyecanlandı:

— “Çabuk söyle ey sultan! Nedir o yol?” Hazret buyurdu:

— “Madem Allah’a isyan ediyorsun… O hâlde O’nun rızkını yeme.”

Adam sarsıldı. Sanki kalbine bir yıldırım düştü:

— “Bu nasıl olur? Onun rızkını yemeden yaşayabilir miyim?” Hazret buyurdu:

— “Öyleyse O’nun verdiği suyu içme…” Adamın başı öne düştü:

— “Bu daha da zor…”

İşte Kadirî terbiyesinin o derin tokadı burada gizlidir: İnsan, Allah’ın nimetleri içinde yüzüp yine O’na baş kaldırınca; aslında nefsiyle savaşmayı unutmuş olur. 

Hazret devam etti:

— “Madem günah işlemekte ısrar ediyorsun… O’nun verdiği havayı da teneffüs etme…” Adam sustu… Çünkü her nefesin bile emanet olduğunu ilk kez hissediyordu. Sonra Hazret buyurdu:

— “Bu da mümkün değilse, Allah’ın mülkünden çık! Kendine başka bir yurt bul!..” Adamın dizleri çözüldü.

— “Yapamam ey İbrahim!..” Çünkü kul nereye giderse gitsin, Allah’ın mülkünün dışına çıkamaz.

İşte Yesevî nefesi burada esmeye başlar: Ahmed Yesevi yolu der ki: “İnsan Rabbinden kaçamaz; sadece O’ndan uzak düştüğünü zanneder.” 

Hazret son darbeyi kalbe indirdi:

— “Öyleyse günah işleyeceğin vakit, Allah’ın seni görmediği bir yere git…” Adamın gözleri doldu:

— “Bu da imkânsız ey İbrahim!..” 

Çünkü artık anlamıştı: Allah’tan gizlenmek mümkün değildi. Ama İbrahim bin Ethem Hazretleri burada da durmadı. Buyurdu ki:

— “O hâlde Azrail geldiğinde ona de ki: ‘Biraz bekle de tövbe edeyim.’” Adam ağlamaya başladı:

— “O bana bir nefes bile mühlet vermez…” İşte o anda Hazret, gönülleri titreten o sözü söyledi:  

— “Be adam!.. Madem bütün bunları biliyorsun… Neden hâlâ Rabbine isyan ediyorsun?” Bir anda adamın içindeki bütün perdeler yırtıldı. Ne cevap verebildi… Ne başını kaldırabildi… Çünkü bazen insanın kalbini değiştiren şey, uzun nasihatler değil; hakikatin çıplak hâlidir. 

Adam oracıkta tövbe etti. Gözyaşlarıyla geçmişini yıkadı. Ve bir daha eski hâline dönmedi. İşte tasavvufun özü budur ey can: İnsan günahsız olduğu için değil;  günahını fark edip Rabbine döndüğü için kurtulur. Çünkü veliler bilir: Allah’ın en çok sevdiği seslerden biri, kırılmış bir kalbin tövbe sesidir. 

Gönül Hanesine Hikmetli Notlar

— Nimeti Unutmamak: İnsan her nefeste Allah’ın ihsanı içinde yaşar. Buna rağmen O’na isyan etmek, gafletin en ağır hâlidir.

— Tövbenin Kapısı: Tasavvufta tövbe sadece “pişman oldum” demek değil; kalbin yönünü yeniden Allah’a çevirmektir.

— Ölüm Şuuru: Ölümü unutan nefis cesaret bulur. Ölümü hatırlayan kalp ise kendini hesaba çeker.

— İlahi Murakabe: Allah’ın her an gördüğünü bilmek, insanı gizli günahlardan bile uzaklaştırır.

“Günah insanı hemen öldürmez… Ama günaha alışmak kalbi yavaş yavaş öldürür.”

Bu menkıbe bize şunu fısıldıyor ey can: Belki de insanın Rabbine dönüşü, ilk kez gerçekten çaresiz olduğunu anlamasıyla başlıyordur…



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU