Zülkarneyn (a.s.)
Kur'an-ı Kerim’de Kehf Suresi’nde (83-98. ayetler) zikredilen, kendisine Allah tarafından büyük bir güç, iktidar ve ilim verilmiş mümin bir hükümdardır.
Doğuya ve batıya büyük seferler düzenlemiş, yeryüzünde adaleti tesis etmiş ve Ye'cüc ile Me'cüc kavimlerinin önünü kesmek için devasa bir sed inşa etmiştir.
1. "Zülkarneyn" İsminin Anlamı ve Kimliği
"Zülkarneyn" Arapça bir terkip olup "İki boynuz sahibi" anlamına gelir. Buradaki "boynuz" (karn) ifadesi tarihi ve tefsiri açıdan mecazi anlamlar taşır:
— Doğu ve Batı: Dünyanın doğusuna ve batısına hükmettiği için bu ismi aldığı kabul edilir (Boynuz, dünyayı saran uç noktaları simgeler).
— Zaman ve Nesil: "Karn" aynı zamanda çağ/nesil demektir. İki çağ görmüş veya iki nesle hükmetmiş bir lideri de ifade edebilir.
— Güç ve İhtişam: Eski kültürlerde boynuz, mutlak gücün ve hükümdarlığın sembolüdür.
Üstad Nedvi: “Birinci seferinde Pers ve Midya’yı bir araya getirerek Pers İmparatorluğu'nu meydana getirdi. İkinci seferinde ise Mukran ve Belh’e kadar vardı. Vahşi bir kavimle karşılaştı. Onlara boyun eğdirdi. Oradan sağlam korunmuş Babil’e geldi israiloğullarını zillet ve esaretten, Babil Kralı Buhtnassar’ın kendilerine uyguladığı baskıdan kurtardı. Böylece Yahudilerin kurtarıcısı oldu. Üçüncü bir gazasıda Hazar Denizi ve Kafkas bölgesine oldu işte Yecüc ve Mecüc seddini burada yapmıştır. Sarius M.Ö 529 yılında öldü. 1838 yılında İstahr şehri enkazı arasında mermerden bir heykel bulundu. Bu heykelin başında tıpkı koç'un boynuzlarını andıran iki boynuzun olduğu görüldü. Bu iki boynuzu Sairus'un birleştirdiği Midya ve Pers ülkelerini temsil etmekte idi. İşte bunun için ona hz. Zülkarneyn adı verildi.” demiştir.
Peygamber mi, Hükümdar mı?
İslam alimleri arasında Zülkarneyn'in bir peygamber mi yoksa salih, veli bir padişah mı olduğu konusunda kesin bir icma yoktur. Ancak ayetlerde Allah'ın onunla doğrudan hitaplaşması ("Ey Zülkarneyn!...") ve ona ilahi bir hidayet rehberliği verilmesi sebebiyle, peygamber olma ihtimali yüksek bir veli kul olarak kabul edilir.
Önemli Ayrım: Tarihteki Makedonyalı (Büyük) İskender bir pagandır (müşriktir) ve zalim bir fatihtir. Kur'an'da anlatılan muvahhid (tek Allah'a inanan) ve adil Zülkarneyn ile asla aynı kişi değildir. Zülkarneyn el-Biruniye göre Himmeryalıdır. Himmer kralları isimlerinin başına “Zu” eki getirirlerdi.
2. Zülkarneyn’in Üç Büyük Seferi (Kehf Suresindeki Hikayesi)
Kur'an, Yahudilerin Hz. Muhammed’e (s.a.v.) nübüvvetini test etmek için sorduğu "Bize doğuya ve batıya giden o cihangir hükümdarı anlat" sorusu üzerine bu hikayeyi nakleder. Allah ona her şeyi başarmasını sağlayacak maddi ve manevi sebepler (ilim, teknoloji, ordu) vermiştir.
I. Batı Seferi (Güneşin Battığı Yer)
Zülkarneyn önce batıya doğru bir yol tuttu. Nihayet güneşin battığı yere ulaştığında, onu "kara balçıklı bir gözede" (muhtemelen büyük bir okyanus veya volkanik bir deniz kıyısı veya üstad Nedvinin “...Sarius denilen bu adamın çok kısa zamanda fethettiği yerler arasında Ege denizi sahillerinde Simirha (İzmir) yakınlarına kadar varmış olması, orada deniz adeta bir göl gibi görünür ve akşam güneş batınca, ona şehrin sahillerinde meydana gelmiş bir bataklıkta batıyor gibi görünmüş olabilir demektedir.) batıyor gibi buldu. Orada zalim bir kavme rastladı. Allah ona: "Ey Zülkarneyn! Onları ister cezalandırırsın, ister onlara güzelce muamele edersin" buyurdu. Zülkarneyn adaleti seçti:
— "Kim zulmederse onu cezalandıracağız. Kim de iman edip salih amel işlerse ona en güzel mükafat vardır ve işimizi kolaylaştırırız." dedi.
II. Doğu Seferi (Güneşin Doğduğu Yer)
Daha sonra doğuya doğru bir sefer başlattı. Güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin önünde hiçbir örtüleri (giysi, ev, ağaç) bulunmayan, ilkel bir yaşam süren bir kavimle karşılaştı. Zülkarneyn onların bu durumuna müdahale etmedi, düzenlerini bozmadan yollarına devam etti.
III. Kuzey Seferi ve "Zülkarneyn Seddi"
Doğu ve batı seferlerinden sonra iki dağ (veya iki set) arasına ulaştı. Orada, neredeyse hiç laf anlamayan, yabancı bir dille konuşan (veya medeniyetten uzak) çaresiz bir kavim buldu. Bu kavim Zülkarneyn’e feryat etti:
— "Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc bu topraklarda bozgunculuk (terör) yapıyor. Onlarla bizim aramıza bir sed yapman şartıyla sana bir vergi (ücret) verelim mi?"
Zülkarneyn, muazzam bir devlet ahlakıyla bu maddi teklifi reddetti ve onlara şöyle dedi:
— "Rabbimin beni içinde bulundurduğu imkanlar (iktidar ve servet), sizin vereceğinizden daha hayırlıdır. Siz bana bedenen ve iş gücüyle (kuvvetle) yardım edin de, onlarla sizin aranıza aşılmaz bir engel yapayım."
3. Seddin İnşası ve Zülkarneyn'in Teknolojisi
Zülkarneyn, dönemine göre muazzam bir mühendislik ve metalürji (metal ilmi) harikası gerçekleştirdi. İnşaat adımlarını Kur'an şöyle tarif eder:
1.Demir Kütlelerinin Toplanması: 1. Aşama.
Zülkarneyn çevre halkına, "Bana demir kütleleri getirin" dedi. İki dağın arasındaki vadiyi devasa demir bloklarla doldurup ördü.
2.Ateşle Eritme ve Körükleme: 2. Aşama.
Demir yığınları iki dağın hizasına ulaşıp vadiyi kapatınca, "Körükleyin!" emrini verdi. Demiri kor haline gelene kadar büyük bir ateşle eritti.
3.Bakırla Kaplama (Alaşım): 3. Aşama.
Demir kütleleri kıvama gelince, "Bana erimiş bakır getirin, üzerine dökeyim" dedi. Demirin üzerine erimiş katran veya bakır dökerek (modern tabirle çeliğe yakın sertlikte bir alaşım oluşturarak) pürüzsüz ve aşınmaz bir bariyer elde etti.
4. Kıssadan Çıkarılacak Büyük Dersler
Zülkarneyn kıssası, sadece tarihi bir seyahatname değil; kıyamete kadar gelecek liderlere ve insanlığa sunulmuş bir rehberdir:
— Güç ve Tevazu Dengesi: Dünyanın hakimi olmasına rağmen Zülkarneyn, seddi bitirdiğinde gururlanmamış; "Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi (kıyamet) geldiğinde O, bunu dümdüz eder" diyerek her şeyin geçici olduğunu haykırmıştır.
— Adil Yönetim: Gücü ele geçirdiğinde zayıfları ezmemiş, suçlu ile suçsuzu ayırt etmiştir.
— Rüşveti Reddetmek: Mazlumlardan vergi almayı reddetmiş, halkı üretime ve iş gücüne katarak onları tembellikten kurtarmıştır ("Balık vermek yerine balık tutmayı öğretmiştir").
Zülkarneyn’in inşa ettiği bu sed, Ye'cüc ve Me'cüc kavimlerinin dünyayı istila etmesini engellemiş olup, Allah’ın takdir ettiği kıyamet vaktine kadar da işlevini (bizim tam olarak mahiyetini göremediğimiz bir boyutta) sürdürecektir.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...