“Dört Şeyi Bırakan Cenneti Bulur”
Hak dostlarının büyüklerinden, hikmet ve basiret ehli Hatem el-Esam Hazretleri ile devam edelim, bir gün müridleriyle sohbet ediyordu.
Mecliste derin bir sükûnet vardı. Gönüller hakikat sözlerine susamıştı. Bir ara Hatem Hazretleri başını kaldırdı ve buyurdu:
— "Ey Âdemoğlu!"
— "Dört şeyi dört şeye bırakan kimse cenneti bulur."
Müridler dikkat kesildi. Hatem Hazretleri sözlerine devam etti:
— "Uykuyu kabre bırakan..."
— "İftiharı mizana bırakan..."
— "Rahatı sırata bırakan..."
— "Şehveti cennete bırakan… İnşallah cenneti bulur." Mecliste derin bir sessizlik oldu. Çünkü bu dört cümle, bir ömürlük nasihati içinde taşıyordu.
Uykuyu Kabre Bırakmak
Hak dostları dünyayı dinlenme yeri değil, hazırlık yeri görmüşlerdir. Onlar bilirlerdi ki: Kabir uzun bir istirahat menzilidir. Bu sebeple gecelerini gafletle değil, ibadet ve tefekkürle değerlendirmeye çalışırlardı. Bu, hiç uyumamak demek değildir. Kalbi uyutmamak demektir.
İftiharı Mizana Bırakmak
İnsanlar dünyada övülmek isterler. Takdir edilmek isterler. Fakat Allah dostları bilirler ki: Gerçek değer insanların alkışında değil, mizandaki ağırlıktadır. Bugün övülen nice insanlar vardır ki yarın unutulur. Fakat Allah katında makbul olanlar ebediyen değer kazanırlar.
Rahatı Sırata Bırakmak
Dünya rahat yurdu değildir. Dünya mücadele yeridir. Sabır yeridir. İmtihan yeridir. Hak dostları rahat aramaktan çok, Allah'ın rızasını aramışlardır. Çünkü asıl rahatlık, sıratı geçtikten sonra başlayacaktır.
Şehveti Cennete Bırakmak
Nefis daima ister. Daha fazlasını ister. Bitmeyen arzular peşinde koşar. Fakat mümin bilir ki: Allah'ın helal kıldığı dairede yaşar, haramdan uzak durur. Ve nefsine der ki:
— "Biraz sabret."
— "Asıl nimetler cennettedir."
Bir müddet sustuktan sonra Hatem Hazretleri yeniden konuştu:
— "Unutmayın!"
— "Gönüller beş çeşittir."
Müridler yine dikkat kesildi.
Birinci Gönül: Ölü Gönül
Bu gönül Allah'ı unutmuştur. Nasihat duymaz. Hakikatten etkilenmez. Taşlaşmış toprak gibidir. Yağmur yağar ama yeşermez.
İkinci Gönül: Hasta Gönül
İmanı vardır. Fakat nefsin hastalıkları da vardır. Bazen hakka yönelir. Bazen hevaya kapılır. Tedaviye muhtaçtır.
Üçüncü Gönül: Gafil Gönül
Allah'ı inkâr etmez. Fakat sürekli unutur. Dünya onu meşgul etmiştir. Tıpkı güneşli günde üzeri bulutla örtülmüş bir gökyüzü gibidir.
Dördüncü Gönül: Uyanık Gönül
Bu gönül kendisini muhasebe eder. Hatalarını görür. Ölümü düşünür. Rabbini hatırlar. Her gün biraz daha dirilir.
Beşinci Gönül: Sağ Gönül
İşte Kur'an'ın "kalb-i selim" dediği gönül budur. Allah sevgisiyle diridir. İhlâsla doludur. Kibirden, hasetten ve kinden arınmıştır. Hak dostlarının hedefi işte bu gönüldür.
Sonra Hatem Hazretleri kendi hâlini anlattı:
— "Her sabah şeytan bana sorar."
— "Ne yemek istersin?"
Ben de derim ki:
— "Ölüm." Şeytan şaşırır. Tekrar sorar:
— "Ne giymek istersin?"
— "Kefen."
— "Nerede olmak istersin?"
— "Kabirde."
Bu sözleri duyan müridler hayrete düştü. Çünkü Hatem Hazretleri ölümü istemiyordu. Ölümü unutmuyordu. Ölümü hatırlayan insanın, hayatı daha güzel yaşadığını anlatıyordu.
Gönül Hanesine Hikmetli Notlar
— Kabri unutan dünyaya bağlanır.
— Mizanı düşünen övgü peşinde koşmaz.
— Sıratı hatırlayan sıkıntılara sabreder.
— Cenneti isteyen nefsini terbiye eder.
— Gönlün dirilişi Allah'ı hatırlamakla olur.
"Ölümü çok anan, hayata daha sıkı sarılır; fakat dünyaya değil, ahirete hazırlanmak için."
Bu menkıbe bize şunu fısıldıyor ey can:
İnsan her gün aynaya bakıp yüzünü düzeltir. Acaba gönül aynasına bakıp kalbimizin hangi gönüllerden olduğunu da soruyor muyuz?

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...