KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Dünyalık İtibar Değil, Kalbin Kıymeti

Bugün, değer yargılarımızı yeniden gözden geçirme vaktidir. Modern dünyanın vitrinine bakıp "kimin daha önemli" olduğuna karar veren o yanıltıcı bakış açımızı, kâinatın gerçek ölçüsüyle terbiye edelim.

"Ölçü Birimi: Dünyalık İtibar Değil, Kalbin Kıymeti."

"Görünenin Yanıltıcılığı: Kimi İnsan, Kimi İnsan Değil?"

Günlük Sahne: 

"Dış Görünüşe Göre Değer Biçmek" Bugün sosyal statüsü yüksek, makamı olan, varlıklı veya "çevresi geniş" olan insanlara bakışımız ne kadar farklı. Onlar konuştuğunda herkes susuyor, bir şey istediklerinde kapılar sonuna kadar açılıyor. Diğer tarafta ise; imkânı kısıtlı, dünyalık namına görünürde hiçbir şeyi olmayan ama kalbi imanla dolu olan bir mümin geçtiğinde, onu görmezden gelmeye veya önemsememeye meylediyoruz. Modern çağın "başarı" ve "itibar" algısı, insanı sadece dünyalık birikimiyle tartıyor. Peki, terazinin kefesini dünyalıkla değil, hakikatle tartan Hz. Peygamber (sav) bize neyi gösteriyor?

Asr-ı Saadet’ten Kesit: 

"Allah Katındaki Tartı" Bir gün Efendimiz (sav), yanında oturanlara önlerinden geçen itibarlı birini sorar. Oradakiler büyük bir hayranlıkla: "O, eşrafımızdandır; istese kızıyla evlenilir, birini tavsiye etse sözü dinlenir, bir şey istese geri çevrilmez" derler. Resulullah (sav) susar.

Kısa süre sonra fakir, kendi halinde bir Müslüman önlerinden geçer. Yine sorar: "Bu kimdir?" Ashab, hakir gören bir dille: "O, müslümanlardan bir fakirdir; teklifi kabul edilmez, tavsiyesi dinlenmez, konuştuğunda kimse bakmaz" derler. İşte o an, Efendimiz (sav) o ezelî hakikati dile getirir:

"Dünya dolusu o itibarlı kişiden, işte bu (fakir) kişi daha hayırlıdır." (Buhari)

Hissedilecek Hikmet: 

"Kıyametin Sırrı, İnsan-ı Kâmil'dir" Bu tablodaki hikmet şudur: Dünyanın düzeni, şatafatlı hayatlar süren "kayserler ve kisralar" sayesinde değil; yeryüzünde Allah’ı zikreden, adı bilinmese de O’nun (cc) katında kıymetli olan "ehli" sayesinde ayakta durmaktadır. İnsanların "yok" saydığı, aslında varlığın sebebi olan o sessiz ve mütevazı kalplerdir. Kıyamet günü, dünyanın lüksüne aldananların değil, dünyalık payesi olmasa da kalbini Allah’ın nuruyla dolduranların yüzü ak olacaktır.

Bugün hayatımıza bu ahlakı; insanlara "neye sahip olduklarına" bakarak değil, "kim olduklarına" ve "Rableri ile olan bağlarına" bakarak değer vererek taşıyabiliriz. Birinin fakirliği veya toplumdaki görünmezliği, onun Allah katındaki değerini asla düşürmez. Aksine, dünya malından arınmış bir kalp, bazen binlerce "itibarlı" kalpten daha ziyade Rabbine yakındır.

Sizin hayatınızda, dışarıdan bakıldığında hiçbir dünyalık karşılığı olmayan ama tavırları, sözleri veya huzuruyla size "İşte Allah’ın sevdiği bir kul" dedirten, size gerçek değerin ne olduğunu öğreten bir insanla karşılaştınız mı?

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU