KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Önce Şeriat Kandilini Yak

"Önce Şeriat Kandilini Yak"

Hak dostlarının sultanı, gönüllerin tabibi, Gavs-ı Âzam Abdülkadir Geylânî Hazretleri bir gün müridlerine irfan dolu nasihatlerde bulunuyordu.

Mecliste derin bir sükûnet vardı. Herkes gönlünü açmış, onun hikmet pınarından dökülecek incileri bekliyordu. Hazret sözlerine şöyle başladı:

"Evladım! Önce fıkhı öğren..."

— "Sonra Allah'ın yolunda yürü." Çünkü ilimsiz ibadet; pusulasız denize açılan gemi gibidir. İnsan bazen ıslah edeyim derken, farkına varmadan hem kendisini hem başkasını ifsat eder. Onun için Rabbinin şeriat kandilini elinden hiçbir zaman bırakma. Sonra buyurdu:

"Kim bildiğiyle amel ederse, Allah ona bilmediğini de öğretir."

İlim kitaplarda başlar. Fakat hikmet, ihlâsla yaşanan hayatın içinde doğar. Bilgi zihni aydınlatır. Amel ise kalbi nurlandırır. Bir müddet sustu. Sonra gönülleri titreten şu nasihati yaptı: 

— "Seni Rabbinden alıkoyan her bağdan uzaklaş." Mal… Makam… Şöhret… Övgü… Nefsin arzuları… Hepsi kalbi meşgul eden perdeler olabilir. Allah dostunun kalbi ise iki sevgiyi aynı anda taşımaz. Bir gönülde ya dünya büyür, ya da Allah. Hazret devam etti:

— "Takvayı kendine azık edin."

— "Zühdü yol arkadaşı yap."

— "Edebi elinden bırakma."

— "Güzel ahlâk senin elbisen olsun." Çünkü insanı Allah'a yaklaştıran yalnız ilmi değildir. Edebidir… İhlâsıdır… Merhametidir… Ve güzel ahlâkıdır. Sonra buyurdu: 

— "Her sabah Rabbine ihlâsla kulluk edersen..."

— "Kalbinden diline doğru hikmet pınarları akmaya başlar." 

İşte o zaman konuşan sen olmazsın. Hakikati konuşturan Allah olur. Çünkü hikmet, ezberlenen söz değil, yaşanan kulluğun meyvesidir. Sonra Hazret, müridlerini Kur'an'dan büyük bir hakikate götürdü. Buyurdu ki: "Mûsâ Aleyhisselâm'ı hatırlayın." Bir gün Tur Dağı tarafında yürürken bir ateş gördü. Ve ailesine dedi ki: "Durun! Ben bir ateş gördüm." Fakat gördüğü ateş, yalnız bir ateş değildi. O, ilâhî hitabın başlangıcıydı. Rabbi ona şöyle seslendi:  "Şüphesiz ben senin Rabbinim. Bana kulluk et." İşte hakiki yolculuk burada başladı. Perdeler kalktı. Kalp Rabbini tanıdı. Kul vazifesini öğrendi. Ve ardından ilâhî emir geldi:

— "Firavun'a git."

Hazret sözlerini müridlerine çevirerek şöyle tamamladı:

— "Ey gönül!"

Senin Firavun'un önce kendi nefsindir. Hevan… Şeytanın vesvesesi...

Kibrin… Öfken… Dünya sevgin… Önce onları Allah'a davet et. Onları terbiye et. Nefsini ıslah eden, insanları da daha güzel ıslah eder. Kendi gönlünde Firavun'u yenemeyen, başkasının gönlünü değiştiremez. İşte hak yolunun ilk cihadı budur. İnsan önce kendi iç âlemini fetheder. Sonra Allah dilerse gönüllere de rehber olur.


Gönül Hanesine Hikmetli Notlar

🌹 Şeriatsız tasavvuf, köksüz ağaca benzer.

🌹 Bildiğiyle amel edenin ilmi bereketlenir.

🌹 Hikmet, ihlâsla yapılan ibadetin meyvesidir.

🌹 Kalbi meşgul eden her perde, Hak'tan uzaklaştırabilir.

🌹 En büyük Firavun, insanın kendi nefsidir.

🌹 Nefsini ıslah eden, çevresine de nur olur.

"Kalbinde Allah'ın kandili yandığında, dilinden dökülen sözler de başkalarının kalbine ışık olur."



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU