Kur’an-ı Kerim’in o kendine has, büyüleyici üslubunu anlamanın anahtarlarından biri de kuşkusuz Hakikat ve Mecaz dengesidir. Kelimelerin ilk ve temel anlamlarının ötesine geçerek ruhlara hitap etmesi, Kur’an’ın edebi mucizesinin (i’caz) en parlak yönlerinden biridir.
Kur’an’ın Belâgat Mücevheri: Hakikat ve Mecaz
Kur’an-ı Kerim, muhatabını sadece bilgiyle değil, aynı zamanda estetik bir zevkle ikna eder. Bu estetiğin temelinde, kelimelerin bazen olduğu gibi (Hakikat), bazen de bir ilgi ve karine sebebiyle başka bir manada (Mecaz) kullanılması yatar.
Büyük Münakaşa: Kur’an’da Mecaz Var mıdır?
İslam alimleri arasında bu konu, kelamî ve usulî bir tartışmaya zemin hazırlamıştır:
1. Mecazı Kabul Edenler (Cumhur-u Ulema)
Alimlerin büyük çoğunluğuna göre mecaz, Arap dilinin bir zenginliğidir. Kur’an’dan mecazı kaldırmak, onun belâgatını ve tatlılığını yok etmek demektir. Onlara göre mecaz, hakikatten daha etkili (beliğ) bir anlatım yoludur.
2. Mecazı Reddedenler (Zahirîler ve Bazı Şafiî/Malikîler)
— İsimler: Davud bin Ali el-Isfahanî, Ebu Müslim el-Isfahanî, İbn Teymiyye (bazı yönleriyle).
— Gerekçeleri: "Mecaz, yalanın kardeşidir" derler. Allah’ın bir şeyi doğrudan ifade etmekten aciz kalarak mecaza sığınmasının (haşa) mümkün olmadığını savunurlar.
— Düzeltme: Ancak belâgat ilmi açısından mecaz bir "acizlik" değil, aksine bir "estetik güç" ve "manayı derinleştirme" sanatıdır.
Kur’an’da Mecazın Çeşitleri
Mecazı temel olarak iki ana başlıkta inceleyebiliriz:
A) Mecaz-ı Aklî (Terkibî Mecaz)
Bir eylemin, gerçek faili olmayan bir şeye nispet edilmesidir.
– Örnek: "Onların ticareti kazanmadı." (Bakara, 16)
– Tahlil: Burada kazanan veya kaybeden ticaretin kendisi değil, tüccardır. Ancak ticaretin bereketini vurgulamak için "ticaret kazandı" denilerek akli bir mecaz yapılmıştır.
B) Mecaz-ı Lugavî (Müfred Mecaz)
Kelimelerin sözlük anlamının dışına çıkmasıdır. İki alt dalı öne çıkar:
1. Bütün Yerine Parça (Kül-Cüz İlişkisi): * Ayet: "Parmaklarını kulaklarına tıkarlar." (Bakara, 19)
* Hakikat: İnsan kulağına bütün parmağını değil, sadece parmak ucunu sokabilir. Burada "parmak ucu" yerine "parmak" (kül) zikredilerek dehşetin şiddeti anlatılmıştır.
2. Parça Yerine Bütün (Zat-Vech İlişkisi):
* Ayet: "O’nun vechi (yüzü) müstesna, her şey helak olucudur." (Kasas, 88)
* Hakikat: Buradaki "yüz"den kasat, Allah’ın bizzat Zat-ı İlahi'sidir. Bir varlığın en seçkin parçası zikredilerek tamamı kastedilmiştir.
Bu Sahada Yazılmış Başlıca Eserler
Bu derin konuyu merak edenler için literatürdeki köşe taşları şunlardır:
— İzzeddin bin Abdüsselam: el-İşâre ilâ’l-İ’câz fî Me’âzi’l-Hakîkati ve’l-Mecâz. (Mecazın sırlarını usul dairesinde inceler.)
— Ebu Ubeyde: Mecâzü’l-Kur’ân. (Her ne kadar "mecaz" terimini bugünkü dar anlamıyla kullanmasa da, Kur’an’ın dil yapısını ilk çözen eserlerdendir.)
— Seyyid Kutub: et-Tasvîru’l-Fennî fi’l-Kur’ân. (Kur’an’daki edebi tasviri ve mecazi anlatımı modern bir üslupla, adeta bir film şeridi gibi sunar.)
Özetle; Hakikat Kur’an’ın bedeni ise, mecaz onun ruhu ve süsüdür. Mecaz sayesinde kelimeler dar kalıplarından kurtulup sonsuz manalara açılan kapılar haline gelir.

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...