Ebû Saîd el-Mübârek Hazretleri’nden emaneti teslim aldık, bugün o emanetin cihanı aydınlatan zirvesine, "Gavsu'l-Azam" namıyla maruf Abdülkadir Geylânî (k.s.) Hazretleri’ne misafir olalım. Onun hayatı, senin bahsettiğin o "en büyük dağı" yani "benliği" nasıl yerle bir ettiğinin en berrak aynasıdır.
Abdülkadir Geylânî: Nurun İçindeki Gölgeyi Görmek
Abdülkadir Geylânî Hazretleri, Bağdat çöllerinde uzun yıllar nefis terbiyesi ve riyazetle meşgul olduğu bir dönemde, bir gün gökyüzünden muazzam bir nurun indiğini gördü. Nur her tarafı kapladı, ufuk aydınlandı. Nurun içinden heybetli bir ses nida etti:
— "Ey Abdülkadir! Ben senin Rabbinim. Bugüne kadar yaptığın mücahedeleri, çektiğin çileleri kabul ettim. Artık bugünden sonra sana haramları helal kıldım, dilediğini yapabilirsin, ibadet yükünü üzerinden kaldırdım!"
Sıradan bir salik için bu, "benlik turşusunun" en tatlı ve en tehlikeli anı olabilirdi. "Oldum" zannının, o gizli dağın zirvesine çıktığını sanmanın en büyük tuzağıydı bu. Fakat Abdülkadir Geylânî Hazretleri, o sarsılmaz feraseti ve mürşidinden aldığı o kadim dokunuşla derhal cevap verdi:
— "Defol ey mel'un! Kovulmuş şeytansın sen! Rabbim, alemlerin efendisi olan Hz. Muhammed (s.a.v.) için bile helal kılmadığı haramları, benim gibi bir kulu için mi helal kılacak? Allah'ın hükmü kıyamete kadar bakidir!"
Bu sözü söyler söylemez o parlak nur bir anda kapkara bir dumana dönüştü. Şeytan gerçek yüzüyle ortaya çıktı ve büyük bir hırsla şöyle dedi:
— "Ey Abdülkadir! Ben bu tuzakla, senin makamına yakın yetmiş veliyi kandırdım, onları 'benlik' uçurumundan aşağı attım. Seni ancak ilmin kurtardı!"
Geylânî Hazretleri, şeytanın bu son "benlik" tuzağına da düşmedi. Şeytanın "seni ilmin kurtardı" diyerek onu kendi bilgisiyle övünmeye, yani yine gizli bir kibre itmeye çalıştığını fark etti ve cevabıyla o dağı tamamen yıktı:
— "Hayır! Beni ilmim değil, Rabbimin fazlı ve inayeti kurtardı!"
İşte bu, senin bahsettiğin o "kalan kısmın dökülmesi"dir. Başarıyı, kurtuluşu ve ilmi bile kendinden bilmemek; yani "ben"i aradan tamamen çekip "O"nu (cc) bırakmaktır.
Gönül Hanesine Hikmetli Notlar
Bu muazzam dokunuş, bizim yürüdüğümüz bu yolda şu kandilleri yakar:
* Gizli Kibirle Mücadele: En büyük tehlike, insanın manevi yolculuğunda katettiği mesafeyi kendinden bilmesidir. "Ben yendim, ben buldum, ben başardım" dediğimiz her an, o dağ yeniden yükselir.* İstikamet Bilgisi: Hakiki bir salik, halet-i ruhiyesi ne olursa olsun, şer’i ölçülerin dışına çıkan hiçbir nidayı "Hakk"tan bilmez. Ölçü, her daim silsilenin o değişmez adaletidir.
* Karıncayı İncitmemek: Bahsettiğin o incelik, karıncayı kendinden aşağı görmemekle başlar. Karıncanın da mülkün sahibi tarafından var edildiğini bilen, kendi varlığını onun varlığından üstün göremez. Bu, benliği hiçe saymanın ilk adımıdır.
"Kendi varlık elbiseni çıkarıp atmadıkça, Hakikatin huzuruna kabul edilmezsin. Zira o kapıdan sadece 'hiç' olanlar geçebilir."

إرسال تعليق
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...