KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Meryem Sûresi 1-15. Ayetlerin Tefsiri

Meryem Sûresi 1-15. Ayetlerin Tefsiri

 ﷺ


                                               بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.


Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla hamd yalnız Allah’ındır. Salat ve Selam ise Allah’ın Resulüne onun aile halkına ve ashabına olsun. Rabbimiz bizden kabul buyur. Çünkü sen duaları işitensin herşeyi bilensin.


Meryem Suresi birinci Kesim Birinci Grup

(1-15)



Meryem Suresi 


Meryem Suresi Neden Bu İsmi Almıştır?


Kur’an’da 19. Suredir. Miun kısmının ikinci grubunun beşinci ve son suresidir. 89 ayettir, Mekke’de inmiştir. Adını, Hz. Meryem'den alır. Kur'an'da Hz. Meryem'in adı açıkça geçen ve onun kıssasını ayrıntılı şekilde anlatan surelerden biridir. Özellikle 16-36. ayetler arasında Hz. Meryem'in: Allah tarafından seçilmesi, Hz. İsa'ya mucizevi şekilde hamile kalışı, doğumu, kavmiyle yaşadığı imtihan anlatıldığı için sure "Meryem" adıyla meşhur olmuştur.


Kur'an'da adına müstakil sure verilen tek kadın Hz. Meryem'dir. Bu da onun Allah katındaki özel konumunu göstermektedir. 


Meryem Suresi Mekkî mi Medenî mi?


Meryem Suresi büyük çoğunluğa göre Mekkîdir. Hicretten önce nazil olmuştur. Ancak bazı müfessirler birkaç ayetin Medine döneminde nazil olmuş olabileceğini söylemişlerdir. Fakat surenin genel karakteri tamamen Mekke dönemine aittir. Mekke döneminin temel konuları olan:

— Tevhid

— Nübüvvet

— Ahiret

— Diriliş

— Allah'ın kudreti bu surede güçlü şekilde işlenmektedir. 


Nüzul Sebebi Hakkında Rivayetler


Meryem Suresi için bütün sureyi açıklayan tek bir nüzul sebebi yoktur.

Ancak kaynaklarda birkaç önemli rivayet bulunmaktadır. 


1. Habeşistan Hicreti Rivayeti


En meşhur rivayetlerden biri budur. Müslümanlar Habeşistan'a hicret ettiğinde müşrikler onların iadesini istemişlerdi. Necâşî'nin huzurunda Müslümanları temsil eden Cafer b. Ebî Tâlib, Meryem Suresinden ayetler okumuştu. Özellikle Hz. Meryem ve Hz. İsa ile ilgili bölümler okununca Necâşî ve yanındaki rahipler ağlamışlardı. Bu olay, surenin ilk dönem Müslümanları için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. 


2. Müşriklerin Dirilişi İnkar Etmeleri


Mekke müşrikleri: "Öldükten sonra nasıl dirileceğiz?" diye alay ediyorlardı.

Meryem Suresi'nin birçok ayetinde: Hz. Zekeriyya'nın yaşlılığında çocuk sahibi olması, Hz. İsa'nın babasız yaratılması, insanların yeniden diriltilmesi

örnek gösterilerek Allah'ın kudreti ispat edilmektedir. 


Meryem Suresinin Ana Konusu Nedir?


Eğer Kehf Suresinin ana teması: "Fitneler karşısında imanı korumak" ise,

Meryem Suresinin ana teması: "Allah'ın rahmeti ve kudreti" olarak özetlenebilir. Surenin başından sonuna kadar Allah'ın imkânsız görünen şeyleri nasıl gerçekleştirdiği anlatılır. 


Surede İşlenen Başlıca Konular 


1. Allah'ın Rahmeti : "Rabbinin kulu Zekeriyya'ya olan rahmetinin anılmasıdır." diye başlar. Rahmet kelimesi surenin omurgasını oluşturur.

2. Hz. Zekeriyya ve Yahya Yaşlı bir peygamberin çocuk hasreti anlatılır.

İnsanların imkânsız dediği yerde Allah'ın kudreti tecelli eder. 

3. Hz. Meryem ve Hz. İsa Surenin merkezindeki kıssadır.

Allah'ın "Ol!" emrinin yaratılıştaki tecellisi gösterilir.

4. Hz. İbrahim Putperest babasıyla olan tevhid mücadelesi anlatılır. 

5. Diğer Peygamberler: Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. İsmail, Hz. İdris zikredilir. Böylece peygamberler zincirinin ortak daveti gösterilir. 

6. Ahiret ve Hesap Diriliş, cennet, cehennem, mahşer sahneleri anlatılır.

7. Allah'a Evlat İsnadı Özellikle: "Rahman çocuk edindi" iddiası şiddetle reddedilir. Bu, surenin en önemli tevhid bahislerinden biridir. 


Meryem Suresinin Bölümleri


Surenin akışı kabaca şöyledir:

Bölüm

Konu

1-15

Zekeriyya ve Yahya

16-40

Meryem ve İsa

41-50

İbrahim ve babası

51-65

Musa, Harun, İsmail, İdris

66-98

Ahiret, tevhid ve hesap


Meryem Suresinin Kehf Suresi ile İlişkisi


Kehf Suresi insanı fitneler karşısında eğitir. Meryem Suresi ise fitnelerin ortasında Allah'ın rahmetini gösterir. 


Kehf'te: Ashab-ı Kehf mağaraya sığınır. Musa hikmeti öğrenir. Zülkarneyn gücü kullanır. 

Meryem'de ise: Zekeriyya yaşlılıkta evlat bulur. Meryem babasız çocuk doğurur. İbrahim tek başına tevhidi savunur. 


Yani Kehf'te Allah'ın koruması öne çıkarken, Meryem'de Allah'ın yaratması ve rahmeti öne çıkar. 


Meryem Suresinin Özeti


Surenin tamamını tek cümlede özetlemek gerekirse: "İnsan için imkânsız görünen her şey, Allah'ın kudreti karşısında mümkündür; yeter ki kul Rabbine yönelsin ve O'na güvensin." Bu girişten sonra ayet ayet ilerlerken göreceğiz ki sure daha ilk ayetlerinden itibaren bizi Hz. Zekeriyya'nın sessiz duasına götürecek ve Allah'ın rahmet kapılarının hiçbir zaman kapanmadığını öğretecektir. İlk ayet olan "كهيعص (Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd)" ile başlayabiliriz.


بِسْمِ ‬‮اللّٰهِ ‬‮الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يم



كٓهٰيٰعٓصٓ

Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd

1- “Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd..”

Meryem suresi bir bilinmezlik olan Huruf-u Mukattaa kesik harflerle başlamaktadır. Hiç kimsenin söyleyemeyeceği, maksadın ne olduğu hakkında bir bilginin verilmediği veya bize ulaşmadığı sadece bazı mülahazaların bulunduğunu daha önceki derslerimizde bildirmiş idik.

Nitekim Hz. Ebû Bekir'e nispet edilen meşhur sözde: "Her kitabın bir sırrı vardır. Kur'an'ın sırrı da hurûf-u mukattaa’dır." denilmiştir. İmam Malik'e, bu harflerin manası sorulduğunda ayrıntıya girmemiş, bunların Allah'ın ilmi içinde olduğunu ifade etmiştir.

Bu sebeple birçok müfessir: "Manasını kesin olarak yalnız Allah bilir." demiştir.

Daha önce belirttiğimiz gibi bazı müfessirlerde bunların Allah’ın isimlerine işaret ettiğini söylemişlerdir. Örneğin bazı rivayetlerde: Kâf → Kerîm, Hâ → Hâdî, Yâ → Hakîm veya Yedullah, Ayn → Alîm, Sâd → Sâdık gibi yorumlar yapılmıştır. Fakat bunların hiçbirisi kesin değildir. Müfessirler ihtimal olarak zikretmişler, kesin bilgi olarak kabul etmemişlerdir.

Gerçek şu ki “Kaf-Ha-Ya-Ayn-Sad” Harfleri de kur'an-ı kerim'in genel birliğinin anlaşılmasının anahtarı olmaları bakımından diğer harfler gibidir. Buna göre kur'an-ı Kerim'de bu harfler, tek başlarına bu kur'an-ı Kerim'in bilgisi ile her şeyi kuşatmış olan Allah tarafından indirilmiş olduğunun delilidir. 

Adeta kulun aklına şu ders veriliyor: Her şeyi anlayamazsın. Her sırrı çözemezsin. Fakat anlamadığın şeylerin de bir hikmeti vardır. Bu, biraz sonra okuyacağımız Zekeriyya kıssasına da uygun bir hazırlıktır. Çünkü yaşlı bir adamın çocuk sahibi olması da insan aklı açısından açıklanamaz görünen bir durumdur. Meryem'in babasız çocuk doğurması da böyledir. Ölülerin dirilmesi de böyledir.

Sure daha ilk harflerinde insana şunu öğretmektedir: Allah'ın kudreti ve hikmeti, insan aklının sınırlarından daha geniştir. 

Tasavvufî Yorumlar

Bazı mutasavvıflar bu harfleri ilahî sırların sembolleri olarak değerlendirmişlerdir. Ancak bu yorumlar işârî tefsir kapsamındadır ve kesin mana olarak görülmez. Bunlardan alınacak ders, harflerin anlamını çözmekten çok, Allah'ın kelamı karşısında tevazu sahibi olmaktır. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde bilgi değil, teslimiyet vardır. Kur'an daha ilk ayette kula şunu öğretmektedir: Her şeyi bilmek zorunda değilsin. Her şeyi çözmek zorunda değilsin. Rabbinin ilmi senin ilminden sonsuz derecede büyüktür.

Nitekim Kehf Suresi'nin sonunda: "Denizler mürekkep olsa Rabbimin sözleri tükenmez." buyrulmuştu.

Meryem Suresi de aynı hakikati hatırlatan gizemli harflerle başlamaktadır. 

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Hayatında anlamlandıramadığın olaylar olabilir. Hikmetini göremediğin imtihanlar yaşayabilirsin. Fakat Kur'an'ın ilk muhataplarına öğrettiği gibi, her sırrı bilmek gerekmez. Kulun görevi her şeyi çözmek değil, Rabbine güvenmektir. Çünkü senin için bilinmez olan şeyler, Allah'ın ilminde apaçık ve hikmetle kuşatılmıştır.”


ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّا

Zikru rahmeti rabbike abdehû Zekeriyyâ.

2- “Bu, Rabbinin kulu Zekeriyya'ya olan rahmetinin anılmasıdır.”

Önce Rahmet çünkü olayın temelinde Allah’ın rahmeti vardır. Yaşlı bir peygamber çocuk verilmesi yalnızca bir kudret göstergesi değil aynı zamanda büyük bir rahmet tecellisidir. Allahu Teala bize geçmişte yaşanan bir olayı sadece tarih bilgisi olarak vermediğini biliyoruz. Anlatılmak istenenden bir hisse çıkarılması gerektiğini anlıyoruz. Bu kıssada her çağdaki müminlere bir ders ve umut kaynağı olarak aktarılmaktadır. Çünkü Kur'an'ın kıssaları geçmişte kalmış hikayeler değil yaşanan mesajlardır. 

Zekeriya (As). israiloğulları peygamberlerinden biridir. Allah resulü (as) Zekeriya (As) için şöyle buyurmuşlardır: “Zekeriyya marangozluk yapardı.” (elinin emeği ile geçinirdi.) 

Zekeriyya (As) çocuk sahibi olamayacak kadar kemikleri yıpranmış zayıflamış saçları ağarmış başının her tarafına yayılmış bir yapıda idi. Allah azze ve celle insanın ihtimal ve bulunduğu konuma göre değil kendi rahmetinin insanın hesaplarının bittiği yerde başladığını anlatmaktadır Rabbimin kulu Zekeriyya ifadesi dikkat çekicidir. Peygamberlerini överken çoğu zaman ön plana çıkardığı kulluktur. Hz Muhammed için Kulu, Nuh için Kulu, Eyüp için Kulu ifadesini kullanmıştır. Çünkü Allah katında en büyük makam kulluktur. Bu yüzden Zekeriya (As)'ın şerefi yaşlı bir peygamber olmasından önce Allah'ın kulu olmasıdır. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde: Allah'ın rahmeti vardır. Meryem Suresi'nin ilk kıssası bir problemle başlayacaktır: Yaşlılık, Yalnızlık, Neslin devam etmeme korkusu. Fakat Allah meseleye problem tarafından değil, rahmet tarafından bakmaktadır. 

Kul çıkmazı görür. Allah çözümü görür. 

Kul imkânsızlığı görür. Allah kudretini gösterir.

Bu yüzden surenin daha ikinci ayetinde bize şu ders verilmektedir: Allah'ın rahmeti, sebeplerin tükendiği yerde de devam eder. 

Kehf Suresi ile Bağlantısı

Kehf Suresi'nin sonunda: "Rabbimin sözleri tükenmez." buyrulmuştu.

Meryem Suresi ise: "Rabbinin rahmeti..." ifadesiyle başlıyor. 

Sanki Kur'an bize şunu söylüyor: Sonsuz ilim sahibi olan Rab, aynı zamanda sonsuz rahmet sahibidir. Bu yüzden kul geleceğinden korksa bile Rabbinin rahmetinden ümidini kesmemelidir. 

Ayetin En Derin Tarafı

Daha kıssanın başındayız. Henüz Zekeriyya'nın duasını duymadık. Henüz Yahya'nın müjdesi verilmedi. Henüz mucize gerçekleşmedi. Ama Allah daha başlangıçta sonucu haber veriyor: "Bu bir rahmet kıssasıdır." Yani olaylara sadece yaşandığı yerden bakarsan ihtiyarlık ve çaresizlik görürsün. Allah'ın baktığı yerden bakarsan rahmet görürsün. Müminin nazarı da işte bu noktada değişmeye başlar. 

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Hayatında çözümü görünmeyen meseleler olabilir. Kapandığını düşündüğün kapılar olabilir. Fakat Allah, Zekeriya'nın hikâyesine ‘rahmet’ diyerek başlıyor. Belki sen bugün imtihanı görüyorsun; fakat Allah aynı olaya rahmet nazarıyla bakıyor olabilir. Çünkü O'nun rahmeti, insanın ümidinin bittiği yerde bile tükenmez.”


إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ نِدَاءً خَفِيًّا


İz nâdâ rabbehû nidâen hafiyyâ.

3- “Hani o, Rabbine gizlice seslenmişti.” 

Yıllardır içinde sakladığı kemiklerinin zayıfladı yaşlılığın tüm ağırlığı bedenine çökmesine rağmen o yıllanmış arzu güçlü ve gizli bir yönelişle samimi bir çağrıya dönüştü. İbn Abbas’ın ve birçok müfessire göre gizli dua, ihlasa daha yakındır. İnsanlar duymasın, Sadece O işitsin. Çünkü insanlar duyarsa yaşlılığına rağmen çocuk istediği için saçmalamakla suçlanacağından korkuyordu. Bazen insanın bazı yaraları vardır herkesle paylaşamaz sadece Allah ile paylaşabilir. İşte Zekeriye As. duasıda böyle bir duadır. Sessiz ama göklere ulaşmaktadır. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu gerçek vardır: Allah katında duanın değeri, sesinin yüksekliğinde değil; kalbin samimiyetindedir. Bugün insanlar bazen: Kalabalıklar önünde dua etmeyi, uzun cümleler kurmayı, güzel ifadeler kullanmayı duanın özü sanabilirler.

Oysa Zekeriyya'nın duası bize şunu öğretiyor: Allah'a ulaşan şey ses, kafiyeli konuşmak değil, ihlâstır. Bazen gözden süzülen sessiz bir damla yaş, uzun konuşmalardan daha güçlü olabilir. 

Tasavvufî Bir İncelik

Bazı arifler bu ayet hakkında şöyle derler: "Allah'a en yakın dua, insanların duymadığı ama Allah'ın işittiği duadır." Çünkü gizli dua, kulun yalnızca Rabbine yöneldiğini gösterir. Orada ne alkış vardır, ne takdir vardır, ne de insanların beğenisi… Sadece kul ve Rabbi vardır. 

Zekeriyya Kıssasının İlk Dersi

Daha çocuk müjdesi verilmedi. Daha mucize gerçekleşmedi. Ama kıssa ilk dersini şimdiden vermektedir: Büyük rahmetler çoğu zaman sessiz dualarla başlar. Çünkü Allah bazen insanın yıllardır içinde taşıdığı bir duayı, tam ümidin tükendiği yerde kabul eder. 

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Herkese anlatamadığın dertlerini Rabbine anlat. İnsanların duymadığı duaları Allah işitir. Sessizce yapılan bir yakarış, göklerin kapısını açabilir. Çünkü Allah için sesin yüksek olması değil, kalbin samimi olması önemlidir.”


قَالَ رَبِّ إِنِّي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ أَكُنْ بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيًّا

Kâle rabbi innî vehenel azmu minnî veştealer re'su şeybâ, ve lem ekun bi duâike rabbi şekiyyâ.

4- “Dedi ki: Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, başım da aklarla tutuştu. Fakat Rabbim! Sana yaptığım duada hiçbir zaman mahrum kalmadım.” 

Yukarıda Zekeriyya as. bahsederken değindiğimiz yaşlılığı, kemiklerinin zayıflığı, saçlarının ağarması burada duasında dilinden dökülmekte o gizli ve içli sessiz dua dilinden dökülmekte ettiğim duaların kabul edilmesinden başka birşey görmedim senden. Senden istediğim  hiçbir şeyde beni geri çevirmedin. Yaşlılık ve zayıflığın belirtilmesinden maksat, arzu edilen şeyi elde etmek için tevessülde bulunmaktır.  

Kur'an'ın en güzel teşbihlerinden biri burada yapılmaktadır. Nasıl ateş odunu kısa sürede sarıp kaplarsa; beyaz saçlar da başını tamamen kaplamıştır. Müfessirler bu ifadeyi Kur'an'ın belagat mucizelerinden biri olarak görmüşlerdir. Zekeriyya: "Saçım beyazladı." demiyor. "Başım aklarla tutuştu." diyor. Bu, yaşlılığın bütün bedeni kuşattığını gösteren son derece canlı bir tasvirdir.

Bu Ayetteki Dua Ahlakı

Hz. Zekeriyya'nın duasında dikkat çeken birkaç edep vardır:

1. Aczini itiraf ediyor: Kendini güçlü göstermiyor. Yaşlılığını saklamıyor. Kul olduğunu kabul ediyor. 

2. Şikâyet etmiyor: Hâlini anlatıyor ama kaderden yakınmıyor. 

3. Geçmiş nimetleri unutmuyor: Allah'ın önceki lütuflarını hatırlıyor. 

4. Ümidini kaybetmiyor: Sebepler bitmiş olsa da Rabbinin rahmetinden ümidini kesmiyor. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu hakikat vardır: Gerçek dua, kulun aczini bilmesi ve Allah'ın rahmetine güvenmesidir. Zekeriyya'nın elinde artık hiçbir sebep kalmamıştır. Fakat Allah'a olan güveni hâlâ sapa sağlamdır. İşte onu peygamber yapan teslimiyet de budur. 

Meryem Suresinin Temel Teması Burada Başlıyor

Meryem Suresi boyunca göreceğiz ki: Yaşlı adam çocuk sahibi olacak, Kısır kadın anne olacak, Babasız çocuk dünyaya gelecek, Ölüler diriltilecek. Bütün bunların ortak mesajı şudur: İnsan sebeplere bakar. Allah ise kudretiyle yaratır. Bu yüzden Zekeriyya'nın duası sadece bir evlat isteği değildir. Aynı zamanda: "Ey Rabbim! Sebeplerin bittiği yerde Sen varsın." demektir. 

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Yaşın ilerlemiş olabilir, imkânların azalmış olabilir, gücün tükenmiş olabilir. Fakat Allah'ın rahmeti senin gücünle sınırlı değildir. Geçmişte seni yalnız bırakmayan Rabbin, bugün de seni unutmuş değildir. Sebepler zayıfladığında ümidini sebeplere değil, Rabbine bağla.”



وَإِنِّي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَائِي وَكَانَتِ امْرَأَتِي عَاقِرًا فَهَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا

Ve innî hiftul mevâliye min verâî ve kânetimraetî âkırâ, feheb lî min ledünke veliyyâ.

5- “Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarımdan endişe ediyorum. Eşim de kısırdır. Öyleyse bana katından bir veli (evlat, sahip çıkacak bir mirasçı) bağışla.”

Yaşlılığını ve güçsüzlüğünü Rabbine arz etmişti. Ölümümden sonra kavminin içinde bulunduğu durumdan ve kimselerden endişe ediyor. Onların dinlerini değiştirmelerinden ve ümmet üzerinde gereğince halifelik yapamayacaklarından korktuğundan; sülbünden dini ayakta tutmak için salih bir evlad gelmesini istedi.  

Arkamdan gelecek bir veli istiyorum, ama eşimde kısırdır. Çocuk doğuramıyor. Senin katından, sebep olmaksızın bana bir veli gönder. "Velî" ne demektir? Burada: evlat, koruyucu, davayı sürdürecek kimse, Allah'a yakın bir kul anlamlarını birlikte taşımaktadır. Özellikle: "Min ledünke" "Katından" ifadesi çok önemlidir. Çünkü Zekeriyya sıradan bir evlat istemiyor. Allah tarafından özel bir lütuf olarak yetiştirilecek bir nesil talep ediyor. Bu yüzden duasının odağında soy devamı değil, hidayet devamı vardır.

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu gerçek vardır: Mümin yalnız kendi hayatını değil, kendisinden sonrasını da düşünür. Zekeriyya'nın kaygısı: makamını korumak değil, malını bırakmak değil, adını yaşatmak değil, Allah'ın dinine hizmet edecek bir neslin devam etmesidir. Bu yüzden onun duası şahsî bir arzu olmaktan çıkıp bir dava duasına dönüşmektedir.

Burada Çok İnce Bir Nokta Var

Zekeriyya'nın duası aslında bize ebeveynlik anlayışını da öğretiyor. O: "Bana çocuk ver." demiyor. "Bana veli ver." diyor. Yani mesele sadece çocuk sahibi olmak değil; Allah'a dost olacak, Allah'ın dinine hizmet edecek, salih bir nesil yetiştirmektir. Kur'an'ın bakışı da budur. Çocuk nimeti, yalnızca biyolojik bir devamlılık değil; iman ve hidayetin sonraki kuşaklara taşınmasıdır. 

Ayetin En Derin Tarafı

Zekeriyya'nın duasında iki şey yan yana duruyor: Sebeplerin tamamen tükenmesi, Ümidin tamamen canlı kalması. İnsan hesabı: "Artık olmaz." demektedir. Fakat peygamber hesabı: "Allah dilerse olur." demektedir.

İşte Meryem Suresi'nin temel ruhu burada ortaya çıkmaya başlıyor.

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Kendin için istediğin kadar, senden sonra gelecek nesiller için de dua et. Çünkü mümin sadece kendi kurtuluşunu değil, emanet bırakacağı insanların hidayetini de düşünür. Sebepler zayıf görünse bile Allah'ın rahmeti için imkânsız yoktur. O, umulmadık yerden yeni kapılar açmaya kadirdir.”


يَرِثُن۪ي وَيَرِثُ مِنْ اٰلِ يَعْقُوبَۖ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا


Yerisunî ve yerisu min âli Ya‘kûb, vec‘alhu rabbi radiyyâ.

6- “Bana mirasçı olsun, Yakub hanedanına da mirasçı olsun. Rabbim! Onu hoşnut olunan (salih ve razı olunan) bir kimse kıl.”

İlim ve Nübüvvette benim ve yakub oğullarının nübüvvetini miras alsın. Bunun manası vahiy alabilecek konuma getirilmesidir. Yoksa nübüvvetin, bizatihi miras olarak alındığını kast etmiş değildir. 

Başta Taberî, Kurtubî, Râzî ve İbn Kesîr olmak üzere birçok müfessir, burada asıl kastedilenin: ilim, hikmet, peygamberlik görevi, dini temsil etme sorumluluğu olduğunu belirtmiştir. Çünkü Hz. Zekeriyya bir peygamberdir. Onun asıl kaygısı mal değil, vahiy emanetidir.

Nitekim Peygamber Efendimiz'in (sav): "Biz peygamberler miras bırakmayız; bıraktığımız sadakadır." hadisi de bu yorumu destekleyen deliller arasında zikredilmiştir. Dolayısıyla Zekeriyya'nın duası: "Benim bıraktığım ilmi ve tevhid emanetini taşısın." anlamına gelir.

Senin katında yarattıklarının yanında hoşnut olanlardan olsun. Sen de onu sev, mahlukatına da sevdir. Dininde ve ahlakın da sevilen bir kişi olsun. Yahut da senden ve senin hükmünden razı olsun. Hz Zekeriya kendisine çocuk verilmesini dua edip istedi. Bunun sebebi ise kendisinden sonra kavminin insanlar arasında kötü bir uygulama yapmasından korkmasıdır. Bu bakımdan şanı yüce Allah'tan kendisinden sonra peygamber olacak bir evlat istedi ve bu peygamberin Allah'ın ona vereceği vahiy sebebiyle Onları iyi idare etmelerini diledi. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu gerçek vardır: Gerçek miras mal değil, hidayettir. Mal nesilden nesile geçebilir. Fakat iman ve ilim aktarılmazsa o miras uzun süre yaşayamaz. Peygamberlerin asıl mirası: Tevhid, ilim, hikmet, güzel ahlaktır. Zekeriyya da işte bu mirasın devamını istemektedir. 

Meryem Suresinin Ana Temasıyla Bağlantısı

Sure baştan itibaren Allah'ın rahmetini anlatmaktadır. Burada da görüyoruz ki Zekeriyya'nın istediği şey sadece bir çocuk değil; Allah'ın rahmetini taşıyacak bir nesildir. Bu yüzden duası çok yüce bir ufka sahiptir. Kendisi için değil; Allah'ın davası için istemektedir. 

Ayetin En Derin Tarafı

Bu ayette geçen: "Vec‘alhu rabbi radiyyâ" ifadesi, Kur'an'daki ebeveyn dualarının en güzellerinden biridir. Çünkü insan çocuğuna her şeyi bırakabilir. Fakat ona Allah'ın rızasını bırakamaz. Onu ancak Allah verebilir. Bu yüzden Zekeriyya'nın duası bir peygamber duası olduğu kadar, bütün anne-babalar için de bir eğitimdir. 

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Çocukların için sadece dünya başarısı isteme. Onların Allah'ın razı olduğu kullardan olması için dua et. Çünkü insanın geride bırakabileceği en değerli miras; malı değil, imanla yaşayan ve hakka hizmet eden bir nesildir.”


يَا زَكَرِيَّا إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ اسْمُهُ يَحْيَى لَمْ نَجْعَلْ لَهُ مِنْ قَبْلُ سَمِيًّا

Yâ Zekeriyyâ innâ nubeşşiruke bi gulâmin ismuhû Yahyâ lem nec‘al lehû min kablu semiyyâ.

7- “Ey Zekeriyya! Şüphesiz biz seni Yahya adında bir oğulla müjdeliyoruz. Ondan önce bu isimde hiç kimse yaratmadık.”

Allah Teala bu âyet-i Kerimede, Zekeriyya aleyhisselamın duasını ka­bul ederek kendisine, ismini "Yahya" koyacağı bir erkek çocuk vereceğini be­yan ediyor.

Müfessirler: "Daha Önce de bu adı kimseye vermiş değiliz." ifadesini "Daha önce bu çocuğun bir benzerini yaratmamıştık." veya "Daha önce, kısır olan bir kadından böyle bir çocuk meydana getirmemiştik." şekillerinde izah et­mişlerdir. Taberi ise mealde verilen mânâyı tercih etmiştir.

Âyet-i Kerime'de adı geçen Yahya (as), Allah'ın gönderdiği Pey­gamberlerden biridir. Onun hakkında diğer âyetlerde de şöyle buyurulmaktadır: "İşte orada Zekeriyya rabbine dua etti. "Ey rabbim, bana kendi katından temiz bir nesil ihsan et. Şüphesiz sen, duayı işitensin." dedi." "Zekeriyya, mabedde kalkıp namaz kılarken Melekler ona şöyle seslendiler: "Allah sana, kendi sözüy­le meydana gelen İsa’yı tasdik eden, efendi, iffetli ve salihlerden bir Peygamber olan Yahya’yı müjdeliyor. 

Peygamber efendimiz (s.a.v.) Miraç’ta gördüğü Yahya aleyhisselami şöy­le anlatıyor: "Sonra yukarı çıkıp ikinci kat göğe vardık. Cebrail göğün kapısının açıl­masını istedi. "Kim o " diye soruldu. O da "Cebrail" dedi. "Yanında kim var " diye soruldu. O da "Muhammed var." dedi. "Ona peyamberlik verildi mi " diye soruldu. Cebrail "Evet" dedi. İş bitince (Kapı açılıp içeri girdiğimde) bir de ne göreyim, iki teyze çocuğu Yahya ve İsa oradalar. Cebrail bana "Bunlar Yahya ve İsa’dır. Bunlara selam ver." dedi. Ben de onlara selam verdim. Selamımı aldı­lar ve bana "Merhaba salih kardeş, merhaba salih Peygamber" dediler. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu gerçek vardır: Allah'ın rahmeti, imkânsız görünen şeyleri mümkün kılar. Yaşlı bir baba. Kısır bir anne. Ve ardından gelen bir peygamber müjdesi… Bu olay insan hesaplarıyla açıklanamaz. Ama Allah'ın kudretiyle son derece kolaydır. 

Ayetin En Derin Tarafı

Daha birkaç ayet önce Zekeriyya: "Kemiklerim zayıfladı." diyordu. Şimdi Allah ona: "Seni bir oğulla müjdeliyoruz." buyuruyor. İşte Meryem Suresi'nin ilk büyük dersi budur: İnsan sebeplere bakınca umutsuz olabilir. Allah'a bakınca umut yeniden doğar. Bu yüzden surenin başındaki "rahmet" kelimesi şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü Allah'ın rahmeti, kulun imkânsız dediği yerde tecelli etmektedir. 

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Duanın kabulü için şartların mükemmel olmasını bekleme. Zekeriyya'nın elinde hiçbir sebep kalmamıştı; fakat Rabbi ona ummadığı bir müjde verdi. Sen sebeplerin bittiğini düşünebilirsin, fakat Allah'ın kudreti için kapanmış kapı yoktur. O dilerse yılların özlemini bir anda rahmete dönüştürebilir.”


قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا


Kâle rabbi ennâ yekûnu lî gulâm(un) ve kânetimraetî âkırâ ve kad belağtu minel kiberi ‘ıtiyyâ.

8- “Dedi ki: Rabbim! Benim nasıl bir oğlum olabilir? Eşim kısırdır; ben de ihtiyarlığın son derecesine ulaşmış bulunuyorum.”

Allahu Teala Zekeriya Aleyhisselam'a Yahya isimli bir oğul vereceğini müjdeleyince Zekeriya Aleyhisselam benim nasıl oğlum olabilir Onun bu sözü söylemesi böyle bir ihtimali uzak gördüğünden değil yoksa zaten dua etmezdi Onun bu şekilde sorması çocuğun hangi yolla olacağını açıkça öğrenmek istemesinden kaynaklanmaktadır. acaba kendisi ve hanımı bu durumda iken mi çocuk, onlara bağışlanmış olacak, yoksa gençleşecekler mi? Çünkü kendisi güç ve kuvvet itibariyle kuru bir değnek gibi olmuştu; yani oldukça ileri derecede yaşlanmıştı. acaba Zekeriya aleyhisselama bu müjdeyi ilham yoluyla doğrudan doğruya yüce Allah'ı mı vermiştir yoksa vasıtalı olarak mı verilmiştir. Müfessirler bu konudaki açıklamaları bu müjdenin melek vasıtası ile olduğuna delalet etmektedir. Çocuk senden ve hanımından olacaktır, başkasından değil. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu gerçek vardır: Allah'ın vaadi geldiğinde sebeplerin zayıflığı önemini kaybeder. Zekeriyya mevcut şartlara bakıyor: yaşlılık, kısırlık, imkânsızlık. Allah ise sonucu bildiriyor: Yahya geliyor. Bu yüzden mümin için esas olan sebeplerin büyüklüğü değil, Allah'ın kudretinin büyüklüğüdür. 

Ayetin En Derin Tarafı

Zekeriyya yıllarca dua etti. Şimdi dua kabul edildiğinde şaşkınlık yaşıyor. Bu, insan tabiatının güzel bir yönünü gösterir. Bazen insan Allah'tan ister. Fakat Allah verdiğinde bile hayret eder. Çünkü kul çoğu zaman Allah'ın kudretini bilir; ama onu kendi hayatında görünce yeniden hayran olur. İşte Zekeriyya'nın hayreti de böyle bir hayrettir. 

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Allah'tan bir şey isterken sebeplerin azlığına bakma. Çünkü Allah'ın kudreti, sebeplerin sınırlarıyla kayıtlı değildir. Sen bugün imkânsız görünen bir durumun içinde olabilirsin. Fakat Allah bir kapıyı açmaya karar verdiğinde, yılların engelleri bir anda ortadan kalkabilir. Çünkü O'nun ‘Ol’ emri karşısında imkânsız diye bir şey yoktur.” 


قَالَ كَذٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـًٔا


Kâle kezâlike kâle rabbuke huve aleyye heyyin(un), ve kad halaktuke min kablu ve lem teku şey’â.

9- “(Melek) dedi ki: İşte böyledir. Rabbin buyurdu ki: ‘Bu benim için kolaydır. Daha önce seni de yaratmıştım; oysa sen hiçbir şey değildin.”

Allahu Teala melek aracılığıyla Benim için zor bir tarafı yoktur. Daha sonra kendisinin hayretle karşılayıp hakkında soru sorduğundan da hayret verici şeyi ona hatırlatarak Şöyle buyurmuştur: Yahya'dan önce seni de yaratmıştım ve o zaman sen hiçbir şey değildin. senin aslın, Yüce Allah'ın Kamil kudreti ile bir araya getirdiği ve bundan sonra da insan haline dönüştürdüğü darmadağın zerrelerden ibaret değil midir? Bu halin de sana çocuk vermem Sen hiç ortada yokken seni var etmemden daha zor değildir. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu hakikat vardır: Allah'ın kudreti karşısında imkânsız diye bir şey yoktur. İmkânsızlık, insanın bakış açısından doğan bir kelimedir. Allah'ın kudreti açısından değil. Bu yüzden mümin sebepleri görür ama sebeplere mahkûm olmaz. Çünkü bilir ki: Sebepleri yaratan Allah'tır. 

Ayetin En Derin Tarafı

Allah, Zekeriyya'nın dikkatini gelecekte olacak çocuğa değil, geçmişte olmuş kendi yaratılışına çekiyor. Çünkü insan gelecekle ilgili korkularını, geçmişteki ilahî nimetleri hatırlayınca aşabilir. Adeta ayet şöyle demektedir: "Senin yaratılışın zaten başlı başına bir mucizedir. Kendin bir mucize iken, yeni bir mucizeye neden şaşıyorsun?"

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Hayatında çözümsüz gördüğün meseleler olabilir. Fakat seni yokluktan var eden Rabbin için bunlar zor değildir. Sen bugün önündeki engellere bakıyorsun; Allah ise kudretine bakıyor. Unutma: Seni hiç yokken yaratan, ummadığın yerden yeni başlangıçlar yaratmaya da kadirdir.”


قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَ لَيَالٍ سَوِيًّا


Kâle rabbi'c'al lî âyeten, kâle âyetuke ellâ tukellimen nâse selâse leyâlin seviyyâ.

10- “(Zekeriyya) dedi ki: Rabbim! Bana bir alâmet ver. (Allah) buyurdu ki: Senin alâmetin, sapasağlam olduğun halde insanlarla üç gece konuşamamandır.”

Şüphe içerisinde olmayan Zekeriyya as. şaşkınlığını gizlemeden hanımımın hamile kaldığını bileceğim bir alameti bana ver dedi. Azaların ve dilin yerli yerince olmakla birlikte, sen üç gece süre zarfında insanlarla konuşamayacaksın. Nesefi şöyle demektedir: “Senin alametin organların sağlıklı dilsizlik illeti olmaksızın konuşmaktan alıkonulman ve konuşamamandır.” 

Neden Konuşma Yasağı?

Müfessirler burada çeşitli hikmetler zikretmişlerdir.

1. Şükre Hazırlık: Yıllarca beklenen bir duanın kabulü gelmiştir. Artık dilin insanlarla meşgul olması değil, Allah'a yönelmesi istenmektedir. Bir nimet geldiğinde ilk yapılması gereken şey: Şükürdür.

2. Kalbi Allah'a Yoğunlaştırmak: Konuşmanın azalması, tefekkürü artırır. İnsanlarla konuşamayan Zekeriyya, daha çok Rabbine yönelmiştir.

3. Mucizenin Delili: Bu durum aynı zamanda çevresindekiler için de olağanüstü bir işarettir. Çünkü konuşma yeteneği yerindedir; fakat konuşamamaktadır. Bu da Allah'ın kudretini gösteren bir alamettir.

Üç Gece Meselesi

Burada: "Üç gece" buyurulurken, Âl-i İmrân Suresi'nde: "Üç gün" ifadesi geçmektedir. Müfessirler bunun bir çelişki olmadığını belirtmişlerdir. Çünkü üç gün üç geceyi kapsar. Kur'an'ın farklı yerlerde aynı olayı farklı yönleriyle anlatması sık görülen bir üsluptur.

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu gerçek vardır: Allah bazen kuluna verdiği nimetin gelişini özel işaretlerle hissettirir. Zekeriyya yıllarca dua etmişti. Şimdi Allah ona: "Müjden geliyor." demekle kalmıyor. Ayrıca bu müjdenin başlangıcını gösteren bir işaret de veriyor. Bu, Allah'ın kullarına olan lütuflarından biridir.

Tasavvufî Bir İncelik

Bazı arifler bu ayetten şu dersi çıkarmışlardır: Allah'ın büyük lütufları yaklaşırken kulun dili azalır, kalbi konuşmaya başlar. Elbette ayetin asıl manası budur demek doğru olmaz. Fakat işârî olarak şu ders alınabilir: Bazen insanın Rabbine en çok yaklaştığı anlar, insanlarla en az meşgul olduğu anlardır. 

Ayetin En Derin Tarafı

Zekeriyya bir işaret istedi. Allah ona konuşamamayı işaret olarak verdi. Çünkü bazen en büyük işaretler, insanın kaybettiğini düşündüğü şeylerde saklıdır. Dışarıdan bakınca bu bir eksiklik gibi görünmektedir. Fakat hakikatte yaklaşan rahmetin habercisidir. Mümin için her eksilme kayıp olmayabilir. Bazen bazı kapıların kapanması, daha büyük bir lütfun gelişini haber verir.

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Allah'ın lütufları her zaman beklediğin yoldan gelmeyebilir. Bazen anlam veremediğin bir duraklama, yaklaşan bir rahmetin habercisi olabilir. Her şeyi hemen anlamaya çalışma. Çünkü Allah bazı müjdelerini önce işaretlerle gönderir, sonra onları gerçeğe dönüştürür.”


فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِه۪ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا


Fe harece alâ kavmihî minel mihrâbi fe evhâ ileyhim en sebbihû bukraten ve aşiyyâ.

11- “Bunun üzerine (Zekeriyya) mabetten kavminin yanına çıktı ve onlara işaretle: ‘Sabah akşam Allah'ı tesbih edin’ dedi.”

Bir önceki ayette Allah Teâlâ, Hz. Zekeriyya'ya bir alâmet vermişti: "Üç gece insanlarla konuşamayacaksın." Şimdi o alâmet gerçekleşmiştir. Zekeriyya (a.s.) konuşamamaktadır. Fakat bu durum onu Allah'ın zikrinden ve kulluk görevinden alıkoymamıştır. 

Mihrabi kelimesi olarak geçmekte olan yerden bugün namaz kıldırılan yer olarak bilinse de burada daha geniş bir anlam taşır. Müfessirlere göre burada: ibadet ettiği özel mekân, mabedin iç kısmı, inzivaya çekildiği yer kastedilmektedir.

Yani Zekeriyya (a.s.), Rabbinden aldığı müjde ve işaret sonrasında ibadet ettiği yerden çıkarak kavminin yanına geliyor. Özelde yaşanan anlar topluma dönüldüğünde insanlara yön veren bir rehberliğe dönüşür. Bu bir dengenin kurulmasıdır.

"Fe evhâ ileyhim." Buradaki "evhâ" kelimesi vahiy anlamında değildir. Çünkü peygamberlik vahyi yalnız peygamberlere gelir. Burada kelime: işaret etmek, ima etmek, sessizce anlatmak manasında kullanılmıştır. Nitekim konuşması yasaklanmış olan Zekeriyya, sözlü olarak değil; el işaretleriyle insanlara mesaj vermektedir. Bu da ayetin, önceki ayette verilen alâmetin gerçekleştiğini göstermektedir. 

İlk Sözü Ne Oldu?

Zekeriyya kavminin yanına çıktığında: müjdeyi anlatmıyor, yaşadığı olağanüstü olayı anlatmıyor, kendisinden söz etmiyor. Onlara şu mesajı veriyor: "Sabah akşam Allah'ı tesbih edin." Bu, bir peygamber bakışıdır. Çünkü aldığı nimet onu kendine değil, Allah'a yöneltmiştir. Bazı insanlar nimeti alınca kendilerinden bahsetmeye başlar. Peygamberler ise nimeti alınca Allah'ı hatırlatırlar. 

"Sabah Akşam Tesbih Edin"

"En sebbihû bukraten ve aşiyyâ." Yani: "Sabah ve akşam Allah'ı tesbih edin." Tesbih: Allah'ı eksikliklerden tenzih etmek, O'nu yüceltmek, O'nu zikretmek demektir. Sabah ve akşam ifadeleri ise çoğu müfessire göre: günün bütün vakitlerini temsil etmektedir. Yani sadece belirli saatlerde değil; hayatın tamamında Allah'ı unutmamak kastedilmektedir. 

Burada Büyük Bir Şükür Dersi Vardır

Zekeriyya yıllarca evlat istemişti. Duası kabul edildi. Şimdi ne yapıyor? Şükre yöneliyor. Üstelik yalnız kendisi değil; toplumunu da şükre çağırıyor. Bu, Kur'an'ın nimet anlayışını gösterir. Gerçek nimet: insanı Allah'a yaklaştıran nimettir. Eğer nimet insanı gaflete sürüklüyorsa, amacına ulaşmamıştır. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu gerçek vardır: Allah'ın lütufları arttıkça kulun zikri ve şükrü de artmalıdır. Zekeriyya'nın dili insanlarla konuşmaya kapatılmıştır. Ama Allah'ın zikrine kapatılmamıştır. Nitekim Âl-i İmrân Suresi'nde Allah ona: "Rabbini çok zikret." buyuracaktır. Demek ki insanlar için susmak, Allah için susmak değildir. 

Kehf ve Meryem Arasında İnce Bir Bağ

Kehf Suresi'nde bahçe sahibi nimetini kendinden bildiği için kaybetmişti. Burada ise Zekeriyya nimeti Allah'tan biliyor ve şükre yöneliyor. Kur'an adeta iki farklı tavrı karşılaştırıyor: Nimeti kendine nispet edenler kaybeder. Nimeti Allah'a nispet edenler bereket bulur. 

Ayetin En Derin Tarafı

Konuşamayan bir insanın ilk mesajı tesbih oluyor. Bu çok manidardır. Çünkü bazen insanın dili sustuğunda kalbi daha yüksek sesle konuşur. Zekeriyya'nın dili kapatılmıştır. Ama kalbi: "Allah'ı tesbih edin!" diye haykırmaktadır. Bu da bize gösterir ki: Kulun Rabbine yakınlığı, dilin çok konuşmasında değil; kalbin çok zikretmesindedir. 

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Allah'ın nimetleri seni kendine değil, Rabbine yaklaştırsın. Bir duan kabul olduğunda ilk işin şükretmek olsun. Çünkü nimetin gerçek bereketi, onu vereni unutmamaktadır. Sabah ve akşam Rabbini an; çünkü huzur, nimetin kendisinde değil, nimeti verenle kurulan bağdadır.”



يَا يَحْيٰى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍۖ وَاٰتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّا


Yâ Yahyâ huzil kitâbe bi kuvveh, ve âteynâhul hukme sabiyyâ.

12- “Ey Yahya! Kitaba sımsıkı sarıl. Biz ona daha çocuk yaşta hikmet ve hüküm verdik.”

Ey Yahya tevrat'a ciddiyetle Tevfik ve teyitini izhar ederek sarıl. Takdir şudur: “ Biz ona Yahya'yı bağışladık; Yahya da doğumundan sonra ve bu şekilde ona hitap edilecek zamanlarda bunu söyledik.

Daha çocuk iken tevrat'ı kavramayı dinde Anlayışlı ve fetva verme kudretini verdik. İbni Kesir der ki: “ bu buyrukta Hafız edinmiş ifade vardır. takdiri şudur: müjdesi verilen ve Yahya Aleyhisselam olan bu çocuk dünyaya geldi.  Allah ona kitabı öğretti. Bu kitap onların ders olarak okuyup okuttukları ve İslam'a girmiş peygamberlerin, Yahudi, Rabb hük ve hük. o sırada ise onun yaşı henüz küçüktü. 

Burada Eğitimin Çok Büyük Bir Dersi Var

Yahya'nın hayatına bakınca dikkat çeken şey şudur: Allah önce ona: "Kitaba sarıl." buyuruyor. Sonra hikmet verdiğini bildiriyor. Yani hikmet ile vahiy birbirinden ayrılmıyor. Kur'an'ın anlayışına göre gerçek hikmet: Allah'ın rehberliğiyle birleşen bilgidir. Bilgi tek başına yeterli değildir. Hikmet, bilginin doğru yerde ve doğru şekilde  kullanılabilmesidir. 

Meryem Suresinin Ana Temasıyla İlişkisi

Meryem Suresi baştan beri Allah'ın rahmetini anlatmaktadır. Yahya da bu rahmetin bir meyvesidir. Fakat Allah'ın Zekeriyya'ya verdiği en büyük nimet yalnızca bir evlat değildir. Asıl nimet: Salih bir evlat vermesidir. Çünkü her çocuk nimet olabilir. Ama her çocuk hidayet önderi olmaz. Yahya ise hem evlat hem de peygamber olarak verilmiştir. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu gerçek vardır: Allah'ın kitabına sarılanlara hikmet kapıları açılır. Yahya'nın büyüklüğü soyundan değil, makamından değil, Allah'ın kitabına bağlılığından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden Kur'an, onun hayatını anlatırken ilk olarak kitaba bağlılığını öne çıkarır. 

Ayetin En Derin Tarafı

Zekeriyya'nın duasını hatırlayalım: "Onu razı olunan biri kıl." Şimdi Allah o duayı cevaplamaya başlamaktadır. Çünkü razı olunan insan olmak; önce Allah'ın kitabına bağlanmakla, sonra hikmet sahibi olmakla mümkündür. Yahya'nın şahsiyetinin temeli burada atılmaktadır. 

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Allah'ın kitabına sadece bilgi almak için değil, hayatını yönlendirmek için sarıl. Çünkü gerçek güç, vahyin rehberliğine tutunmaktır. Yaşın genç ya da ileri olabilir; Allah dilerse hikmeti dilediği kula verir. Önemli olan kitabı elinde değil, hayatında taşımaktır.”


وَحَنَانًا مِنْ لَدُنَّا وَزَكٰوةًۜ وَكَانَ تَقِيًّا


Ve hanânen min ledunnâ ve zekâten, ve kâne takiyyâ.


13- “Katımızdan bir şefkat ve gönül yumuşaklığı verdik; onu tertemiz kıldık. O, takva sahibi bir kimseydi.”

Katımızdan kendisine kalp yumuşaklığı verildi o ahlak anne ve babasına ve başkalarına karşı şefkatli ve merhamet edici idi. Onu temizleyerek huzurlu ve hayır sahibi yaptık. O günah işlemeye yönelmeyen, takva sahibi birisiydi. Müslüman ve itaatkar idi. Bu da şunu göstermektedir Yahya (As)’a hikmet verilmiştir. Ayrıca Allah tarafından bir kalp inceliği ve temizlik verilerek ince bir kalp yumuşaklığı ile onu tertemiz kıldık. Bütün nehiylerden sakınarak Allah'a yönelen bir kişi idi. Yani Yahya hem Allah'ın özel rahmetine mazhar olmuş hem de insanlara karşı merhametli bir karakter kazanmıştır. 

Ayet çok ince bir eğitim metodu gösteriyor: Önce: Hikmet sonra: Merhamet sonra: Temizlik sonra: Takva geliyor. Çünkü gerçek ilim, kalbi katılaştırmaz. Merhametli yapar. Gerçek bilgi kibir üretmez. Temizlik ve takva üretir. Eğer ilim insana merhamet kazandırmıyorsa, Kur'an'ın anlattığı hikmet henüz oluşmamış demektir. 

Meryem Suresinin Ana Temasıyla Bağlantısı

Sure başında: "Rabbinin rahmetinin anılmasıdır." buyrulmuştu. Şimdi Yahya'nın şahsiyetinde bu rahmetin meyvesini görüyoruz. Allah'ın Zekeriyya'ya verdiği en büyük hediye sadece bir evlat değil; merhametli, temiz ve takva sahibi bir evlattır. Bu yüzden ayet, evlat nimetinin özünün ahlak olduğunu göstermektedir. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu gerçek vardır: Allah'ın en büyük nimetlerinden biri güzel kalptir. İnsan: zengin olabilir, güçlü olabilir, bilgili olabilir. Fakat merhametsiz bir kalp bütün bunları değersiz hâle getirebilir. Yahya'nın büyüklüğü makamında değil; şefkatinde, temizliğinde ve takvasındadır. 

Ayetin En Derin Tarafı

Kur'an, Yahya'yı anlatırken mucizelerinden çok karakterini anlatıyor. Çünkü Allah katında asıl mucize: Güzel ahlaktır. İnsanlar olağanüstü olaylara hayran olabilir. Fakat Allah'ın övdüğü şey; merhametli, temiz ve takva sahibi bir kul olmaktır. Bu yüzden Yahya'nın biyografisi birkaç kelimeyle özetlenmiştir: Hikmet, merhamet, temizlik, takva. Bir insan için bundan daha büyük bir övgü düşünülemez. 

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Bilgi sahibi olmaya çalıştığın kadar, merhamet sahibi olmaya da çalış. Çünkü Allah katında değer, yalnızca ne bildiğinde değil; kalbinin ne kadar temiz ve takva sahibi olduğundadır. Güzel ahlak, Rabbin kuluna verdiği en büyük hediyelerden biridir.”


وَبَرًّا بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُنْ جَبَّارًا عَصِيًّا


Ve berran bi vâlideyhi ve lem yekun cebbâran asiyyâ.

14- “Anne ve babasına karşı çok iyi davranan bir kimseydi. Zorba ve isyankâr değildi.”

Anne ve babasına iyi davranandı. Yüce Allah Rabbine itaatını zikredince onun merhamet ve takva sahibi bir kişi olarak yaratıldığını belirtince, anne ve babasına olan itaatini de atıf yoluyla zikretmiştir. Sözleri ve davranışlarıyla onlara karşı gelmekten uzak durduğunu belirterek şöyle buyurmuştur: Mütekebbir bir zorba değildi. Rabbine isyan eden bir kişi değildi. Bu güzel sıfatlar ona verilmişti.

Allah "Anne ve babasına karşı çok iyiydi." buyurdu. Çünkü aile içindeki ahlak, imanın en önemli göstergelerindendir. Bir insanın Allah'a yakınlığı yalnız namazıyla değil; anne-babasına karşı tavrıyla da ölçülür. Nitekim Kur'an'ın birçok yerinde: Allah'a kulluk ile anne-babaya iyilik yan yana zikredilmiştir. Bu da konunun önemini göstermektedir. 

Zekeriyya'nın Duasının Kabulü

Hatırlarsak Zekeriyya (a.s.) şöyle dua etmişti: "Onu razı olunan biri kıl." İşte şimdi Allah o duanın nasıl gerçekleştiğini göstermektedir. Razı olunan kul: hikmet sahibidir, merhamet sahibidir, takva sahibidir, anne-babasına iyidir.

Yahya'nın şahsiyetindeki her özellik, babasının duasının bir meyvesi gibidir. 

Yahya'nın ilmi onu kibirli yapmamıştı. Takvası onu insanlardan üstün görmesine sebep olmamıştı. Bilakis tevazu sahibi olmuştu. Bu önemli bir ölçüdür: Gerçek ilim insanı büyütmez, alçaltır. Gerçek takva kibir üretmez, tevazu üretir.

Yahya hakkında sadece: "İtaatkârdı." demiyor. Bunun zıddını da özellikle reddediyor: "İsyankâr değildi." Çünkü insan bazen dış görünüşte iyi olabilir. Ama içinde kibir ve isyan taşıyabilir. Yahya'nın kalbi de davranışları da Allah'a yönelmişti. 

Ayetteki Çok Güzel Denge

Dikkat edilirse ayet iki yönü birlikte anlatıyor: 

Olumlu Taraf: Anne-babasına iyiydi. 

Olumsuz Tarafın Yokluğu: Zorba ve isyankâr değildi. Bu çok önemli bir eğitim metodudur. Çünkü kemal sadece iyilik yapmak değildir. Aynı zamanda kötülüklerden uzak durmaktır. Yahya hem iyilik sahibidir hem de kötü ahlaklardan uzaktır.

Meryem Suresinin Büyük Mesajlarından Biri

Bu ayet bize şunu öğretiyor: Allah'ın sevdiği kulların alameti: ailelerine iyi davranmaları, kibirden uzak olmaları, Allah'a karşı isyan etmemeleridir.  Kur'an, Yahya'nın mucizelerinden değil; ahlakından söz ederek bunu öğretmektedir. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu hakikat vardır: Takvanın en önemli göstergelerinden biri anne-babaya karşı güzel davranmaktır. Çünkü insanın Allah sevgisi, en açık şekilde yakın ilişkilerinde ortaya çıkar. Anne-babasına karşı merhametsiz olan bir kalbin, takvası eksik kalır. 

Ayetin En Derin Tarafı

Yahya'nın büyüklüğü yalnız peygamber oluşunda değildir. Onun büyüklüğü: Evinde de salih olmasıdır. Çünkü birçok insan toplum içinde iyidir. Fakat aile içinde aynı güzelliği gösteremez. Kur'an ise Yahya'yı överken önce ailesine olan tavrını anlatıyor. Bu da gösteriyor ki: Allah katında gerçek büyüklük, en yakınındaki insanlara karşı gösterdiğin ahlaktadır.

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“İnsanların seni övmesinden önce, ailene nasıl davrandığına bak. Çünkü Allah katındaki değer, çoğu zaman evdeki ahlakında ortaya çıkar. Anne-babaya iyilik, tevazu ve itaat; salih kulların en belirgin özelliklerindendir. Büyük olmak istiyorsan, önce güzel ahlak sahibi ol.”


وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَيًّا

Ve selâmun aleyhi yevme vulide ve yevme yemûtu ve yevme yub'asu hayyâ.

15- “Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden diriltileceği gün ona selâm olsun.”

Bu ayet, Hz. Yahya'nın Kur'an'daki tanıtımının zirvesidir. Önceki ayetlerde Allah Teâlâ onun:  hikmetini, merhametini, takvasını, anne-babasına iyiliğini, tevazuunu anlattı.

Şimdi ise onun üzerine ilahî bir selâm indiriyor. Bu, Kur'an'da çok büyük bir ikramdır. "Ve selâmun aleyhi." Selâm kelimesi sadece bir selamlaşma sözü değildir. Kur'an dilinde selâm: esenlik, güvenlik, ilahî koruma, rahmet, huzur anlamlarını taşır. Yani ayetin manası: "Allah'ın rahmeti, koruması, huzuru ve esenliği onun üzerinde olsun." demektir.

Bu, Allah'ın bir kulunu övmesinin en yüksek şekillerinden biridir. Nitekim cennet ehline de: "Selâm size." denilecektir. 

Neden Özellikle Üç Gün?

Ayet üç önemli dönemi zikrediyor: 

1. Doğduğu Gün: "Yevme vulide." İnsan dünyaya geldiği anda son derece zayıftır. Hiçbir şeyi savunamaz. Her türlü tehlikeye açıktır. Bu  yüzden bazı müfessirler: İnsan hayatındaki ilk korku doğum anıdır. demişlerdir. Allah Yahya'nın o gününde ona selâm ve emniyet vermiştir.

2. Öleceği Gün: "Ve yevme yemûtu." Ölüm, insanın dünya hayatındaki en büyük geçiş noktasıdır. Herkesin yüzleşeceği bir hakikattir. Müfessirler derler ki: İnsan doğarken yalnızdır. Ölürken de yalnızdır. İşte Allah Yahya'ya o gün için de selâm vermektedir. Yani: Ölüm anında da ilahî koruma ve rahmet onunla olacaktır. Bu, bir mümin için ulaşılabilecek en büyük müjdelerden biridir. 

3. Diriltileceği Gün: "Ve yevme yub'asu hayyâ." Bu ise kıyamet günüdür. İnsanların kabirlerinden kaldırılıp Allah'ın huzuruna çıkacağı gün… Kur'an'ın birçok yerinde o gün: korkunun, dehşetin, şaşkınlığın günü olarak anlatılır. Fakat Yahya için: Selâm vardır. Çünkü dünya hayatını Allah'ın rızasıyla geçirmiştir. 

Neden Bu Üç Gün?

Bazı âlimler bu konuda çok güzel bir tespitte bulunmuşlardır. İnsan hayatında üç büyük yalnızlık vardır: Anne karnından dünyaya çıkış. Dünyadan kabre geçiş. Kabirden mahşere çıkış. 

Bu üç aşama, insanın en savunmasız olduğu anlardır. İşte Allah Teâlâ Yahya'ya bu üç kritik dönemde özel emniyet verdiğini bildiriyor. Bu yüzden ayet çok büyük bir müjde taşımaktadır. 

Yahya ve İsa Arasındaki İlginç Benzerlik

İleride Hz. İsa'nın dilinden şu söz aktarılacaktır: "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak diriltileceğim gün bana selâm olsun." (Meryem 33) 

Dikkat edilirse iki ayet birbirine çok benzer. Fakat ince bir fark vardır: 

Yahya Hakkında; Allah konuşuyor: "Ona selâm olsun." İsa Hakkında; İsa konuşuyor: "Bana selâm olsun." Bu benzerlik iki peygamber arasındaki özel ilişkiye de işaret eder. Nitekim Yahya ve İsa aynı dönemde yaşamış ve birbirlerini tasdik etmişlerdir. 

Ayetin Merkezindeki Mesaj

Bu ayetin merkezinde şu gerçek vardır: Allah'ın koruması, dünya hayatıyla sınırlı değildir. O'nun rahmeti: doğumda, ölümde, dirilişte de devam eder. Gerçek kurtuluş da budur. Çünkü insanın asıl ihtiyacı sadece dünyada değil; ölümden sonraki yolculuğunda da ilahî rahmete kavuşmaktır.

Tasavvufî Bir İncelik

Bazı arifler derler ki: İnsan, Allah ile ne kadar barışık yaşarsa; ölümle de o kadar barışık karşılaşır. Çünkü ölüm, Allah'ın dostları için yok oluş değil; Rabbine kavuşma günüdür. Bu yüzden Yahya'nın hayatı selâmla başlamış, selâmla devam etmiş ve selâmla tamamlanmıştır. 

Ayetin En Derin Tarafı

Kur'an'ın Yahya hakkındaki son cümlesi bir makamdan, bir mucizeden veya bir başarıdan söz etmiyor. Bir tek şeyden söz ediyor: Selâm. Çünkü insanın ulaşabileceği en büyük nimet; Allah'ın razı olduğu bir kul olarak O'nun huzuruna çıkabilmektir. Yahya'nın bütün hayatı birkaç ayette özetlendi. Fakat son mühür şu oldu: "Ona selâm olsun." Bundan daha büyük bir övgü düşünmek zordur.  

Bu Ayet Bugün Sana Şöyle Fısıldar

“Dünyadaki başarılar gelip geçicidir. Asıl önemli olan, doğduğun gün değil; öldüğün gün Allah'ın rahmetine kavuşabilmendir. Eğer hayatını O'nun rızasıyla geçirirsen, ölüm korkulacak bir son değil; selâmla karşılanacak bir geçiş olur.” 

Yahya Kıssasının İlk Bölümünün Özeti (1–15. Ayetler)

Bu bölüm bize dört büyük ders vermektedir: 

Samimi dua asla kaybolmaz. Zekeriyya'nın gizli duası yıllar sonra kabul edildi.

— Allah'ın kudreti sebeplerle sınırlı değildir. Yaşlı bir baba ve kısır bir anneden Yahya yaratıldı.

— En büyük miras salih nesildir. Zekeriyya mal değil, hidayet taşıyacak bir evlat istedi.

— Gerçek büyüklük ahlaktadır. Yahya'nın ilmi kadar merhameti, takvası ve anne-babasına iyiliği övüldü.

Şimdi 16. ayetten itibaren Meryem (a.s.) kıssasına geçilecek ve surenin ikinci büyük mucizesi olan Hz. İsa'nın doğumu anlatılmaktadır.


5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU