KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

MUHKEM VE MÜTEŞABİH



MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH AYETLER ÜZERİNE BİR İNCELEME

(Kaynak: TDV Yayınları, Tefsir Usûlü)


1. Giriş

Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Peygamber’e indirildiği dönemde, içerdiği ayetlerin bir kısmı herkesin kolayca anlayabileceği şekilde muhkem, bir kısmı ise anlamı kapalı ve birden fazla yoruma açık müteşâbih niteliktedir.

Kur’an’daki helâl, haram, namaz, oruç, zekât ve hac gibi konulara dair hükümler muhkemdir. Yani manası açık, tek bir anlam taşıyan, dış bir açıklamaya ihtiyaç göstermeyen ayetlerdir.
Buna karşılık müteşâbih ayetler, birden çok anlama gelebilen ve bu anlamlardan birini belirlemek için haricî delile ihtiyaç duyulan ayetlerdir.


2. Kur’an’da Muhkem ve Müteşâbih Kavramlarının Kullanımı

Kur’an-ı Kerim’de bu iki terim farklı bağlamlarda kullanılmıştır.
Örneğin, Hûd Sûresi 1. âyetinde geçen “(الٓرٰ۠ كِتَابٌ اُحْكِمَتْ اٰيَاتُهُ)” ifadesi, Kur’an’ın tümünün sağlam ve kusursuz olduğuna işaret eder.
Buna karşılık, Zümer Sûresi 23. âyetinde geçen “(أحسن الحديث كتاباً متشابها مثاني)” ibaresi, Kur’an’ın tümünün benzerlik (müteşâbihlik) yönünden üstün bir üsluba sahip olduğunu gösterir.

Ancak Âl-i İmrân Sûresi 7. âyetinde, muhkem ve müteşâbih kelimeleri birbirinin zıddı olarak kullanılmıştır:

“Sana kitabı indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem ayetlerdir ki bunlar kitabın anasıdır. Diğer kısmı ise müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik bulunanlar fitne aramak ve keyfî tevil yapmak için müteşâbih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki onların tevilini ancak Allah bilir. İlimde derinleşenler ise, ‘Biz ona inandık; hepsi Rabbimiz katındandır’ derler...” (Âl-i İmrân, 7)

Bu âyet açıkça, Kur’an ayetlerinin bir kısmının muhkem, bir kısmının müteşâbih olduğunu bildirir.


3. Âlimlerin Görüşleri ve Meseledeki Farklılıklar

İlk dönem âlimleri, bu âyetin “müteşâbihlerin tevîlini yalnızca Allah bilir” kısmında durarak (vakf yaparak), müteşâbih ayetlerin anlamını yalnız Allah’ın bilebileceğini savunmuşlardır.

Ebu’l-Hasen el-Eş’arî ve bazı usûl âlimleri ise, “ve’r-râsihûne fi’l-ilm” ifadesini bu bilgiye dahil ederek, ilimde derinleşen kimselerin de müteşâbihlerin tevîlini anlayabileceğini belirtmişlerdir. Bu görüşü daha sonra Ebû İshak eş-Şîrâzî açık biçimde izah etmiştir.


4. İlk Dönem Tavrı: Tevakkuf ve Tefvîz

İlk İslâm nesilleri, müteşâbih ayetler üzerinde tartışmayı uygun görmemişlerdir.
Çünkü Kur’an, müteşâbihleri kurcalayanların kalplerinde “eğrilik” olduğunu belirtir. Hz. Peygamber de bu konuda uyarıda bulunmuştur.
(Buhârî, “Tefsîr”, VI, 42; Tirmizî, “Tefsîr”, XI, 115-116)

Nitekim Hz. Ömer döneminde İbn Subeyğ adlı bir kimse Medine’de müteşâbih ayetler hakkında soru sormaya başlayınca, Hz. Ömer onu çağırıp cezalandırmış ve Medine’den uzaklaştırmıştır. (Süyûtî, el-İtkân, II, 4)


5. Er-Râgıb el-İsfahânî’nin Tasnifi

Râgıb el-İsfahânî müteşâbih ayetleri, manalarının bilinebilirlik durumuna göre üç gruba ayırır:

  1. Bilinemeyen Müteşâbihler:
    Yalnız Allah’ın bildiği, örneğin kıyametin vakti gibi gaybî meseleler.

  2. Sebebe ve ilme dayanarak bilinebilen Müteşâbihler:
    Garîb kelimeler veya muğlak hükümlerin açıklanması gibi.

  3. Bazı seçkin âlimlere mahsus Müteşâbihler:
    İlimde derinleşmiş kimselerin anlayabileceği, umumun idrakine kapalı hakikatlerdir.
    Nitekim Hz. Peygamber’in İbn Abbas için yaptığı şu dua meşhurdur:

    “Allah’ım, ona dinde anlayış ver ve tevil ilmini öğret.”


6. Usûl Âlimlerinin Tasnifi

Usûl âlimleri müteşâbihâtı iki ana kısma ayırmışlardır:

  1. Muhkemle mukayese edilince manası bilinebilen müteşâbihler.

  2. Hakikati bilinmesi imkânsız olan müteşâbihler.

Mücâhid’e göre muhkem ayetler helâl ve harama dair olanlardır; müteşâbihler ise birbirini tasdik ve tefsir eden ayetlerdir.
İbn Abbas’a göre ise, muhkemler amel edilen ayetler; müteşâbihler ise iman edilip amel edilmeyen ayetlerdir. (Süyûtî, el-İtkân, II, 2)


7. Müteşâbihliğin Sebepleri

a) Sadece Lafızda Müteşâbihlik

Kelimelerin garipliği, müşterekliği veya cümle yapısındaki farklılıklar sebebiyle ortaya çıkar.
Örnek: “(وَفَاكِهَةً وَأَبًّا)” (Abese, 31) ayetindeki “ebb” kelimesinin manası uzun tartışmalardan sonra “hayvanların otladığı otlak” olarak açıklanmıştır.

b) Sadece Manada Müteşâbihlik

Allah’ın sıfatları, ahiret halleri, cennet ve cehennem tasvirleri bu gruba girer.
İnsan aklı bu konuların hakikatine ulaşamaz.

Bu konuda iki mezhep ortaya çıkmıştır:

  • Selef Mezhebi:
    Sıfatların manasını Allah’a havale eder (tefvîz eder).
    İmam Mâlik’in sözü meşhurdur:

    “İstivâ malûmdur, keyfiyeti meçhuldür; bu konuda soru sormak bid’attir.”

  • Halef Mezhebi:
    Sıfatları mecazî olarak tevil eder.
    Örneğin “el” kudret, “vech” zat, “istivâ” hâkimiyet anlamında yorumlanır.

c) Hem Lafız Hem Manada Müteşâbihlik

Örneğin Bakara Sûresi 189. ayetindeki “(وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا)” ifadesi.
Bu ayeti anlamak için Arapların câhiliye dönemindeki bir âdeti (ihramdayken kapıdan girmeme alışkanlığı) bilinmelidir.


8. Müteşâbih Ayetlerin Hikmetleri

  1. İmtihan Sebebidir:
    İnsanların imanlarında samimi olup olmadıkları bu ayetlerle ortaya çıkar.
    Kalbi selim olanlar “Hepsi Rabbimiz katındandır” der; kalbinde eğrilik olanlar fitne peşine düşer.

  2. İnsanın Aczini Gösterir:
    Müteşâbih ayetler, insanın ilminin sınırlı, Allah’ın ilmiyse sonsuz olduğunu gösterir.

  3. Fikri Faaliyeti Canlandırır:
    Kur’an’ın tümü muhkem olsaydı, akıl ve tefekkür donuklaşırdı.
    Müteşâbih ayetler, düşünmeyi, araştırmayı, ilmî gelişimi teşvik eder.

  4. Kur’an’ın Ezberlenmesini Kolaylaştırır:
    Müteşâbih ifadeler, kelime çeşitliliğiyle hafızaya destek olur.
    Ayrıca Kur’an’ın hacmini büyütmeden derin anlamlar kazandırır.

  5. Fikir Hürriyetine Alan Açar:
    Birden çok manaya açık olması, tefekkür ve içtihat kapısını diri tutar.


9. Sonuç

Kur’ân-ı Kerîm, muhkem ve müteşâbih ayetlerden oluşan dengeli bir bütündür.
Muhkem ayetler dinin temellerini açıklar; müteşâbih ayetler ise insan aklını derin düşünceye sevk eder.

Müteşâbihler, hem imanı sınayan bir imtihan, hem de tefekkür ve ilmi teşvik eden bir rahmet vesilesidir.
Bu yönüyle Kur’an, insanın hem kalbine hem aklına hitap eden ilahî bir mucizedir.

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

أحدث أقدم

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU