Hz. Talha b. Ubeydullah (r.a.), Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ifadesiyle "Yeryüzünde gezen canlı şehit"tir. Uhud günü sergilediği destansı fedakârlık, İslam tarihinin en sarsıcı kahramanlık hikâyelerinden biridir.
Gelin Hz. Talha'nın Uhud imtihanını ve çektiği zahmetleri bir nebze okuyalım:
Hz. Talha b. Ubeydullah: Uhud'un "Canlı Şehidi" ve Peygamber Siperi
İslam’ın ilklerinden ve Aşere-i Mübeşşere’den (cennetle müjdelenen on kişi) biri olan Hz. Talha, Uhud Savaşı’nda tek başına bir ordu gibi direnmiş, göğsünü Allah Resulü’ne kalkan yapmıştır.
1. "Bugün Talha'nın Günüdür"
Uhud Savaşı’nın en kritik anında, Müslümanların geri çekildiği ve müşriklerin doğrudan Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) canına kastettiği o dehşetli dakikalarda Hz. Ebubekir der ki: "Uhud günü, tamamen Talha'nın günüydü." Etrafta kimse kalmadığında: Müşrikler her taraftan saldırırken, Hz. Talha kılıcıyla bir sağa bir sola koşuyor, Efendimiz’e yaklaşan her darbeyi bertaraf ediyordu.
2. Kesilen Parmaklar ve Delik Deşik Bir Beden
Müşriklerin attığı oklar ve savurduğu kılıçlar Efendimiz’e isabet etmesin diye Hz. Talha elini siper etmiştir.
– Şehid El: Atılan oklardan biri Resulullah'a isabet edecekken Talha elini uzatmış, parmakları doğranmış ve eli oracıkta çolak kalmıştır. O acı içinde bile "canım sana feda olsun ey Allah'ın Resulü" diyerek yerinden kıpırdamamıştır.
– Vücudundaki Yaralar: Savaş bittiğinde Hz. Talha’nın mübarek vücudunda kılıç, ok ve mızrak darbesiyle açılmış 70'den fazla yara sayılmıştır. O kadar çok kan kaybetmişti ki, baygınlık geçirip bir çukura düştüğünde dahi tek endişesi Efendimizin sağlığıydı.
3. "Şehit Görmek İsteyen Talha'ya Baksın"
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Talha’nın bu halini gördüğünde ashabına dönerek şu muazzam müjdeyi vermiştir:
"Kim yeryüzünde yürüyen bir şehit görmek isterse, Talha b. Ubeydullah’a baksın!"
Talha (r.a.), Uhud'da adeta ölümü öldürmüş, "canlı bir şehit" olarak hayatının geri kalanını o yaraların ve çolak elin şerefiyle yaşamıştır.
4. "Talha'ya Vacip Oldu"
Savaşın en zor anında, Efendimiz (s.a.v.) zırhının ağırlığıyla bir kayaya çıkmak istemiş ama zorlanmıştı. Hz. Talha hemen eğilerek sırtını Efendimiz’e basamak yapmış ve O’nu kayanın üzerine çıkarmıştır. Bu nezaket ve sadakat karşısında Efendimiz:
"Talha'ya (Cennet) vacip oldu!" buyurmuşlardır.
Hz. Talha’nın Bize Bıraktığı Kudve
1. Sarsılmaz Sadakat: Herkesin dağıldığı anda "Ben buradayım" diyebilmek, imanın en yüksek mertebesidir.
2. Bedensel Fedakârlık: İslam davası için bir uzvunu (elini) kaybetmeyi, canına minnet sayan bir teslimiyet.
3. Cömertlik ve Kahramanlık: Talha sadece savaşta değil, malını infak etmede de o kadar ileriydi ki, lakabı "Talhatü'l-Hayr" (Hayır sahibi Talha) idi.
Hz. Talha b. Ubeydullah; sadece savaşçı kimliğiyle değil, "Talhatü'l-Hayr" (Hayır sahibi Talha) lakabıyla bilinen cömertliğiyle de bizlere örnek olmuştur. Onun Uhud'da bıraktığı parmakları, kıyamete kadar İslam davasına sadakatin ve karşılıksız sevginin en somut sembolü olarak kalacaktır. Rabbim kendisinden razı olsun şefaatlerine nail eylesin. Evladıma bu ismi taşıması için Ebubekir Talha emanet ettim inş. oda cömert ve fedakar bir mücahid olur….
Tüm evlatlarımızın canları ve malları karşılığında satın alınmıştır…. Bu hayırlı ticaret bize işte bu insanlardan kaldı onlar Allah ve Resulu için beden ülkesini terk ettiler "Fedake ebi ve ümmi ya resulallah" (فداك أبي وأمي يا رسول الله), "Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü"
Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...