Makamdan Pazar Tezgahına: Aziz Mahmud Hüdayi
16. yüzyılın Bursa’sı... Şehrin en yüksek makamında, Bursa Kadısı (hakimi) olarak Aziz Mahmud Hüdayi oturmaktadır. Alimdir, zengindir, herkes önünde eğilir. Ancak bir dava vesilesiyle yolu, büyük veli Üftade Hazretleri ile kesişir. Hüdayi, manevi bir açlık içindedir ve Üftade Hazretleri’ne talebe olmak istediğini söyler.
Üftade Hazretleri ona bakar ve der ki:
— "Evlat, bizim kapımız yokluk kapısıdır. Sen ise varlık sahibisin (kadısın). Burası senin kibrini kaldırmaz."
Hüdayi ısrar edince, mürşidi ona tarihe geçecek o ağır imtihanı verir:
— "Öyleyse şu ipekli kadı kaftanını giyecek, Bursa çarşısında ciğer satacaksın!"
Ertesi gün Bursa halkı gözlerine inanamaz. Şehrin en büyük hakimini, o sırmalı kaftanıyla elinde bir sırık, ucunda ciğerlerle pazarın ortasında "Ciğerci, taze ciğer!" diye bağırırken görürler. Herkes onun delirdiğini sanır, tanıdıkları yüzlerini çevirir, eski dostları ona acıyarak bakar.
O an Hüdayi için nefsinin öldüğü, kibrin bittiği ve gerçek sultanlığın başladığı andır. O süslü kaftan çamura batmış, ama kalbi nura boyanmıştır. İşte o "kadı", bugün milyonların ziyaret ettiği Aziz Mahmud Hüdayi olacaktır.
Bu Kıssanın "Bilinç Kapıları"
| Hikmet Boyutu | Derin Analiz |
| Kibirden Kurtulmak | İnsanın en büyük hapishanesi kendi unvanları ve "ben kimim biliyor musun?" düşüncesidir. |
| Görünüşün Esareti | Halkın ne dediğine değil, Hakk'ın ne dediğine odaklanmak, gerçek özgürlüğün anahtarıdır. |
| Hiçlik Makamı | Bir yere "dolmak" için önce tamamen "boşalmak" gerekir. Hüdayi, kadılığı boşaltıp gönlü doldurmuştur. |
Tefekkür Notu
"Sırtındaki 'ipekli kaftanların' (unvanların, sosyal statülerin) ağırlığı altında eziliyor musun? Gerçek seni bulmak için, neleri feda etmeye, kimlerin ne diyeceğini umursamamaya hazırsın?"

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...