Enes b. Nadr (r.a.), İslam tarihinin en sarsıcı kahramanlık ve sadakat hikayelerinden birine sahip olan, ismi Kur’an-ı Kerim’in bir ayetinin iniş sebebi olarak zikredilen yüce bir sahabidir. O, meşhur sahabi Enes b. Malik’in amcasıdır.
Onun hayatı, bir "söz" ile başlar ve o sözün kanla mühürlenmesiyle zirveye ulaşır.
1. Bedir Savaşı ve Pişmanlık
Enes b. Nadr, Müslümanların ilk büyük sınavı olan Bedir Savaşı’na bir mazereti sebebiyle katılamamıştı. Bu durum onun gönlünde derin bir yara açtı. Hz. Peygamber’e (s.a.v.) gelerek içindeki bu acıyı şu sözlerle dile getirdi:
"Ey Allah’ın Resulü! Müşriklerle yapılan ilk savaşta bulunamadım. Eğer Allah beni müşriklerle yapılacak bir savaşta tekrar bulundurursa, neler yapacağımı Allah mutlaka görecektir!"
Bu söz, sadece bir temenni değil; bir adanmışlık yeminiydi.
2. Uhud Savaşı: Sözün İmtihanı
Bedir’den bir yıl sonra Uhud Savaşı başladığında, Enes b. Nadr aradığı fırsatı bulmuştu. Savaşın başında Müslümanlar üstün gelmiş, ancak okçuların yerlerini terk etmesiyle ordu bir anda büyük bir sarsıntı yaşamıştı. Hz. Peygamber’in şehid edildiği şayiası yayılmış, birçok Müslüman ümidini kaybederek bir kenara çekilmişti.
İşte tam bu kaos anında Enes b. Nadr, adeta bir dev gibi ayağa kalktı. Kenara çekilenlere: "Resulullah şehid olduysa, O'nun Rabbi bakidir! O öldükten sonra siz yaşamayı ne yapacaksınız? Kalkın ve O'nun öldüğü yolda siz de ölün!" diye haykırdı.
3. Cennetin Kokusu
Enes b. Nadr, elinde kılıcıyla düşman saflarına doğru koşarken yolda Sa’d b. Muaz (r.a.) ile karşılaştı. Sa’d b. Muaz ona: "Ey Enes, nereye?" diye sorduğunda, İslam tarihine geçen o muazzam cevabı verdi:
"Vah, ne güzel! Ey Sa’d! Vallahi Uhud’un arkasından cennetin kokusunu alıyorum!"
Bu söz, onun manevi makamının ve şehadet arzusunun bir nişanesiydi. Bir insan henüz dünyadayken cennetin kokusunu duyuyorsa, artık onu durduracak hiçbir dünyevi güç kalmamış demektir.
4. Şehadeti ve Vücudundaki Nişanlar
Enes b. Nadr, müşrik ordusunun içine daldı ve tek başına büyük bir kahramanlıkla çarpıştı. Savaş bittiğinde, Müslümanlar şehitler arasında onu aradılar ancak tanıyamadılar. Çünkü vücudu aldığı kılıç darbeleri, mızrak saplanmaları ve ok yaralarıyla tanınmaz hale gelmişti.
- Tespit: Onu ancak kız kardeşi Rubeyyi, parmak uçlarındaki bir beninden veya parmak yapısından tanıyabildi.
- Yara Sayısı: Vücudunda seksen küsur (80+) kılıç, mızrak ve ok yarası olduğu görüldü.
5. Ayetle Onaylanan Sadakat
Onun bu samimiyeti ve sözünde duruşu üzerine Yüce Allah, Ahzab Suresi’nin 23. ayetini indirdi: "Mü’minler içinde öyle yiğitler vardır ki, Allah’a verdikleri söze sadakat gösterdiler. Onlardan kimi adağını yerine getirdi (şehit oldu), kimi de beklemektedir. Onlar sözlerini hiç değiştirmediler."
Enes b. Nadr’dan Bize Kalan Dersler
Onun hayatı bize üç büyük hakikati öğretir:
1. Sözün Namusu: Allah’a verilen sözün bedeli ne olursa olsun tutulması.
2. Kriz Anında Dimdik Durmak: Herkes ümitsizliğe kapıldığında, "O'nun öldüğü yolda ölün" diyerek idealine sahip çıkmak.
3. Manevi Vizyon: Cenneti sadece bir inanç olarak değil, hayatın içinde "kokusunu duyacak" kadar yakın hissetmek.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...