KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Ben Değil, Biz İstişarenin Bereketi

Liderliğin ve rehberliğin aslında bir "tek kişilik dev kadro" olmadığını, aksine kalpleri ve akılları birleştirme sanatı olduğunu işleyelim. Bugünün güzelliği: "İstişare: Başkasının Aklıyla Zenginleşmek."


"Ben Değil, Biz: İstişarenin Bereketi"

Günlük Sahne: "En Doğrusunu Ben Bilirim" Yanılgısı

Bugün ister bir aile reisi, ister bir yönetici, ister bir grubun lideri olalım; sahip olduğumuz konum bazen bize "en doğru kararı sadece ben veririm" dedirtebiliyor. Başkalarına soru sormayı bir "zayıflık" veya "bilgisizlik" belirtisi sanıyoruz. Oysa kendi fikrine aşık olanlar, başkalarının tecrübe hazinelerine kapılarını kapatırlar. Peki, vahiyle desteklenen ve insanlığın en büyük rehberi olan Hz. Muhammed (sav), önemli bir karar arefesinde ne yapardı?

Asr-ı Saadet’ten Kesit: Bedir’de Bir Sahabenin Sorusu

Bedir Savaşı öncesinde Efendimiz (sav), orduyu uygun gördüğü bir yere yerleştirir. O sırada ashabdan Hubab b. Mundhir (ra) yanına gelerek nezaketle sorar:

"Ya Resulullah! Burayı konaklama yeri olarak Allah mı emretti -ki öyleyse bize bir söz düşmez- yoksa bu bir savaş taktiği ve kendi görüşünüz müdür?"

Efendimiz (sav) büyük bir tevazuyla; "Hayır, bu bir görüş ve savaş taktiğidir" buyurur. Bunun üzerine Hubab, su kuyularının durumunu ve stratejik avantajları anlatarak ordunun başka bir yere yerleşmesinin daha uygun olacağını söyler.

Efendimiz (sav) asla "Sen kimsin de bana akıl veriyorsun?" demez. Aksine, Hubab’ın fikrini dikkatle dinler, hak verir ve kendi kararından vazgeçerek ordunun yerini onun önerdiği şekilde değiştirir.

Hissedilecek Hikmet: "Akıl Akıldan Üstündür"

Bu tablodaki hikmet şudur: Gerçek büyüklük, hakikati kimin söylediğine değil, ne söylendiğine bakmaktır. Efendimiz (sav), "Ben Peygamberim, hata yapmam" diyerek kendini kapatmamış; uzmanlığa, tecrübeye ve ortak akla kapı açmıştır.

Edeple edeplenmek; bir konuda karar verirken muhatabımıza "Sence ne yapmalıyız?" diye sorabilme olgunluğunu göstermektir. İstişare, sadece doğru kararı buldurmaz; aynı zamanda etrafımızdakilere "Fikrin benim için değerli" mesajını vererek gönülleri de birbirine kenetler. Bugün hayatımıza bu ahlakı; eşimizle, arkadaşımızla veya ekibimizle en küçük meseleleri bile "danışarak" halletme alışkanlığı kazanarak taşıyabiliriz.


Bu "İstişare" duruşu, özellikle sosyal projelerinizde ve ekip yönetiminde "aidiyet" duygusunu artıracak en güçlü anahtarlardan biridir. 



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU