KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Seyr-i Sülûkta Beş Önemli Nokta

Salik tarikat dersi, devamlı dilinden düşürmediği zikri, sabah mihrabiyesi, ikindi mihrabiyesi, nafile namazlar, salavatı Şerife, Kur'an ahlakı ve edebi dışında yapması gereken bir şey var mıdır? 

Saydığınız bu ameller, seyr-i sülûk gemisinin motoru ve yakıtı gibidir; onlar olmadan gemi hareket etmez. Ancak geminin bir de rotaya, dümene ve temiz bir gövdeye ihtiyacı vardır. Bahsettiğiniz bu "zahirî" ve "vazife" odaklı ibadetlerin ruh kazanması ve saliki hedefe ulaştırması için, seyr-i sülûkun "derunî" (içsel) laboratuvarında şu beş anahtar disipline ihtiyaç vardır:

1. Üç Azaltma (Kıllet-i Taam, Kıllet-i Menam, Kıllet-i Kelam)

Yesevî ve Geylânî ekollerinin üzerinde en çok durduğu "riyazet" unsurlarıdır. İbadetler çok olsa da, bu üçü dizginlenmezse kalp kabı delik demektir:

– Az Yemek (Kıllet-i Taam): Mide doluyken hikmet kalbe girmez. Salik, sadece ayakta kalacak kadar yemeyi, nefsinin her istediğini ona vermemeyi öğrenmelidir.

– Az Uyumak (Kıllet-i Menam): Seher vaktinin feyzinden nasiplenmek ve bedenin tembelliğini kırmak için uykuyu düzene sokmak şarttır.

– Az Konuşmak (Kıllet-i Kelam): "Dilini tutan kurtuldu" sırrınca; gıybet, malayani ve boş kelamlardan kaçınmak. Zikirle parlayan kalbin nuru, gereksiz konuşmalarla söner.

2. Hizmet-i Halk (Halka Hizmet, Hakka Hizmettir)

Sadece seccade üzerinde İnsan-ı Kâmil olunmaz. Salik, nefsinin kibrini ancak hizmet ederek kırabilir.

* Bir garibin gönlünü almak, dergâhın veya bir mazlumun işini görmek, karşılık beklemeden insanlığa faydalı olmak; zikrin kalpte yerleşmesini sağlayan en büyük "ciladır."

* Özellikle Yesevî meşrebinde "Alperenlik" ruhu, elinin emeğiyle geçinip halka hizmet etmeyi zikrin ayrılmaz bir parçası sayar.

3. Tefekkür ve Murakabe (Uyanıklık Hali)

Dersleri çekmek bir "eylem" ise, tefekkür o eylemin "idrak" boyutudur.

– Tefekkür-ü Mevti: "Ölmeden önce ölünüz" sırrınca, her gün bir miktar ölümü, hesabı ve fani oluşu düşünmek. Bu, dünyaya olan meyli keser.

– Murakabe: Zikir bittikten sonra da kalbi beklemek. "Şu an Allah beni görüyor, kalbimde O’ndan başkası var mı?" diye nefesi ve niyeti kontrol etmek.

4. Muhasebe (Günlük Rapor)

Geylânî Hazretleri’nin çokça vurguladığı üzere; salik her gece başını yastığa koymadan o günün çetelesini tutmalıdır.

* "Bugün kaç kez nefsimin peşinden gittim? Kaç kez edebi bozdum? Kaç kez ihlasla hareket ettim?"

* Bu muhasebe olmazsa, yapılan ibadetler kişide "ben yapıyorum" kibrine (ucub) dönüşebilir. Muhasebe, dervişi daima "fakr" (muhtaçlık) halinde tutar.

5. Sohbet ve Hâl Sirayeti

Okumak bilgiyi, zikir nuru artırır; ancak sohbet "hâli" bulaştırır.

* Kâmil bir mürşidin veya sadık ihvanın dizinin dibinde bulunmak, onların "hâl dili" ile boyanmak seyr-i sülûku hızlandırır. Tek başına yapılan sülûk, rehbersiz karanlık ormanda yürümeye benzer; yol uzar, tehlike artar.


Özetle;

Zikir ve namaz "tohum" ise; hizmet, tefekkür, az yemek-içmek ve edep o tohumun büyüyeceği "toprak ve sudur." Salik, dilindeki zikri hayatının her anına (pazarda, işte, evde) bir "ahlak" olarak taşıyamıyorsa, seyri sadece seccade üzerinde kalmış demektir. Asıl seyr-i sülûk; namazdan çıkınca, zikir tesbihini bırakınca başlar.



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU