"Liderlik" ve "Eşitlik" kavramlarını yeniden tanımlayan, kibrin kökünü kazıyan muazzam bir sahneyle devam edelim. Bugünün güzelliği: "Ayrıcalık Değil, Ortaklık: Odun Toplayan Sultan."
"Herkes Kadar Olmak: Farklılaşmama Edebi"
"Statü ve Ayrıcalık Yarışı"
Bugün bir makama, bir ünvana veya bir güce sahip olanların ilk yaptığı şey, kendilerini diğerlerinden ayıracak "ayrıcalıklar" talep etmektir. "Benim vaktim daha değerli", "Bu iş benim seviyem değil" diyerek, zorlu işleri başkalarına yıkıp sonucun kaymağını yeme yarışı içindeyiz. Oysa bir toplulukta "en tepede" görünenin, "en alttakiyle" aynı işe omuz vermesi, bugün bir "PR çalışması" sanılacak kadar nadir bir durumdur. Peki, kâinatın en şereflisi olan Hz. Peygamber (sav), bir yolculuk meşakkati içinde nerede dururdu?
Asr-ı Saadet’ten Kesit: "Ben de Odun Toplayayım"
Sahabelerle birlikte bir yolculuk sırasında, yemek hazırlamak için bir koyun kesilmesine karar verilir. Sahabeler hemen görev dağılımı yaparlar:
- Biri: "Kesmesi benden olsun" der.
- Diğeri: "Yüzmesi benden" der.- Bir başkası: "Pişirmesi de benden" der.
Herkes bir işin ucundan tutmuştur. O sırada Efendimiz (sav) de şöyle buyurur:
"Öyleyse odun toplamak da benim işim olsun."
Sahabeler şaşırırlar ve hemen atılırlar: "Ya Resulullah! Sizin yerinize biz onu da yaparız, Siz lütfen istirahat edin."
Efendimiz (sav), bugün her yöneticinin masasına asması gereken o muazzam cevabı verir:
"Sizin benim işimi de yapacağınızı biliyorum. Fakat ben, size karşı bir ayrıcalık elde ederek (size göre farklılaşarak) oturmaktan hoşlanmam. Zira Allah, kulunun arkadaşları arasında imtiyazlı/farklı durumda olmasını sevmez."
Ve gider, o sıcakta çölün ortasında çalı çırpı, odun toplar.
Hissedilecek Hikmet: "Hiyerarşi Değil, Kardeşlik"
Bu tablodaki hikmet şudur: Gerçek asalet, sahip olduğun gücü başkalarına hizmet için kullanmak, ama o hizmeti yaparken "hizmet edilen" pozisyonuna düşmemeye çalışmaktır. Efendimiz (sav) bize şunu öğretmiştir: Bir ekipte veya ailede işlerin yürümesi için herkes ter döküyorsa, "en büyük" olanın eli de o işe değmelidir.
Edeple edeplenmek; "Benim kim olduğumu biliyor musun?" kibrinden sıyrılıp, "Ben de sizden biriyim" tevazusuna bürünmektir. Eğer O (sav), odun toplayarak o yemeğe katkıda bulunuyorsa; bizlerin evde eşimize, iş yerinde mesai arkadaşımıza en basit işte dahi "Sen dur, ben yaparım" demesi, Efendimiz'in (sav) o nurlu yolundan bir kırıntı almamız demektir. Bugün hayatımıza bu ahlakı; "benim işim değil" dediğimiz küçük bir hizmeti bizzat üstlenerek taşıyabiliriz.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...