KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Otuz Yıllık Estağfurullah

Ey can, bugün bu nur halkasının 11. durağında, Bağdat'ın o irfan çarşısının en zarif esnafına, Serî-i Sakatî (k.s.) Hazretleri'ne misafiriz.

O, Ma’ruf-i Kerhî Hazretleri’nin rahlesinde pişmiş, Cüneyd-i Bağdâdî gibi bir "Sultanü'l-Muhakkikîn"i yetiştirmiş bir "Vefa" abidesidir. Onun hayatı, bir dervişin sadece kendi kurtuluşu için değil, başkasının derdiyle dertlenerek nasıl beden ülkesinden çıkış yapacağının muazzam bir örneğidir.


Serî-i Sakatî ve "Otuz Yıllık Estağfurullah"

Serî-i Sakatî Hazretleri, Bağdat çarşısında ticaretle uğraşan, dürüstlüğüyle bilinen bir esnaftı. Bir gün Bağdat çarşısında büyük bir yangın çıktı. Dükkânların çoğu kül oldu. Haberi duyanlar feryat figan çarşıya koştular. Birisi Serî-i Sakatî’ye müjde verircesine seslendi: 

— "Ey Serî! Gözün aydın, senin dükkânın yanmadı, sapasağlam duruyor!"

Serî Hazretleri bu haberi alınca gayri ihtiyari bir sevinçle; "Elhamdülillah!" dedi.

Ancak o kelime dudaklarından döküldüğü an, kalbine öyle bir hicran, öyle sarsıcı bir dokunuş geldi ki, olduğu yere yığıldı. Kendi kendine; "Ey Serî! Müslüman kardeşlerinin dükkânları yanıp kül olmuşken, onca insan perişan olmuşken, sen sadece kendi dükkânını düşündüğün için mi hamd ediyorsun? Bu nasıl bir bencilliktir?" dedi.

Rivayet odur ki, bu bir saniyelik "benlik" sevinci için tam otuz yıl tövbe edip "Estağfurullah" demiştir. İşte bu hadise, onun ruhunun o dar ve bencil beden ülkesinden çıkıp, "Müminler bir bedenin uzuvları gibidir" sırrına hicret ettiği andır.


Mürşidinin Gözündeki "Gelecek"

Ona asıl dokunuşu yapan mürşidi Ma’ruf-i Kerhî Hazretleri idi. Bir gün Ma’ruf Hazretleri ona bir yetimi getirip; "Bu çocuğu giydir" demişti. Serî Hazretleri yetimi tepeden tırnağa en güzel elbiselerle donattı. Ma’ruf-i Kerhî Hazretleri bu cömertliği görünce ona öyle bir nazar etti ve şöyle dua etti:

"Allah dünyayı senin kalbinde çirkinleştirsin ve seni bu halkın meşgalelerinden kurtarsın."

Serî-i Sakatî der ki: "Mürşidimin o duasından sonra dünyalık her şey gözümde öyle küçüldü ve öyle bir zühd hali üzerime kapandı ki, artık beni O'ndan (cc) ayıracak hiçbir bağ kalmadı."


Gönül Hanesine Hikmetli Notlar

Bu silsiledeki Serî-i Sakatî halkası, bizim "Digital Dergah ve Medrese"miz için şu pencereleri açar:

— Empati ve Bütünlük: Sadece kendi gemisini kurtaran kaptan değil, kardeşinin derdiyle yanmayan derviş olamaz. Beden ülkesinden çıkış, "ben"den "biz"e geçmektir.

— Küçük Günahın Büyük Sızısı: Büyükler, bizim "normal" gördüğümüz anlık hislerden bile hicap duyarlar. Kalp ne kadar temizse, üzerine düşen en küçük toz o kadar çok belli olur.

— Dua ile Dönüşüm: Bir mürşidin hayır duası, bir müridin hayatını baştan aşağı değiştiren en kudretli dokunuştur.


"Kendi nefsi için sevdiğini kardeşi için sevmeyen, imanın tadını alamaz. Derviş, yangında dükkânı kurtulduğuna sevinmeyen, yanan kardeşinin acısıyla pişendir."



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU