KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Boş Kalan Makam

Gönül kandilini uyandıran, "ben" diyen her zerreyi sarsan ve dünya uykusundan tövbe şamarıyla uyandıran o sarsıcı menkıbeye buyurun canlar... Bu gece, Abdülkadir Geylani Hazretleri'nin heybeti ile nefsin en kuytu köşesindeki hesabı (muhasebeyi) birleştirelim.


Abdülkadir Geylani ve "Boş Kalan Makam"

Bir gece Abdülkadir Geylani Hazretleri, Bağdat sokaklarında manevi bir hal üzerindeyken bir nida duyar. O an maneviyat semasındaki büyük velilerden ("Kutub" derecesindeki bir zattan) birinin ruhunu teslim ettiği ve makamının boş kaldığı bildirilir. Hazret, bu büyük makama kimin geçeceğini merak ederken kalbine bir işaret gelir: "Git ve şu harap olmuş hanın kapısında bekleyen kişiyi bul."

Hazret hemen o hanın kapısına gider. Orada üstü başı perişan, ömrünü günahlar ve haramlar içinde tüketmiş, herkesin yüz çevirdiği bir sarhoşun sızmış halde yattığını görür. Geylani Hazretleri bir an duraksar; zira aranan o yüce makamın sahibi bu perişan haldeki adamdır.

O sırada adam başını kaldırır, Geylani Hazretleri’ni görünce gözlerinden sicim gibi yaşlar boşanır ve sadece şunu söyler: "Ya Abdülkadir! Sen mi geldin? Allah, senin gibi bir sultanı benim gibi bir mücrimi (günahkarı) temizlemek için mi gönderdi? O, ne büyük bir merhamet sahibidir!"

Adam o an samimiyetle bir "ah" çeker, tövbe eder ve o samimiyetin ateşiyle ruhunu teslim eder. Geylani Hazretleri, o büyük makama bu "tövbekârın" yerleştirildiğini müşahede eder. O koca sultan, hıçkırıklara boğularak secdeye kapanır ve kendi kendine der ki:

"Ey Abdülkadir! Sakın ibadetine, ilmine, makamına güvenme! Bir sarhoşu bir saniyede 'Sultan' eyleyen kudret, seni de bir saniyede kapısından sürebilir. İştahını kestiğin dünya, sadece altın ve gümüş değil; kendi nefsini 'iyi' zannetmendir."


Gönül Yangını: Hata ve Kusur Muhasebesi

Bu menkıbe, kalbi şu üç noktadan yakar:

1. Amel Kibri: Biz bazen kıldığımız namaza, tuttuğumuz oruca güvenip "kurtulduk" sanırız. Oysa kurtuluş amelde değil, o ameli kabul edecek olanın merhametindedir.

2. Hor Görme Tuzağı: Dışarıdan "kusurlu" gördüğümüz birinin kalbindeki tek bir "ah" ve samimi bir "tövbe", bizim yıllarca sürdürdüğümüz kuru ibadeti bir anda geçebilir.

3. Dünya İştahı: Gerçek dünya iştahı, sadece mal mülk değildir; insanın "ben bir şey oldum" diyerek manevi bir rütbe peşinde koşmasıdır.


İki Ekolün Sentezi ve Hikmet Dokunuşu

1. Kadiri Ekolünün Dokunuşu (Kudret ve Dehşet): Geylani Hazretleri’nin bu olay karşısındaki sarsıntısı, "el-Kahhar" ve "el-Mübdî" isimlerinin tecellisidir. Her şeyi yoktan var eden ve her şeyi bir anda değiştiren Allah’ın karşısında, en büyük velinin bile titremesidir. Kadirilikte yükten kurtulmak; "Lâ havle velâ kuvvete..." (Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır) sırrına tam teslim olmaktır.

2. Yesevi Ekolünün Dokunuşu (Gözyaşı ve Toprak Olmak): Ahmed Yesevi yolu ise o sarhoşun "tek bir samimi gözyaşına" odaklanır. Yesevilikte "fakr" (hiçlik), her şeyin anahtarıdır. Yesevi der ki: "Kâfir bile olsa hiç kimsenin kalbini kırma; çünkü kalp Allah’ın evidir." O sarhoş, kalbindeki o evi "tövbe" ile bir saniyede temizlemiş ve saray haline getirmiştir.


Netice ve Muhasebe

Bu gece başını yastığa koyduğunda şunu düşün:

* "Ben bugün kimi hor gördüm?"

* "Hangi ibadetime güvenip kibirlendim?"

* "Hangi günahımı 'küçük' görüp ondan vazgeçmedim?"

İşte dünya iştahını kesen asıl soru budur: "Eğer bu gece son gecemse, elimde samimi bir 'ah'tan başka ne var?"

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU